İlişkide Haklı Olmak mı, Yakın Kalmak mı?

İlişkilerde en sık yaşanan kırılma noktalarından biri, tartışmanın içeriğinden çok tavrın kendisidir. Çiftler çoğu zaman neyi tartıştıklarını değil, nasıl tartıştıklarını fark ettiklerinde ilişkide bir şeylerin yolunda gitmediğini anlar. Bu noktada ortaya çıkan temel soru şudur:
Haklı mı olmak istiyoruz, yoksa yakın mı kalmak?
Birçok çift için tartışmalar yalnızca bir fikir ayrılığı değildir. Tartışmanın altında çoğu zaman görülme, anlaşılma ve değerli hissetme ihtiyacı yatar. Ancak bu ihtiyaçlar açıkça ifade edilmediğinde, ilişki hızla bir haklılık mücadelesine dönüşür. Kim daha mantıklı? Kim daha çok fedakârlık yaptı? Kim daha çok hak etti?
Bu noktada partner artık anlaşılmak istenen kişi olmaktan çıkar, ikna edilmesi gereken bir karşı tarafa dönüşür.
Haklı çıkmak kısa vadede bir rahatlama sağlayabilir. Kişi kendini güçlü, tutarlı ya da korunmuş hissedebilir. Ancak uzun vadede bu durum, ilişkide ciddi bir bedel doğurur. Sürekli haklılık üzerinden ilerleyen ilişkilerde zamanla şu duygular belirginleşir: anlaşılmama, yalnızlık ve duygusal geri çekilme.


Çiftlerle yapılan görüşmelerde sıkça duyulan şu cümle, bu tabloyu özetler:
“Beni dinlemiyor, sadece cevap vermek için bekliyor.”
Sağlıklı ilişkilerde temel fark, dinleme biçiminde ortaya çıkar. Birçok kişi partnerini anlamak için değil, kendini savunmak için dinler. Bu durum tartışmayı çözmek yerine derinleştirir ve aynı konuların tekrar tekrar gündeme gelmesine neden olur.
Oysa yakınlık, “haklı mıyım?” sorusundan çok şu soruyla kurulur:
“Partnerim şu an ne hissediyor?”
Yakın kalmak; her konuda aynı fikirde olmak demek değildir. Yakınlık, anlaşmazlık anlarında bile bağı koruyabilme becerisidir. Bu beceri; suçlamadan ifade edebilmeyi, savunmaya geçmeden dinleyebilmeyi ve çözümü kazanmaktan çok anlamaya odaklanmayı içerir.


Çiftlerin bunu yapmakta zorlanmasının önemli nedenlerinden biri, geçmişten öğrenilen ilişki dilidir. Çocuklukta duyulmadığını hisseden biri, yetişkinlikte kendini anlatabilmek için ısrarcı ya da sert olabilir. Görmezden gelinmiş biri, haklılığını kanıtlamaya çalışarak var olmaya çalışabilir. Bu nedenle bugünkü tartışmalar çoğu zaman yalnızca bugüne değil, geçmiş deneyimlere de temas eder.
İlişkilerde asıl mesele haklılığı ispatlamak değil, teması sürdürebilmektir. Sağlıklı ilişkiler, tarafların birbirini alt etmeye çalıştığı değil; anlamaya çalıştığı ilişkilerden oluşur. Yakınlık, kazanılan tartışmalarla değil, korunabilen bağlarla güçlenir.