Fransız Halk Cephesi

Ocak 1933'te Almanya'da Nazi’lerin zaferi Avrupalı işçiler üzerinde radikalleştirici bir etki yarattı. Anti-faşist refleks, Büyük Buhran’a tepki olarak kapitalizme karşı artan düşmanlığı beraberinde getirdi. Faşizme karşı pasif reformist duruş işçilerin geniş kesimleri tarafından reddedildi ve Sosyal Demokrat partiler ile sendikalarda sol eğilimler ortaya çıktı. Bu süreçte Fransa siyasi istikrarsızlık ve skandalla boğuşuyordu. Şubat 1934'ten önceki 18 ay içinde Fransa'da beş farklı hükümet kuruldu ama hepsi aynı partilerden oluşuyordu. Bütün bunlar ekonomik durgunluğun şiddetlendiği ve resmi siyasete yabancılaşmanın arttığı bir dönemde gerçekleşti. Büyük Buhran Fransa'yı başka ülkelerden sonra etkiledi ve çok daha uzun sürdü. Iktisadi durum özellikle orta sınıfları fazlası ile etkiledi. Kırsal kesimin gelirleri 1930'dan sonraki beş yılda nerede ise üçte bir, küçük iş adamlarının gelirleri ise aynı dönemde yaklaşık beşte bir düştü. Faşizmin bir sonraki zaferi Fransa olacak gibi görünmekteydi. 

Fransız Komünist Partisi'nin (PCF) 1933'te otuz bin üyesi vardı. Almanya'daki yenilgisinin ardından acı çekerken hâla Stalin'in, devrimin yakın olduğu ve sosyal demokratların faşizmin ikizi, "sosyal faşist" ve baş düşmanı olduğu yönündeki tutumuna sımsıkı bağlıydı. Görüşünü aynı anda faşist çetelere, hükümete, ve Sosyal Demokrasiye karşıyız diye ifade etmekteydi. Faşizme karşı birlik isteği Sovyet dış politikasındaki değişimle aynı zamana denk geldi. Başlangıçta Stalin, kendisinin ve Hitler'in anlaşabileceğine inanıyordu -nitekim bu Ağustos 1939'da gerçekleşti - 1935'e gelindiğinde bu umursamazlık alarma dönüştü. Stalin Nazi tehdidini dengelemek için İngiltere ve Fransa ile bir anlaşma arayışındaydı. Komünist ve Sosyal Demokrat partiler arasında anlaşmalara artık izin veriliyordu. Bu temelde Sovyetler Birliği ile Fransa ortak bir anlaşma imzalandı ama PCF'nin savunma harcamalarına karşı çıkma politikasıyla tamamen çelişmekteydi. Hızlı bir geri dönüşü gerçekleştiren parti, Sovyet Dışişleri Bakanı Litvinov’un yeni çizginin ne anlama geldiğini tekrarladı: mühim olan, Fransa'nin askeri gücünün zayıflamaması ve hiçbir iç sorunun Almanya'nin tasarımlarına fayda sağlamamasıydı. 

PCF şimdi Sosyalistlerle olan anlaşmasını Radikalleri de kapsayacak şekilde genişletmeyi önerdi. Bu ittifakı haklı çıkarmak için kullanılan teorik argüman, bunun Sosyalistler ve Komünistler tarafından temsil edilen işçi sınıfı ile Radikaller tarafından temsil edilen orta sınıf arasında bir ittifak anlamına geleceği, faşizmin orta sınıflar arasında büyümesini engelleyecek bir ittifak olduğuydu. Halk Cephesi programı Radikallerin pozisyonlarıyla sınırlıydı ama Komünistlerin yükselen sloganı 'Barış, Ekmek, Özgürlük’ oldu. Komünist lider Thorez, Fransız bayrağını ve milli marşı Marseillaise'i sağdan kurtardıklarıyla övünüyordu. 

Eğer Halk Cephesi kitle hareketi, siyasi koalisyon ve hükümet olarak üç düzeyde ele alınırsa onun yalnızca dar anlamda siyasi bir olgu olarak değil, engelleri yıkmaya çalışan siyasi, sosyal ve kültürel bir patlama olarak görülmesi gerekir. 1930'larda Fransa'nin oldukça bölünmüş toplumunda Halk Cephesi sonuçta bu hedefinde başarısız olsa bile Fransa'da efsanevi bir statü kazandı. İşte bu yüzden Fransız siyasi yelpazesinin solunda yer alan partiler Yeni Halk Cephesi’ni aşırı sağ lider Marine Le Pen’a karşı kurdular, ve Cumhurbaşkanı Macron’un partisi ile anlaşarak Pazar günkü parlamento ikinci tur seçimlerinde Beşinci Cumhuriyeti savunma mücadelelerine devam etmekteler.