HAYVANLAR ve İNSANLAR BİRLİKTE…

 

            5 Temmuz 2024 tarihli  “Katliam Yasasına Hayır” başlıklı yazımı, yine “Katliam Yasasına Hayır “ diye bitirmiştim.

            Çok üzüntü ve utanç vericidir ki,  şiddete karşı, sevgi ve dostluk yanlısı yazılar ve kitaplar  hazırlanıyor, biri bitiyor, diğeri başlıyor, ancak, Dünya’nın her yerinde ve Türkiye’de, insana, hayvana ve doğaya yönelik kıyımlar, cinayetler, katliamlar  bitmiyor, sürüyor.

            “Katliam Yasasına Hayır “ başlıklı yazımın ilham kaynağı, 30 Haziran 2024 Pazar günü, Ankara’da, Ulus’taki Atatürk Anıtı önünde, sevgi ve dostlukla beslenen, hatta canlı cansız tüm varlıkları beslemeye çalışan, kadın ve erkek her yaştaki gençlerin düzenlediği   bir miting,  güzel Türkçe’mize göre yazarsak, bir konuya, olaya yönelik  olarak farkındalık yaratmak, görüş ve önerileri toplumla, ilgili kesimlerle paylaşmak amacı ile herkesin katılabileceği açık hava toplantısı.

            Açık hava toplantısı, 5199 numaralı “Hayvanları Koruma Kanunu”nda yapılmak istenen ve hayvan katliamlarına sözde yasal dayanak getirmeye çalışan  değişikliğe karşı çıkmak amacı ile düzenlenmişti.

            TBMM’ye sunulan değişikliğin insana yakışmayan maddesi şöyle diyor.

             “Hayvan bakım evlerinde bulunan hayvanlardan 1 ay içerisinde sahiplendirilmemiş olanlara ötanazi yapılır. Sahiplendirilenler, rehabilitasyon işlemleri yerel yönetimlerce tamamlandıktan sonra sahibine teslim edilir. Sahipsiz hayvanların hayvan bakım evlerinde barındırılması, sahiplendirilmesi ve ötanazi yapılması ile ilgili usul ve esaslar Bakanlıkça çıkarılacak yönetmelikle düzenlenir.”

            Bu madde, ileri yaşlı insanları “Bakımevi” denen farklı, aileden, ailenin kök bulduğu ana alanlardan, kültürden  uzakta, evlat, torun, kardeş özlemi ile yaşamaya zorlamanın, hatta zorunlu hale getirmenin benzeri. Ağır bir şiddet türü.

            Ötenazi…Bu kelimeyi düşünenler, yazanlar, evet diyerek el kaldıranlar, imzalayanlar, insan bedeninin içindeki yüreklerinize, beyinlerinize, akıllarınıza ve vicdanlarınıza nasıl yakıştırdınız? TBMM’deki milletvekilleri ne yapacaklar acaba, hayvan katliamlarına yasal dayanak hazırlamaya çalışan bu değişiklik, aslında ek öneri için.

            Hayvanların Yaşam Hakları Konfederasyonu  (HayKonFed) İkinci Başkanı Haydar Özkan’ın, aşağıdaki konuşmasında haykırdığı gibi, Yüce Meclisimiz böyle bir yanlışa imza atmayacak mı, yoksa eller katliam için mi kalkacak?

             İnsan, hayvan ve doğa dostlarından birisi olduğuna inandığım Haydar Özkan umutla şöyle dedi, Ankara’daki açık hava toplantısında.

            “Ankara’da uyutma adı ile öldürmeye ve 2. öldürme planı olan toplamaya dur demek için  binlerce  can dostunun yüreği birlikte attı.

            Yetkililere şu soruları soruyorum.

            Batı modeli olan uyutma öldürmektir. Toplayıp bir ay bekletmek ise  2. öldürme planıdır.

            1-20 yıldır kısırlaştırma yapmayan belediyelere neden yaptırım uygulamadınız?

            2-1393 belediyede günde 11 kısırlaştırma ile bir yılda, 264 iş gününde 4 milyon kısırlaştırma yapılması mümkünken, Batı’nın öldürme kültürü niçin seçiliyor?

            3-Devasa yaşam alanları yaratmak için harcayacağınız parayla, tüm popülasyonun  kısırlaştırılabileceğini bilmiyor musunuz?

            4-Hayırsız Ada katliamından  bu yana 114 yıldır sokak hayvanları belediyeler eliyle zaten öldürülüyor. Öldürmenin çözüm getirmediğini görmüyor musunuz?

            5-Bu ülkede 30 tane Veteriner Hekimliği  fakültesini, hayvanlar katledilsin diye mi kurdunuz?

             Allah’ın yarattığını öldürmek ilahi nizama kafa tutmaktır. Yüce Meclisimizin böyle bir yanlışa imza atmayacağını umuyorum.

            Sokakta yaşayan köpekleri insandan uzak dev toplama kamplarına hapsetmeyi savunan ve “uyutma, ötenazi” adı altında köpekleri öldürmeyi hedefleyen Yasa Tasarısı TBMM’den geri çekilene kadar nöbetimizi ve çabalarımızı sürdüreceğiz.”

            Halkın seçtiği, halk adına hareket etmesi gereken milletvekillerimizin konuşma ve davranışlarını merak ediyorum, ediyoruz elbette. TBMM Komisyonunda ve Genel Kurulda neler diyecekler, neler yapacaklar?

            Ancak, asıl merak ettiğim,  hayvanların yaşadıkları, yaşamak zorunda kaldıkları sokaklardan, açık alanlardan uzaklaştırılmasını, iktidardaki Adalet ve Kalkınma Partisi milletvekillerine kimler önerdi, hangi gerekçeler ileri sürüldü, Yasada değişiklik yapılmasını kimler dillendirdi, metinleri kimler hazırladı ve TBMM Başkanlığı’na nasıl sunuldu?

            Utanmalıyız; sokaklarda yaşayan kedilerin bile korktuğu insan olmaktan, hayvanlara  katliam yapılması, cinayet işlenmesi için bir yasa değişikliğinin Türkiye Cumhuriyeti’nde gündeme getirilmesinden, çığlıklara karşın, yazılı metinin TBMM’ye  sunulmasından.

            Katliam Yasasına hayır. Ayıptan ve utançtan uzak, korkusuz, tehlikesiz ve güven içinde, hayvanlarla birlikte veya yakın yaşanabilecek bir ülke ve Dünya için evet.

            Hayvanlar ve insanlar birlikte veya yakın yaşayabilir, yaşamalı ve yaşanması için mutlaka herkesin katılabileceği, katkı verebileceği çözümler bulunmalı.

            İnsan melekler can almaz, cana can katar, yaşatır.

HayKonFed İkinci Başkanı Haydar Özkan konuşmasını yaparken. 

Soldan, PATİVİSTA Derneği Başkanı Gülizar Kapukaya, PATİKO Derneği Yöneticisi İsmail Erdoğan ve Ankara Pati gönüllülerinden Özge Özden.

Ankara Barosu Hayvan Hakları Merkezi  Başkanı Av. Tuğba Gürsoy konuşurken.