HEDİYE EDİLMİŞ ÜÇ SEÇİM

Son olaylar uzun zamandır memlekette düzenlenen seçimlerin danışıklı dövüş, tabiri caizse şikeli maç olduğunu ortaya çıkardı...

Tamam, biliyorum bu hepimizin midesini bulandırıyor, öfkesini kabartıyor ama ben ne yapayım ortaya çıkan acı gerçek bu ve ne kadar iğrenç olursa olsun, ne kadar öfkelenirsek öfkelenelim hepimiz bu gerçek ve bu iğrenç olayın failleri ile yüzleşmek zorundayız...

Yüzleşeceğiz ki aynı çukura bir daha düşmeyelim, bir daha kumpasa gelmeyelim...

Aslında hepimiz bu işe daha Ekmelettin olayında uyanmalı “hop ne oluyor” demeliydik...

Ama ne yaptık; Kayyum Kemal’in dediği gibi tıpış tıpış gittik oyumuzu Ekmelettin’e verdik.

Kendinize çok da kızmayın derim, neticede iyi insanlar kötülüğün ve iğrençliğin bu seviyesini hayal edemiyor, inandıkları güvendikleri insanın işbirlikçi bir hain olabileceğini akılları hafsalaları almıyor sonuçta “vardır bir bildiği bu kadar da bariz bir hata yapılmaz ki” diyerek dediğini dinliyor.

Üstelik zaten AKP adayı dışında oy verilebilecek hiç bir alternatif de yoktu...

Neyse bu gün ortaya çıkıyor ki aslında Kılıçdaroğlu bile isteye, taammüden kazanması mümkün olmayan bir adayı sahaya sürerek AKP’ye bir seçim hediye etmiş.

2014 seçimi tek vaka da değil....

Hediye edilen ilk seçim 2014 seçimiydi...

2014 seçiminde ben CHP’li arkadaşlara hep neden Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkanı Yılmaz Büyükerşen’i aday göstermediklerini sordum. Büyükerşen’i aday yapmaları halinde seçimi kazanma ihtimalinin çok büyük olduğunu çünkü Büyükerşen’in hem başarı ve icraatları, hem de dürüstlüğü ve ahlakı ile Türkiye’nin her kesiminden sağdan soldan, dincisinden dinsizinden, Türkünden Kürdünden rahatça oy alabileceğini anlattım.

Aslında bir ara adaylığı çok ciddi gündeme de geldi ama zamanın Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu çıktı Ekmelettin İhsanoğlu gibi kimsenin tanımadığı, bilmediği CHP’nin siyasi görüşü ile kültürel ve sosyal dokusuna yüzde yüz aykırı birini aday yaptı...

Hemen hemen herkes “olmaz kazanamaz aslı varken taklidine kim niye oy versin” dedi ama Kılıçdaroğlu o zaman da kimseyi dinlemedi, dediğim dedik öttürdüğüm düdük diye dayattı...

Sonuç malum seçim kaybedildi...

Sonradan üzerinde çok tartışılsa da o zaman kimse bu olayı bir işbirlikçilik ve hainlik bağlamında değerlendirmedi, Kılıçdaroğlu’na yönelik suçlamalar iş bilmezlik ve beceriksizlik ithamlarından ileri gitmedi...

Hediye edilen ikinci seçim ise Muharrem İnce’nin aday yapıldığı 2018 seçimi oldu...

2018 seçiminde de ben CHP yöneticisi dostlara Yılmaz Büyükerşen’in aday yapılması halinde seçimleri kazanmanın çok olası olduğunu anlattım ama gene kimse dinlemedi gittiler Muharrem İnce’yi aday gösterdiler.

Daha ilk adımda “Gel bakalım Muharrem” cümlesi ile adaylığı ilan edilen CHP adayı Muharrem İnce gerçekten de çok çalıştı amma ve lakin parti yönetimi onu tek başına yalnız bıraktı ve sonuçta o da kazanamadı. Seçim akşamı “adam kazandı” mesajını paylaşıp ortadan kayboldu...

