DÜNYA YANIYOR ANNELER…

İnsan soyunun gelişinden başlayarak Dünya yanıyor anneler. Konuşan, yazan, çizen, belgeleyen insan; insanlığın, sevginin, dostluğun, gönül kardeşliğinin, huzur, güven ve barış içindeki bir Dünya’nın, Evrenin tarihini yazmıyor, yazamıyor.

Savaşları, fetihleri, işgalleri, ağır silahların üretimini ve satışını, kan ve gözyaşını yazıyor, okutuyor, öğretiyor.

“Dünya’nın hangi kara parçasına, hangi gölüne, hangi denizine, hangi okyanusuna, hangi nehirine, hangi ırmağına, hangi dağına, hangi ormanına, hangi çölüne, insan veya hayvan kanı akmadı, akıtılmadı” diye sorulsa, “Hepsinde, insan eliyle dökülmüş bir canlının, çok canlıların mutlaka kanı vardır” olur benim yanıtım.

Ancak mutlak bir gerçek daha var. Acı, kahredici, hatta utanç verici bir gerçek.

İnsan veya hayvan kanının döküldüğü, akıtıldığı her yer, insan-hayvan annelerin, kadınların, insanlaşmayı başarmış olanların ahları, vahları, hıçkırıkları, çığlıkları, acıları, duaları, bedduaları ile inledi, inliyor.

Bu sesler, aslında Dünya’nın alevler içinde yanışıdır. Güneş’in çevresinde dönen Dünya’nın cehenneme doğru gidişidir bu sesler. Çoğunlukla alevler görülmez, çünkü o alevler ateşten değil, acıdandır, korkudandır.

Amerika Birleşik Devletleri ve İsrail’in “ayıp ve utanç” düzeyine varan saldırılarında eşlerini, çocuklarını, annelerini, babalarını yitirenlerin acılarıdır o alevler. O alevler, yakınlarımızda ve çok uzağımızda bulunan ülkelerde, farklı görüş ve inançlara yönelik cinayetlerdir, katliamlardır.

O alevler, Türkiye ve Dünya hapishanelerinde tutulan masum annelerin, babaların, kardeşlerin, çocukların ve eşlerin acıları, gözyaşlarıdır.

O alevlere karşı yaşamaya çalışmanın gücü ise umuttur. Evet, bu alevleri üretenlerin “kötü insanlar” olduğunu, bir gün tümünün yok olacağını veya iyi”leşeceklerini bilenlerin, “iyi insanların” varlığından güç alarak yaşayanların yitirmediği umut.

İlerlemiş yaşıma karşın benim de umudum çok yüksek.

Görünen veya görünmeyen alevlerle cehenneme doğru giden, hatta birçok yeri cehennem haline gelmiş Dünya’daki utanç verici yangınları söndürecek olanlar, anneler ve anne yüreği taşıyan kadınlardır.

Kan, gözyaşı, acı, korku ve gürültü ile dönen, ancak, doğal yörüngesinden çıkıp bilinmeyen bir cehenneme doğru sapması için Dünya’yı ateşli veya ateşsiz bir alev topu haline getirmeye çalışan “vahşi insana” karşı, kadın*erkek birlikteliğini ve dayanışmasını sağlayacak annelerdir umudumuz, umudum.

Nitekim, Amerika Birleşik Devletleri ve İsrail başta olmak üzere, Dünya’nın bazı yerlerinde annelerin önderliğinde, haklara dayalı, silahsız ve şiddetsiz hareketler artmaya başladı.

Birleşmiş Milletler Örgütü, Avrupa Birliği ve savunma amaçlı kurulan NATO, silahsız ve şiddetsiz bu girişimleri desteklemeli, Dünya’nın şiddet alevi ile cehenneme doğru gidişini durdurmalıdır.

Türkiye ve Dünya’nın annelerine, bir kez daha sesleniyorum.

Yalan, iftira, tuzak, hakaret, tehdit, baskı, adaletsizlik asla siyaset değildir. Tek kelime ile şiddettir.

Annelere, anne yüreği ve sevgisi ile yaşayan kadınlara, şiddete karşı duran erkeklerle birlikte, önce ülkelerinde, sonra uluslararası alanlarda derneklerde, federasyonlarda, kooperatiflerde, konfederasyonlarda birleşmelerini, haklara ve yasalara uygun olarak örgütlü hareket etmelerini, aralarındaki kültür, inanç ve siyasal görüş farklılıklarını doğal zenginlik saymalarını bir kez daha öneriyorum.

Haydi, Türkiye’nin ve Dünya’nın anneleri, gönül anneleri, haydi, haydi, haydi…