Şu lafı bilirsiniz "300 kişiye ekmek veriyorum, sayemde 300 aile doyuyor" hadi len oradan, sanki bana hayır işliyor.
"Ben o kadar güzelim ki, sevgilinizi elinizden almam 5 saniye sürer..." sosyal medyada akım olan bu lafı da bildiniz mi? Hanım kızlarımız, delikanlılarımız yarı çıplak fotoğraf koyup bunları yazıyor. Hadi len oradan.
İş yerinde müdür gaza geliyor, "bak seni kovarım, kapıda 500 kişi senin işini yapmak için bekliyor, ben olmasam işsiz kalırsın" hadi len oradan.
Siyasetçi aşkla konuşuyor "Bu hizmetleri ben yaptım, ben olmasam bunlar olmazdı" sanki babasının parasıyla yaptırıyor. Hadi len oradan.
Çiftler tartışıyor, "ben olmasam seni kimse almazdı evde kalırdın" hadi len oradan.
Örnekleri çoğaltmak elbette mümkün ama ortak sorun, hep "ben" kavramı. Kimsiniz len siz? Kendinizi ne zannediyorsunuz?
Bu üstün egonuz, cebinizdeki üç kuruştan mı besleniyor yoksa, birilerinin sizi çoğu zaman haksız yere bir mevkiye getirmesinden, gözünde büyütmesinden mi?
Son yılların "trend" olan bu tavrı, insanlığı daha da bitiriyor, bireyselleşme hareketi kibri besliyor ve ukalalığa dönüştürüyor.
Bir iletişimci olarak "biz" kavramının önemi hakkında çok konuşabilirim de gerek yok, çünkü hayat, "biz" kavramının önemini yeterince anlatıyor zaten.
"Biz" kavramına sahip olmayan ülkelerin üçüncü dünya ülkesi olduğu ortada, bu kavrama sahip olan takımların şampiyonluklar, başarılar kazandığı ortada, ailelerin gerçek aile olduğu, ilişkilerin gerçek ilişki olduğu, şirketlerin yükselişleri ortada.
Ayrışmayan, ötekileşmeyen, bir diğerine saygı duyan, onu dinleyen, öğrenmeye çalışan, çok sesliliğin hakim olduğu; kurumların, ülkelerin, oluşumların nasıl bir zenginlik sunduğu ortada.
Bu yazdıklarıma rağmen hala şüphesi olanlar içinse üç kutsal kitaptan örnekler aşağıda.
Nisa 36: (...) Çünkü Allah, kendini beğenen ve çokça övünüp duran kimseleri kesinlikle sevmez.
İşaya 13:11: (...) Kibirlilerin küstahlığına son vereceğim ve zalimlerin gururunu kıracağım.
Tevrat: Ey Musa, hataların anası üçtür: kibir, haset, hırs.