“Eyy Amerikan Uşakları, Neredesiniz?!”

İsrail’in, Gazze’deki insan katliamlarını tırmandırdığı bir dönemde MHP lideri Devlet Bahçeli, 2023’ün Ekim ayında partisinin TBMM’deki grup toplantısında, “Eyy Amerikan uşakları, neredesiniz?.. Filistin’e sahip çıkmayacak mısınız?.. Harekete geçelim, en önde ben yola revan olmazsam namerdim” şeklinde sert bir çıkış yapmıştı.


O günden beri Gazze’ye gitmek bizlere kısmet olmadı ama, bir Amerikalı ABD Başkanı Trump meseleye el koydu, İsrail ve Mısır’ı ziyaret ederek devlet başkanları ile toplantılar yaptı, Müslüman dünyanın liderlerini Mısır’da hizaya getirdi, sahnede teker teker tokalaşarak filmler çektirdi. Müslüman Arap devletlerine trilyonlarca dolarlık silah ve teknoloji ürünleri satışı yaptı, gitti.
Güya Ateşkes sağladılar. O günden sonra tüm Müslüman ülkelerin sesleri kesildi ama, İsrail, saldırılarını ve katliamlarını acımasızca sürdürüyor. Son olarak ben bu satırları karalarken Lübnan’ın başkenti Beyrut’a yapılan hava saldırısında, Hizbullah’ın 5 üst düzey yetkilisinin öldürüldüğü haberleri duyuluyordu.


“Gazze’ye giderim” çıkışının üzerinden bir yıl geçti, Devlet Bahçeli bu kez 2024’ün yine Ekim ayında Türkiye’nin baş belası PKK terör örgütü konusunda ezber bozan bir çıkış yaptı, TBMM’deki grup toplantısında “Abdullah Öcalan gelsin, TBMM’de DEM Parti grubunda konuşsun, PKK silahları bıraksın...” dedi.


Bu çıkışı da bir yıl kadar siyasal ortamda tartışıldı, önemli gelişmeler oldu, Öcalan’a ‘Umut Hakkı’ tanınarak İmralı’dan çıkarılması, sonra Selahattin Demirtaş ile cezaevlerinde bulunan PKK’li teröristlerin serbest bırakılması gündeme getirildi. Irak’ta 30 kadar PKK’linin silah yakma törenleri ilgiyle izlendi. Son günlerde TBMM’de “Terörsüz Türkiye” üzerinde çalışan 51 kişilik komisyon kuruldu, İmralı’da PKK’nin kurucu lideri Öcalan ile görüşme konusu gündeme getirilerek tartışıldı.


PKK konusundaki ilk çıkışının üzerinden bir yıl kadar zaman geçtikten sonra Cumhur İttifakı’nın büyük ortağı ve MHP lideri Devlet Bahçeli, yine Ekim ayı içerisinde sert çıkışlar yaptı, Abdullah Öcalan için “Kurucu Önder” ifadesini kullandı, “İmralı’ya kimse gitmezse ben tek başıma giderim” diye meydan okudu.


TBMM’deki Komisyonda İmralı’ya gidilmesi tartışıldı. Anamuhalefet partisi CHP’nin Genel Başkanı Özgür Özel, “Biz kimsenin arkasına takılan bir vagon olmayız, 50 bin masumun katili olan PKK lideri Öcalan’ın ayağına gidilmemelidir” dedi. CHP, İmralı heyetine üye vermedi, AK Parti, MHP ve DEM’li üç üyenin İmralı’ya gideceği açıklandı.
Heyet İmralı’da ne yapacakmış? Abdullah Öcalan ile Terörsüz Türkiye sürecini görüşecek, Suriye’deki YPG ile ilgili atılabilecek adımları konuşacakmış!
İşin garip tarafı, ülke gündeminin en önemli konularında İttifak’ın lideri Cumhurbaşkanı Erdoğan, hiç sesini çıkartmıyor; koalisyon ortağı Devlet Bahçeli bombayı patlatıyor, sonrasında Erdoğan, “İttifak ortağımız Sayın Bahçeli’ye teşekkür ediyorum, tarihi bir adım attı...” şeklinde açıklamalarla yetiniyor.


Gazze konusunda İktidar, Bahçeli’nin çağrısına uyum gösterememiş, Gazze’ye gidilememişti ama, PKK ile başlatılan yeni barış süreci, tam da Bahçeli’nin önerdiği şekillerde yürütülüyor.
“Terörsüz Türkiye” süreci yürütülüyor ama yine de Cumhurbaşkanı Erdoğan ve parti sözcüleri beklendiği kadar seslerini çıkartmıyorlar, gelişmeleri yukarıdan izlemekle yetiniyorlar.


Tüm gelişmeler, toplumsal kesimlerde endişeyle izleniyor; “İttifakın lideri Erdoğan, önemli konularda atmak istediği adımları önce Bahçeli aracılığı ile gündeme taşıtıyor, sonra da toplumsal kesimlerden gelen tepkilere göre adımlarını atıyor...” deniyor.
Toplumda, Gazze konusunda da PKK terör örgütü konusunda da atılan tüm adımların siyasal hesaplara göre planlandığı, Cumhur İttifakı’nın geleceğine yarar sağlayacağı kesinleşen adımların cesaretle atıldığı, kuşkulu bulunanların ise temkinli bir şekilde yukarıdan izlendiği görüşü hakim.
Bir çok kez yazılarımda ifade ettiğim gibi, siyasal hesaplarla hazırlanan toplumsal planlar, ne ülkeye ne de siyasal sözcülerine hiç bir yarar sağlamaz.


Terör örgütleri ile masaya oturup pazarlık yapmak yerine, yasama, yürütme ve yargı organlarınızla el ele verirsiniz, toplumun etnik, dil, din, inanç ve kültür farklılıklarını ortadan kaldıracak yasal ve yaşamsal düzenlemeleri yaparsınız, demokrasinizi çağdaş uygarlıklar düzeyine yükseltirsiniz, iç ve dış güçlerden destek alan terör örgütleri, nefes alamaz hale gelirler.
Koskoca Türkiye Cumhuriyetini yöneten yirmi üç yıllık güçlü bir iktidar olarak, elli bin masumun katili terör örgütü ile barış masasına otururken, muhalefetteki partilerin genel başkanlarını, belediye başkanlarını, sözcülerini, ne idiği belirsiz suçlamalarla üçer beşer cezaevlerine doldurursanız, barış peşinde olduğunuza kimseyi inandıramazsınız.