Nedir Çocuk Edebiyatı? Her zaman yaptığım gibi sorumun cevabı için Emin Özdemir’in “Edebiyat Sözlüğü” kitabının 101. sayfasında bulunan “Çocuk Edebiyatı” yazısından alıntı yapacağım.
“Çocukluk döneminin, düş, düşlem, ilgi alanı ve duygu dünyası göz önünde bulundurularak çocuklar için oluşturulan sözlü ve yazılı ürünleri içeren edebiyat. Bu edebiyatın ürünlerini oluşturma, çocuk dünyasının renkliliğini tanımanın yanı sıra özel bir donanım gerektirir. Çocuk dilinin şiirsel dokusunu, inceliklerini bilmeyi gerektirir. Çünkü çocuklar dillerindedir. Çocuklar, yetişkinlerin ‘minyatür’ örnekleri değildir. Onların ellerine verilecek romanlardan, öyküerden, şiirlerden beklentileri yetişkinlerinkinden farklıdır. Bunu, Nobel Ödüllü yazar Isac Bashevis Singer şöyle belirtiyor: ‘1. Çocuklar kitap okur, eleştiri değil. Eleştirmenleri umursamazlar bile. 2. Çocuklar kimliklerini bulmak için okumazlar. 3. Suçluluk duygusundan kurtulmak, isyankârlığa susamışlıklarını bastırmak ve yalnızlıktan kurtulmak için okumazlar. 4. Psikolojiyle ilişkileri yoktur. 5. Sosyolojiden nefret ederler. 6. Kafka veya Finnegans Wake’i anlamak için okumazlar. 7. Onlar tanrı, aile, melekler, şeytanlar, cadılar, cinler, mantık, berraklık, dakiklik ve benzeri demode konulara inanırlar. 8. İlginç aşk öyküleri severler, yorum, rehberlik ve dipnotlerı değil. 9. Bir kitap can sıkıcıysa utanmadan ve korkmadan esnerler. 10. Sevdikleri yazarın insanlığı kurtarmasını beklemezler. Genç oldukları için yazarın bunu beceremeyeceğini bilirler. Ancak yetişkinlerin böyle çocuksu hayalleri bulunur.’ Çocuklar için yazmanın güçlüğü, incelikli bir iş oluşu da buradan geliyor işte.”
Ülkemizde ve dünyada çok önemli çocuk edebiyatı yazarı vardır. Bunları burada saymaya kalksam bu sayfalar yetmez. Ama birkaç tane önemli ismi anmadan geçemeyeceğim.
Dünya edebiyatında, Samed Behrengi “Küçük Kara Balık”, Jules Verne “İki Yıl Okul Tatili, Aya Yoculuk, 80 Günde Devrialem, Denizler Altında 20 Bin Fersah vd”, Daniel Defoe, “Robinson Crusoe”, Edmondo de Amicis “Çocuk Kalbi”, Roald Dahl “Charlie’nin Çikolata Fabrikası”, Antoine de Saint Exupery “Küçük Prens”, Carlo Collodi, “Pinokyo”, Jose Mauro de Vascancelos “Şeker Portakalı”, Ferenc Molnar, “Pal Sokağı Çocukları” Eleanor H. Porter, “Pollyanna”, Johanna Spyri “Heidi” , Lewis Carol”Alice Harikalar Diyarında” ilk akla gelenler.
Türk edebiyatında ise, Mavisel Yener “Karamelli Akide Şekeri”, Hidayet Karakuş “Sayısal Çocuk”, Oktay Akbal “Dondurmalı Sinema”, Tarık Dursun K. “Hoşça kal Küçük”, Talip Apaydın “Toprağa Basınca”, Aziz Nesin “Anıtı Dikilen Sinek”, Ömer Seyfettin “Falaka”, Rıfat Ilgaz “Bacaksız Serisi”, Yaşar Kemal “Filler Sultanı ile Topal Karınca”, Cahit Zarifoğlu “Serçekuş”, Muzaffer İzgü “Anneannem Serisi”, Eflatun Cem Güney “Açıl Sofram Açıl”, Ülkü Tamer “Pullar Savaşı”, Gülten Dayıoğlu “Suna’nın Serçeleri” ilk akla gelen kitaplardır.
Benim ilk okuduğum çocuk romanı Talip Apaydın’ın “Toprağa Basınca” kitabı olmuştu. Demirlibahçe Ortaokulu’nda Türkçe öğretmenimiz Dursun Akçam, her dersten önce bu kitabı bize okutmuştu.
İlkokul öğretmeni İnci ile kardeşi Erdal’ın uzak bir Anadolu köyünde geçen ilginç öyküsüydü anlatılan. Hepimiz çok beğenmiştik “Toprağa Basınca” kitabını. Romanın kahramanı Erdal, köy yaşantısını sevmeye başlar ve bir yerde duygularını şöyle dile getirir :
“Köy sevgisi benliğimi doldurdu. Yurt sevgisi, bayrak sevgisi halini aldı… Köyü sevmeden, köy için çalışmadan Türkiye’nin kurtulamayacağı gerçeğine vardım. Bunun için toprağa basmak, köyü tanımak gerekiyordu. Benim bilgim ve inancım topraktan gelir… Çünkü ben ömrümün en güzel bir yılını köyde geçirdim, köylülerin hayatına karıştım. Toprağa bastım. O toprak öyle bir varlık ki ona değdiniz mi onu bir daha unutamazsınız…” (s.191)
Bugünlerde ise Emin Özdemir’in “Yarışmalar Kenti” adlı çocuk romanını okudum. Çocuklara doğayı, okumayı ve başarılı olmayı anlatan bir kitap.
Arka kapakta “Romanın kahramanı Erdem, çok özel bir kentte anlamlı bir yarışmaya katılıyor; gördüğü gözlediği her şey ve yaşadığı heyecan okuru da sarıp sarmalıyor, kitabın içine çekiyor.” diyerek tanıtılıyor kitap
Kitapta çok hoşuma giden iki alıntı ile yazımı sonlandıracağım. “İnsan, yarışan varlıktır… Kendimizle yarışma, yarışmaların en güzelidir. Uygarlık, yarışmalarla gelişmiştir.” (s.35) “Başarılı olmak için: Başarılı kişilerin yaratılarını tanıyın; ama onların sesi ya da gölgesi olmayın. Başarıya giden yolun, başarısızlıktan geçtiğini unutmayın. Sözcükler, duyma, düşünme, düş kurma gücümüzün sınırlarını genişletir; söz dağarcığınızı geliştirin. Hangi alanda çalışırsanız çalışın, yeni yeni deneyimler yapın, her deneyim size bir şeyler kazandırır. Bilmeden, öğrenmeden başarılı olamayız; öğrenmeyi, yeme içme gibi günlük yaşamınızın bir parçası kılın.” (s.36
Okulların açılmasına az bir zaman kala çocuklarımıza okuma alışkanlığı kazandırmak dileğiyle bol okumalı günler diliyorum.