Bir gazeteciyi muktedirleri, muktedirlerin iş ve eylemlerini sorgulayıp eleştirdi diye o ya da bu şekilde baskı altına almak, tutuklamak ya da benzeri yaptırımlar uygulamak demokrasinin temel ilkelerine açıkça aykırıdır.
Üstelik sadece demokrasinin değil bu ülkedeki en üst hukuk normu olan Türkiye Cumhuriyeti Anayasasına da aykırıdır.
Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının konu ile ilgili amir hükümleri şöyledir:
MADDE 28- Basın hürdür, sansür edilemez.
Basımevi kurmak izin alma ve malî teminat yatırma şartına bağlanamaz.
Devlet, basın ve haber alma hürriyetlerini sağlayacak tedbirleri alır.
Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının Düşünce Özgürlüğü ile ilgili maddeleri de şöyledir:
MADDE 25- Herkes, düşünce ve kanaat hürriyetine sahiptir. Her ne sebep ve amaçla olursa olsun kimse, düşünce ve kanaatlerini açıklamaya zorlanamaz; düşünce ve kanaatleri sebebiyle kınanamaz ve suçlanamaz
MADDE 26- Herkes, düşünce ve kanaatlerini söz, yazı, resim veya başka yollarla tek başına veya toplu olarak açıklama ve yayma hakkına sahiptir. Bu hürriyet resmî makamların müdahalesi olmaksızın haber veya fikir almak ya da vermek serbestliğini de kapsar
Bakın basın hemen hemen her yerde vardır ama özgür basın sadece demokratik ve özgürlükçü ülkelerde bulunur.
Hatırlatayım SSCB’de bir Pravda basını vardı!
Bu basın kuruluşu halka gerçekleri anlatmak ve egemen güçleri sorgulamak yerine halkı kandırıp egemenlerin hata, yanlış ve hatta suçlarını gizlemek için bir kitle iletişim aparatı olarak dizayn edilmişti.
Sonuçta size soruyorum: SSCB Pravda basınını halka dayattı da ne oldu?
Bu şekilde SSCB yıkılıp dağılmaktan kurtulabildi mi?
Elbette hayır çünkü her diktatörlük eninde sonunda yıkılıp, bölünüp parçalanmaya mahkumdur.
Bir ülkede iktidarda kalabilmek uğruna Pravda basını tarzında bir basın inşa etmeye kalkmak, basını sansürlemek ve baskı altına almak o ülkeye yapılacak en büyük kötülük ve ortaya çıkabilecek en büyük beka sorunudur.
Bu kadar lafı niye ettim?
En son olarak gazeteci arkadaşımız Alican Uludağ sudan sabundan bahaneler ile tutuklandı. Üstelik bu tutuklama bütün hukuk usulleri ayaklar altına alınıp çiğnenerek yapıldı.
Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Hukukçu Mansur Yavaş bu usulsüzlükleri bir paylaşımında gündeme getirip eleştirdi ve: “Gazeteci Alican Uludağ, Ankara’da ikamet etmekte; suçlama konusu olduğu iddia edilen sosyal medya paylaşımlarını da Ankara’dan yapmaktadır. Buna rağmen sürecin İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülmesi ve tutuklama kararı verilmesi, yetki, usul ve ölçülülük açısından kamuoyunda soru işaretleri doğurmuştur. Gazetecilik faaliyetleri nedeniyle tutuklama tedbirine başvurulması istisnai olmalı; ifade ve basın özgürlüğü ile adil yargılanma hakkı titizlikle gözetilmelidir. Hukukun üstünlüğüne ve basın özgürlüğüne sahip çıkmaya devam edeceğiz.” Dedi.
Mansur Başkan bu eleştirisinde yerden göğe kadar haklı değil midir?
Peki, Alican Uludağ’ın başına gelenler istisnai bir vaka mıdır?
Elbette hayır, bırak istisnai bir vaka olmasını muhalif basını susturmaya yönelik organize bir girişim olduğu ortadadır. Benzer olaylar Fatih Altaylı ve Merdan Yanardağ gibi daha bir çok basın mensubunun da başına gelmiş bulunmaktadır.
Elbette demokratik bir hukuk devletinde ne iktidar sahiplerinin, ne basın mensuplarının ve ne de başka bir meslek grubu ya da sınıfın yargı bağışıklılığı olamaz. Bizim anayasamıza göre herkes hukuk önünde eşittir amma ve lakin siyasi saikler ve iktidarını koruma gayreti ile yargı gücünü bir aparat olarak kullanıp basını susturmak, sansürlemek ya da otosansür uygulamaya zorlamak bu çerçevede değerlendirilemez.
Özellikle son dönemde aslında bir önlem olan tutuklama eylemini kişilere hüküm giymeden peşin peşin ceza çektirmeye dönüştürüldüğü görülmektedir ki bu asla kabul edilemez bir hukuk ihlalidir.
Pekala, bu tip hukuk ihlalleri nasıl önlenebilir?
Bunu önlemek aslında son derecede basit; savcı ve hakimleri istedikleri ve verdikleri yanlış kararlardan dolayı mesul tutup, hesap soracaksın hatalı kararlarını şahsi olarak tazmin ettireceksin bak bakalım o zaman sudan sabundan bahaneler ile tutuklama gibi kararlar verebiliyorlar mı?