GERİDE KALMIŞ!

Türkiye toplumunun yüzde 70’ini kafasız sanıyor. İtiraf etmek gerekirse “Cumhur İttifakı Örgütü’nün” içinde yer alan HÜDA-PAR gibi şeri parti dahil oylarını bu yüzde 70’de alıyorlardı.

RTE; 26 Ağustos 2024 tarihinde yaptığı bir açıklamasında kısaca diyor ki: “…Yokluk ve yoksulluk geride kaldı…” diyor.

Tam o gün yurttaşlardan biri Abuzittine soruyor: “…Bu yokluk ve yoksulluk geride kalmış…” Erdoğan öyle diyor. Bu “yokluk ve yoksulluk nereye gitmiş?”

Abuzittin yanıt veriyor: “fakir ve fukaranın evini ziyarete gitmiş…” diyor.

Şimdi “yokluk ve yoksulluğun geride kalmadığını” satır satır yazalım.

2024 yılının Ağustos ayı verilerine bakalım. Açlık sınırı 20 bin 958 lira, yoksulluk sınırı ise 64 bin 157 liraya çıkmıştır.

Yani “yokluk ve yoksulluk” RTE’nin dediği gibi gerilerde kalmamıştır.

Şimdi 23 yılda Emperyalist devletleri RTE ve ekibinin nasıl desteklediğine, yoksulların ödediği vergileri nerelere harcadıklarına, 1 liraya yapılacak işlerin nasıl 10 liraya yaptırıldığını gözler önüne serelim…

Önce köprülerden başlayalım…

RTE’nin modeli nedir?

Yap, işlet, devret modeli…

Fatih Sultan Mehmet Köprüsü’nün ana müteahhidi Japon Mitsubishi firmasında 2. Köprü + Kınalı-Sakarya otoyol projesinin projeden başlayalım. Sözleşmede köprünün payı 125 milyon dolardı.
3. Köprü projesinin lansmanı yapılırken üzerinde Avrupa bağlantılı 2 şeritli demiryolu olacağı söylenmişti.
O tarihlerde hayali resimler medyada paylaşılmıştı. Sözleşme demiryolu dahil maliyet üzerinden yapılmıştı.
Zamanla RTE ve ekibi demiryolunu zamanla unuturdu.
Parası ödendi ya da ödeniyordu.
Ama başta CHP’nin o zamanki Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu başta olmak üzere Bugüne kadar hiçbir muhalefet partisi konunun üstüne gitmedi.
                Tam bu noktada size yurt dışından bir örnek vermek istiyorum.

                Yapmış olduğum araştırmayı okurlarıma sunmak istiyorum.

                Şimdi sıkı durun! Özellikle AKP, MHP, HÜDA-PAR öteki “Cumhur İttifakı Örgütü’ne” sunmak istiyorum.

Bakınız! Norveç’te deniz seviyesinden 292 metre derinlikte ve 14,400 metre uzunluktaki (Dünyanın en derin ve en zor projesi olan) Ryfylke tünel otoyolun maliyeti o tarihte 785 milyon Euro oldu. Bizdeki 3. köprünün maliyeti ise 3,5 kat daha fazlaydı!

Birim uzunluk maliyetine göre kıyaslama yaparsak 23 katı! Yani bizim 3. köprünün 1 metresinin maliyeti Norveç’teki tünel otoyolun 1 metresinin maliyetinin 23 katı.
           

Ne zaman ki AKP iktidarı kuruldu, Devlet Bahçeli zamanla 360 derece değişti.

Artık bu iktidarın kesin savunucusu olmuştu.

Bahçeli’ye göre de “yokluk ve yoksulluk geride” kalmıştı.

AKP ve Tayyipgiller iktidarının can simidi, stepnesi, payandası ve kurtarıcısı olarak iş görmeyi günümüzde de sürdürüyor. 

Muhalefet partileri AKP İktidarının ekonomiyi çökerten politikalarını eleştirdiğinde, RTE’nin ve AKP’nin üzerine toz kondurmuyor.

Bahçeli hemen savunma makamına geçiyor ve iktidara karşı olan kesimlerin üzerine sert sözleriyle saldırıyor.

Kraldan fazla kralcı oluyor.

Bahçeli’nin gerçi gerek partisinin ve gerekse kendisinin siyaset sahnesinde eski önemi ve ağırlığı kalmadı ama yine de bildiği yolda devam edip gidiyor.

RTE’nin dediği gibi “…yokluk ve yoksulluk” geride kalmadı. Kat ve kat artı. Ama Türkiye, Osmanlı döneminde yaşamıyor. İnsanlar padişahların ağzından çıkan “vurun kellesini’ gibi emirlerle yok edilsin! Bu rejim Osmanlı döneminden daha kötü değil mi?