Hediye edilen üçüncü seçim ise Kemal Kılıçdaroğlu’nun aday olduğu 2023 seçimleri oldu...

2019 yerel seçim zaferinden sonra bu seçimlerin kazanılmasına kesin gözü ile bakılıyordu CHP’nin Ekrem İmamoğlu ve Mansur Yavaş gibi anketlere göre açık ara önde kazanacağı belli olan iki adayı vardı.

Herkes kazanamazsın dediği halde Kılıçdaroğlu kendi adaylığını dayattı, hatta bu yüzden altılı masa devrildi, “Kılıçdaroğlu kazanamaz” diyen zamanın Genel Başkanı Meral Akşener’in o çirkin söylemleri hala kulaklarda çınlıyor.

Sonuçta banko kazanılabilecek bir seçim daha AKP’ye hediye edilmiş oldu....

CHP’nin uğradığı bu hezimet doğal olarak büyük tartışmalara neden oldu ve toplanan kurultayda Kılıçdaroğlu kendi belirlediği delegeler ile yarıştığı halde kaybetti yenilikçilerin desteklediği Özgür Özel Genel Başkan olarak seçildi. Büyük hazımsızlık gösteren Kılıçdaroğlu Özgür Özel’i tebrik dahi etmeden kurultayı terk etti gitti.

Sonrası malum kimin nasıl dayayıp döşediği, kirasının nasıl ödendiği belli olmayan ofislerde alternatif genel merkez gibi çalışmalar falan filan. Özgür Özel sabretti, hiç seviyesini bozmadı, son derecede usturuplu bir dil ile saygıda hiç kusur etmeden bu olaylara tahammül etti son derecede mülayim bir tavır sergiledi...

Bu dönemde saçma sapan bir mutlak butlan tartışması başladı ve en nihayetinde bayram öncesinde alınan bir karar sonucunda eski genel başkan Kemal Kılıçdaroğlu kayyum olarak getirilip partinin başına oturtuldu...

Doğal olarak çok sert bir tepki ile karşılaşıldı “hain Kemal” sloganları yeri göğü inletti ama konumuz bu değil konumuz hediye edilen üç seçim şimdi açıkça görülmektedir ki bu seçimlerin kaybedilmesi bir beceriksizlik değilmiş seçimler resmen danışıklı dövüşmüş ve o zaman görevini yapan Kayyum Kemal tarafından AKP’ye hediye edilmiş.

Özgür Özel ve Ekrem İmamoğlu’nun suçu; kurulu bu düzene çomak sokup yıllardır süren danışıklı dövüşe son vermek, CHP’yi büyüterek AKP’nin önüne geçirip Türkiye’nin birinci partisi haline getirmekmiş.

Her ne yaparsa yapsın, kimi aday gösterirse göstersin seçimleri kaybedeceğini anlayan AKP son kozunu kullandı, işbirlikçisinin ifşa olması pahasına onu kayyum olarak CHP’nin başına oturttu.

Şimdi görünen o ki Kayyum Kemal dördüncü bir seçimi daha AKP’ye hediye etmek için cansiperane uğraşıyor. Bunu da başarıp başaramayacağı ise tamamen Özgür Özel ve yoldaşlarının göstereceği direniş ile basirete bağlı. Bu noktada diğer muhalefet partilerinin ve halkın desteği son derecede önemlidir.

Eğer son kale CHP düşerse bu seçim de gitti gider ve daha da kötüsü Türkiye çok partili demokratik sistemden tamamen koparılmış olur.

Bunu önlemek isteyen Özgür Özel, Ekrem İmamoğlu ve Mansur Yavaş ile yoldaşlarına destek olmalı, onları yalnız bırakmamalıdır yoksa demedi demeyin yandı gülüm keten helva...

Kılıçdaroğlu yönetiminde kazanılan 2019 yerel seçimlerine ise bir sonraki makalemde değineceğim