Herkes Yanında Sanırsın

İnsan büyüdükçe şunu fark ediyor; herkesle aranın iyi olması, herkesin senin iyiliğini istediği anlamına gelmiyor.

Bazı insanlar vardır, hayatından çıkmazlar. Sürekli etrafındadırlar. Paylaşımlarını görürler, ne yaptığını bilirler, kiminle görüştüğünü takip ederler. Ama dönüp baktığında en zor gününde yanlarında bulamazsın. Bir başarını kutladıklarını hatırlamazsın. Düşünce kaldıran el değil, uzaktan izleyen göz olurlar.

Garip bir çağda yaşıyoruz.

İnsanlar artık sevmedikleri insanları bile hayatlarından çıkarmıyor. Tam tersine daha yakından takip ediyor. Eskiden mesafe vardı. Şimdi ise merak var. İnsanlar birbirlerinin hayatlarına bakıyor, kıyaslıyor, hesap yapıyor.

Yeni bir işe girersin, sessizlik olur.

Bir şey başarırsın, sessizlik olur.

Mutlu olursun, yine sessizlik olur.

Ama bir hata yap, bir tökezle, bir canın sıkılsın... Bir bakmışsın herkes haberdar.

Çünkü bazı insanlar senin mutlu olmanla ilgilenmez. Sadece senden geri kalmak istemez.

Belki de bu yüzden artık insan kalabalıklardan çok yoruluyor. Düşmanından değil, dost sandıklarından yoruluyor. Çünkü düşmanın ne düşündüğünü bilirsin. Ama sana gülümseyip içinden başka şeyler geçiren insanı anlamak zordur.

Bu yüzden herkesin hayatında bir dönem gelir. Telefon rehberi aynı durur ama konuştuğu insanlar azalır. Masadaki sandalyeler eksilir. Kalabalık dağılır.

İlk başta üzülürsün.

"Acaba neden?" diye düşünürsün.

Sonra anlarsın ki her giden kayıp değildir.

Bazı insanlar hayatından çıktığında eksilmezsin, hafiflersin.

Çünkü insanın omzunu yoran yük bazen sorunlar değil, samimiyetsiz ilişkilerdir.

Artık belli bir yaştan sonra insan şunu arıyor: Çok kişi değil, gerçek kişi.

Herkes beni sevsin istemiyor. Herkes beni alkışlasın da istemiyor. Sadece yanımda duran insanın gerçekten yanımda olduğunu bilmek istiyor.

Çünkü bu hayatta en büyük zenginlik kalabalıklar değil; sevincine sevinen, düştüğünde el uzatan birkaç güzel insan biriktirebilmek.

Gerisi kalabalık...

Kalabalık ise her zaman dostluk demek değil.