Dünya Bayram Olsa

Bölgemizdeki silahlı çatışmanın sonrasında farklı dünyalar farklı senaryolar hayal edebiliyoruz. Bunların bazıları gördüğümüz gibi olumsuz. Sonuncusu ise tam tersi ve Şenay’ın bize 1970’lerin başında bahşettiği unutulmaz şarkısından esinleniyor: Hayat Bayram Olsa.

Bu yardımlaşan bayram arifesi dünya senaryosunda ülkeler kalkınma ve toplumsal sürdürülebilirlik dönüşümü için ortak bir siyasi irade oluşturmak mecburiyetindeler; Ar-Ge faaliyetlerine, uzmanlığa ve çalışma yaşam kalitesinin geliştirilmesine yatırım yapma; uluslararası düzenlemelerin ve standartların geliştirilmesine aktif olarak katılmaya çaba sarfetmek gerek.

Olası bu dünyada, devlet ve devlet dışı aktörler arasındaki işbirliği sayesinde toplumsal ve küresel sorunlar çözülmüş, ekolojik, sosyal, ekonomik ve güvenlik açısından sürdürülebilir bir dünya hedeflenmiş. Gelişmiş teknolojilerin sorumlu ve insan merkezli kullanımı, sürdürülebilir büyüme ve verimliliğin artmasına yol açmış, bu da dünya genelinde refahın artmasına katkıda bulunmuş.

Uluslararası kurallara dayalı sistem ve demokratik gelişim güçlenip ve çok taraflı iş birliği proaktif bir şekilde yürütülmekte. Ulusüstü kurumlar, küresel güneydeki aktörleri eskisinden daha fazla dikkate alırken ülkeler arasında silahlı çatışma veya savaş sayısı azalıp askeri ittifaklar da birbirleriyle iş birliği yapmakta. Kutuplaşma ve eşitsizlik azalırken küresel olarak zorunlu göç sayısı da düşmekte. Sosyal kurumlara olan güven dünya çapında artarken sivil katılımın önemi büyümekte. Değerler ve tutumlar küresel dayanışmayı, barış içinde bir arada yaşamayı, sosyal adaleti, insan haklarını ve cinsiyet eşitliğini vurgulamakta.

AB, kurallara dayalı uluslararası sistemin güçlendirilmesinde kilit bir rol oynamakta ve AB normları ve standartları küresel eyleme yön vermekte. Birliğin Türkiye, Karadeniz ve Balkan ülkeleri ile genişlemesi ve derinleşmesi başarılı olurken üye devletler ortak kurallara ve değerlere bağlı kalıyor. Temel ilke olarak da Schengen bölgesinin iç sınır kontrolleri olmadan serbest dolaşım kabullenilmiş. Çalışma ve eğitim amaçlı göç de artmakta.

Güçlü bir jeopolitik oyuncu olarak AB, ABD ve Çin arasındaki rekabet ortamını dengelenmiş ve ilişkileri adil rekabete doğru gelişmiş. Ortak düzenleme ve denetim yoluyla uluslararası finans piyasalarındaki bozulmalar en aza indirilirken dünyada daha önce ticaret akışlarında ciddi aksamalara neden olan krizler ve çatışmaların azalmasıyla, doğaya verilen zararlı etkiler azalmakta ve işler sorunsuz bir şekilde ilerlemekte.

Kritik hammaddelerin üretimi ve tüketimi uluslararası anlaşmalar yoluyla kontrol ediliyor. Amerika Birleşik Devletleri'nde siyasi uç noktalar uzlaşmış, ülke ekonomik olarak başarılı olmuş ve sosyal olarak daha eşitlikçi bir yönde gelişmekte.

Çin'in merkeziyetçi politikası daha çoğulcu bir topluma yer açmakta, kontrol gevşetilirken azınlıkların durumu iyileşmekte. Şehirlerin ve bölgelerin gücü artıyor ve Çin, büyük şehirlerde refah yaratan ve toplumu aktif tutan büyük ve işleyen bir iç pazara sahip. Rusya federal yapıya kavuşurken bölgesel kurumları güçlenip kök salmaya başlıyor ve faaliyetlerinde süreklilik mevcut. Uluslararası iş birliği ve kurumlarda, örneğin Arktik iş birliği, Rusya ile güveni yeniden tesis etmek için küçük adımlar atılmakta.