O güzel dilimiz, Türkçemiz hızla bozulmakta. Konfüçyüs; “Bir milleti yok etmek istiyorsanız işe önce dili ile başlayın” der. İşte ben de son zamanlarda hayretle dinlediğim diyaloglar hakkında yazmak istedim sizlere… Mesleğim gereği hep gençlerle bir aradayım. Onları tüm varlık halleriyle çok seviyorum ve hepsini tek tek gönülden kucaklıyorum. Geleceğimizi emanet ettiğimiz çocuklarımız ve gençlerimiz bizim en kıymetlilerimiz. Hazinemiz. Ancak Türkçemizin bozuluyor oluşu beni derinden üzüyor. Öyle ki sözlükte bulunmayan bu yeni kelimelerin türemesi jet hızıyla gerçekleşiyor. Bende bu yeni dil karşısında hayretler içerisinde kalıyorum. Gençlerin kendi aralarında türettikleri bu yeni tür dil traji-komik ve hatta ürkütücü bir hal almaya başladı.
Örneğin; “Günaydın” demek için “Güno”, “Gergin” demek için “Gergo”, “Aşkım” demek için “Aşko”, “Erkek” demek için “Erko”, “Müsait misin” demek için “Müso.” Bildiklerim bunlar. Ama eminim daha çok fazlası var. İşin aslı akıl tutulması yaşıyorum. Gülsem mi, ağlasam mı şaşırıp kalıyorum. Sanırım onları anlayamadığım tek konu bu olacak. Bu yeni tür lügat karşısında kendimi başka bir gezegende gibi hissediyorum. Dilimizde olmayan bu yeni kelimeler aslında pek çok şeye işaret ediyor. Belki zamanın olduğundan hızlı akması hissi, pek çok şeye yetişememenin verdiği yükle hayatın zorunlu kıldığı pratiklik hissi belki. Belki üşengeçlik, belki bezginlik… Bilemiyorum. Ama dilimizi yozlaştırıyoruz. Çok yazık ediyoruz. Kültürel miraslarımızı, değerlerimizi korumamız çok önemli. Ama bir yaprak, ama bir ağaç, ama bir kedi, ama bir köpek, ama bir tarihi eser, ama bir kelime bir dil. Hepsi bizim değerimiz. Hepsi bizim köklerimiz. Hepsi bizim vatanımız. Yapmayalım.
Önümüzdeki zamanlarda gençlere bir hediyem olacak. Benim ise onlardan tek isteğim dil kullanımına özen göstermeleri, Türkçeyi hak ettiği değerde yaşatmalarıdır. Dil, yaşayan canlı bir varlık. Nasıl beslersek öyle büyüyecek. Lütfen ona gereken hassasiyeti gösterelim. Gösterelim ki, gelecek kuşaklara bozulmadan kalabilen bir kültürel miras bırakalım.