THTM’den Milli Eğitim Bakanlığı önünde basın açıklaması
Türkiye Halk Temsilcileri Meclisi üyeleri Ankara'da Milli Eğitim Bakanlığı (MEB) önünde bir araya geldi.
OĞUZ OYAN: EĞİTİM LAİKLİKTEN UZAKLAŞTI, ÇOCUKLAR UCUZ İŞ GÜCÜ OLDU
Basın açıklamasında THTM adına konuşan Oğuz Oyan, THTM'nin son genel kurulunda karara bağlanan laiklik bildirisini okudu. Geçtiğimiz yıl aynı yerde İsrail'in Filistin halkına yönelik soykırımına karşı toplandıklarını hatırlatan Oyan, bugün de benzer bir süreçten geçildiğini ifade etti. Oyan, Türkiye'nin ulusal varlığını Cumhuriyet devrimlerine ve laiklik temeline borçlu olduğunu belirterek güncel dış politikadaki emperyalist tehditlere dikkat çekti. Mevcut siyasi iktidarın eğitim sistemini laik kimliğinden uzaklaştırarak çocukları ucuz iş gücü haline getirdiğini ve anayasal ilkeleri çiğnediğini savunan Oyan, Öğretim Birliği ve hilafetin kaldırılması gibi temel kanunları korumanın anayasal bir zorunluluk olduğunu dile getirdi. Oyan'ın konuşmasında, gericiliğe karşı laik eğitimi yeniden tesis etme ve devrim yasalarını yaşatma kararlılığını yineleyerek mücadele çağrısında bulundu.
ARZU KAYHAN BASIN AÇIKLAMASINI OKUDU
THTM Çankaya temsilcisi Arzu Kayhan, 3 Mart 1924 tarihinin yalnızca idari bir düzenleme değil, uygarlık yönünü belirleyen tarihsel bir kırılma noktası olduğunu belirtti. Kayhan konuşmasında halifeliğin kaldırılmasıyla kutsallık zırhına bürünmüş siyasal otoriteye son verildiğini ve Tevhid-i Tedrisat Kanunu ile bilimsel ve kamusal eğitim anlayışının egemen kılındığını ifade etti. Cumhuriyetin kurucu kadrolarının Türkiye'nin yönünü dogmadan akla, kulluktan yurttaşlığa çevirdiğini söyleyen Kayhan, bu mirasın bugün açık bir kuşatma altında olduğunu vurguladı. Milli Eğitim Bakanlığı ve Bakan Yusuf Tekin'in uygulamalarını eleştiren Kayhan, Ramazan ayı bahanesiyle okullara dayatılan gerici etkinliklerin eğitimin inanç temelli bir alan haline getirilmesi anlayışının son hamlesi olduğunu savundu.
Kayhan 3 Mart 1924'ün ülke tarihinde ve aydınlanma mücadelesindeki yerini şu sözlerle ifade etti: "3 Mart 1924, Türkiye Cumhuriyeti'nin yalnızca bir idari düzenleme değil, uygarlık yönünü belirleyen tarihsel bir kırılma noktasıdır. O gün kabul edilen devrim yasaları; halifeliğin kaldırılması, eğitim birliğinin sağlanması ve devletin laik karakterinin güçlendirilmesiyle Cumhuriyet'in özünü inşa etmiştir. Bugün, Cumhuriyet'in yalnızca adı korunurken özünün giderek daha da aşındırıldığı bir süreç yaşanmaktadır. Kamusal alanın dinselleştirilmesi, eğitimin piyasalaştırılması ve bilimsel içeriğin geriletilmesi; Cumhuriyet'in aydınlanmacı birikimini tasfiye etmiştir. Bu nedenle 3 Mart'ı anmak, yalnızca tarihsel bir hatırlama değil; devrimi savunma ve ilerletme sorumluluğudur."
Konuşmasında öğretmenlerin can güvenliği sorununa da değinen Kayhan, İstanbul Çekmeköy'de bir meslek lisesinde öğrencisi tarafından bıçaklanarak yaşamını yitiren öğretmen Fatma Nur Çelik'i hatırlattı. Okulların sahipsiz bırakıldığını ve güvenliğin sağlanamamasının eğitim emekçilerini korumasız bıraktığını belirten Kayhan, okulların güvenliğinin kamusal bir sorumluluk olduğunun altını çizdi. Kayhan sözlerini, laiklikten ve kamucu eğitimden vazgeçmeyeceklerini vurgulayarak, kahrolsun saltanat, yaşasın Cumhuriyet sloganıyla tamamladı.
GERİCİ ETKİNLİKLERE DEĞİL EĞİTİME BÜTÇE
Eğitim-İş Sendikası adına konuşan öğretmen İnci Gül, mevcut eğitim sistemindeki aksaklıkları sert bir dille eleştirdi. Gül, laik ve bilimsel eğitimden uzaklaşılmasını, okulların dini grupların etkisine bırakılmasını ve öğretmenlerin can güvenliğinin hiçe sayılmasını temel sorunlar olarak sıraladı. Bütçenin öğrencilerin temel ihtiyaçları yerine dini etkinliklere aktarılmasını eleştiren Gül, eğitimde yaşanan bu tabloya karşı Devrim Yasaları'nın hayati bir koruma kalkanı olduğunu belirtti. Eğitim emekçilerinin yalnız bırakılmayacağını ve toplumsal eşitlik için aydınlanmacı bir eğitimin şart olduğunu ifade etti. Etkinlikte ayrıca THTM akademi inisiyatifi adına Özgür Aydın da bir konuşma gerçekleştirerek sürece ve bilimsel eğitimin önemine dair tepkileri dile getirdi.