GENÇLİĞİ KİM YETİŞTİRİYOR?

Bir gençlik hayal edin…

Aileden saygıyı öğrenmiş, öğretmenine hürmet eden, çalışmanın değerini bilen, sorumluluk almaktan kaçmayan bir gençlik... Kültürel bilgiyle, teknolojik beceriyle donanımlı, gelişen ve üreten bir gençlik…

Öyle ki; geleceğimizi gözümüzü kırpmadan emanet edebileceğimiz bir gençlik…

Fakat bugün karşımızda nasıl bir tablo var?

Dijital çağın içinde büyüyen yeni nesil, geçmiş kuşaklardan çok farklı bir dünyanın çocukları olarak yetişiyor. Artık çocukları sokaklar değil ekranlar büyütüyor. İnternet adeta anne, sosyal medya aile, telefon ve tablet ise susturucu bir dijital emzik hâline gelmiş durumda. Gençlerin önemli bir kısmı saatlerini ekran başında geçiriyor; düşünmekten çok tüketiyor, üretmekten çok izliyor. Gençler dijital girdabın ortasında savrulup gidiyor.

Elbette teknolojiyi bütünüyle suçlamak doğru olmaz. Çünkü mesele teknoloji değil, teknolojinin nasıl kullanıldığıdır. Bugünün gençleri aslında tarihin en hızlı öğrenen, bilgiye en kolay ulaşan ve en fazla imkâna sahip kuşağıdır. Bir tuşla dünyaya ulaşabiliyor, farklı kültürleri tanıyabiliyor, yeni beceriler kazanabiliyorlar.

Doğru yönlendirilmiş bir gençlik, dijital çağın en büyük gücü olabilir.

Çocuklara sadece “telefonu bırak” demek çözüm değildir. Çünkü gençler ilgisizliğin ve yalnızlığın içinde kendilerine bir dünya kuruyor. Aileler önce çocuklarıyla vakit geçirmeyi öğrenmeli. Sofrada aynı masada oturup farklı ekranlara bakan ailelerden sağlıklı iletişim çıkmaz. Sevgi, ilgi ve denetim eksik olduğunda gençler kendilerini sanal dünyanın sahte ışıklarına kaptırıyor.

Anne babalar kontrol mekanizmasını kaybetmemeli. Çocuğun kimlerle vakit geçirdiğini, hangi içeriklerle beslendiğini bilmeli. Çünkü sanal dünya, doğru kullanılmadığında gençliği sessizce içine çeken büyük bir girdaba dönüşebiliyor. Atalarımızın dediği gibi; “Kendi hâline bırakırsan ya davulcuya ya zurnacıya kaçar.” Bugün de kendi haline bırakılan gençlik sanal dünyanın kontrolsüz koridorlarında kayboluyor.

Bu nedenle gençliği teknolojiden tamamen uzaklaştırmak yerine, teknolojiyi bilinçli kullanmayı öğretmek zorundayız. Gençler sadece içerik tüketen değil; üreten, araştıran, sorgulayan ve düşünen bireyler hâline gelmelidir. Yazılım geliştiren, kitap okuyan, fikir üreten ve sorumluluk alan bir nesil yetiştirmek artık bir tercih değil, zorunluluktur.

Geleceği kurtaracak olan, teknolojinin kullandığı değil; teknolojiyi bilinçle kullanan gençler olacaktır.