FARE BENNY

Başlığı görüp “ne alaka” demeyin ve okuyun lütfen. 1954 yılında bilim insanları bir deney yapmaya karar verir ve Benny isimli erkek bir fareyi kafese kapatır. Kafeste bir düğme vardır ve fare her düğmeye bastığında, beynine zevk hissi veren zararsız bir elektrik akımı verir. Benny, başlangıçta bu düğmeye yanlışlıkla basar. Her bastığında mutlu olur kendini iyi hisseder.

Bilim insanları bir müddet sonra, kafese yiyecek hatta bir dişi fare koyarlar. Yetmez, kafesin kapısını açık bırakırlar. Sonuç beklenmedik olur. Benny, ne dişi fareye ne yiyeceğe ne de kaçmaya yeltenir. Sadece ve sadece düğmeye basmaya devam eder çünkü haz ve mutluluk kendisine çabasız verilmektedir, mücadele etmesine gerek yoktur. Bir saat içinde bile binlerce kez düğmeye basan Benny, günler içinde açlıktan ve yorgunluktan ölür.

Çabasız mutluluk, sıfır emek ve sonsuz dopamin her yaratılanın hayali. İşte o yüzden, rüşvetle elde edilen ihalelere bayılıyoruz.

İşte o yüzden, torpille gelinen koltuklardan kalkamıyoruz.

İşte o yüzden, makamların verdiği zevkten vazgeçemiyoruz.

İşte o yüzden, sosyal medyada oramızı buramızı açıyoruz.

İşte o yüzden, durmadan ekranı kaydırıyoruz.

İşte o yüzden, hazır yemeğin tadı, emeğin tadından daha hoş geliyor.

İşte o yüzden, beğenilmek için her şeyi yapmaya hazırız.

İşte o yüzden, sırf konuşulmak için yalan yanlış iddialar ortaya atıyoruz.

İşte o yüzden, sırf birilerinin mutsuzluğu bize zevk verdiği için, iftiraya başvuruyoruz, dedikodu yapıyoruz.

İşte o yüzden, kolay olanın şehvetine kapılıp, doğruyu yapmaktan uzaklaşıyoruz.

İşte o yüzden, aldığımız zevk ve beğenilme devam etsin diye, yetim hakkı yiyoruz, yardım paralarını çalıyoruz, işlere fesat karıştırıp, kesemizi dolduruyor, ihtiyacımız olmayan lüks arabalar, bol sıfırlı banka hesapları, malikaneler, yüksek maaşlar peşinden koşuyoruz. Güzel kadınlara, güçlü erkeklere öykünüyoruz.

Birileri bize görünmez bir düğme vermiş sanki, o düğmeye bastıkça; ahlak değerleri, insan olmanın önemi, dinin gereği falan önemsizleşiyor. Çaldıkça, hak yedikçe kolay yükseliyor ve bunun zevkiyle gözümüzü karartıyoruz. Okumuyoruz, anlamıyoruz, sorgulamıyoruz, düşünmüyoruz, hesaplamıyoruz. Aslında yalnızlaşıyoruz. Haydi kalın sağlıcakla.