DUDAK OKUMA NOTLARI Uygur Orhan

Bir insana sanatın her alanında var olmak, bu kadar mı yakışır? Fırça, kalem, çeşitli testereler, bıçaklar, törpüler, eğeler, keskiler, matkaplar ve kazıyıcıları varsa ve bunlar da Uygur Orhan’ın elinde ise, elbette yakışıyor.

Uygur Orhan, 1963’de Harput’ta doğdu. İlk ve orta öğrenimini bu kentte tamamladı. Dicle Üniversitesi Eğitim Fakültesi Türk Dili Edebiyatı bölümünü bitirdi. İlk şiiri Şehir dergisinde yayımlandı. İlk kitabı Yüzyıllık İkişık (2012), Her Aşk Yüreğine Göre (2025), Uygur’uktan Aforizmalar (2009), Göğün Zembereği (2009), Roboski Ölüleri (20212), yılında yayımlandı. Roboski Ölüleri kitabı aynı yıl Adnan Yücel Şiir Ödülü’ne layık görüldü. Ardından Dudak Okuma Notları (2017) Kemal Özer Şiir Jüri Özel Ödülü ve Kuşluk Vakti Ekmekleri (2023) kitabı ile Sennur Sezer Emek ve Direniş Jüri Özel Ödülü aldı. Ter ve Lirik (2024) adlı yapıtını yakılarak öldürülen Mohammad Naurtani’ye ve iş cinayetlerinde yitirilen çocuklara adadı.

Türkiye Yazarlar Sendikası üyesi olan Uygur Orhan’ın şiir çalışmaları dışında resim ve heykel sanatı üzerine çalışmaları da bulunmaktadır. Bu çalışmalarını Lirik Art, Avamgard, Çıra Sanat atölyelerini kurarak kolektif bir bilinçle sürdürmüştür. Heykeltıraş arkadaşı Mehmet Latif Sağlam ile gençlik kamplarında Guernica, Herakleitos ve Barış anıtlarını gerçekleştiren sanatçı, Çıra Sanat Atölyesi’nde yürüttüğü resim ve heykel çalışmalarına, Gri Kare Resim, Heykel ve Seramik Sanat Galerisi’nde devam etmektedir.

Mesut Akatay, kitabın arka kapağına: “O gerçeğin şiirselliği peşinde koşan bir serüvenci. İnsanları seviyor, onlar için de acı çekiyor. Dilin iç sesiyle yazdığı şiirlerinde sık sık çocukluğa sığınıyor. Doğaya kaçıyor. Şiirini diyalektik bir düzeleme oturtuyor. Çizgilerden kelimelere giden bir köprü kuruyor kitabında’’ diye yazmış.

Bunun üzerine belki de hiçbir şey yazılmamalı ama ben de bir iki cümleyle söz etmek istedim.

Yukarıda saydığım ödüllü kitaplarından sadece bir tanesini okudum. “Dudak Okuma Notları” 2017 yılında Kemal Özer Şiir Jüri Özel Ödülü’nü ne kadar hak ettiğini gerek çizimleriyle gerekse şiirleriyle, eğer okumadınızsa okuyunca sizler de göreceksiniz.

Sevgili, Orhan Hocam, kitabını bana imzalarken “İnsan ruhunun mühendisliği adına-Kemal Özer anısına” diye imzaladı.

Bu kadar emeğin, duygunun, çekilen acılarının, gözlemlerin ve politik birikimin devleştirdiği Usta’ya da –İnsan ruhunun mühendisliği- yakışırdı.

Politik birikimini şiirlerine ve çizgisine taşırken sloganlaştırmadan ama yüreğinizin en derinine ve en doğal haliyle kazıyarak nasıl da insanın ayaklarını yerden kesiyor, eylem alanındaymışçasına yüreğini harlıyor.

Sivas katliamında katledilen Behçet Aysan’ı anarken; nasıl akıtıyor yüreğinizin yağını makas değiştiren tren raylarına.

Behçet AYSAN’a

“bir makas düş değiştiriyor

göğü biçiyor..

mavi trendeyim..

şarkışla Gemerek arası..

ne de uzunmuş böyle..

git babam git..

denizlerin düşü çağrışırken kalbinde..

bir beden makas değiştiriyor..

şiiri biçiyor kağıtta..”

bir başka dizelerinde şöyle diyor, Uygur Orhan:

“böyle fırçasız..

boyasız gecede..

kaç sabır kuşu kondu..

biliyor musun sevgili..”

tablo hâlâ simsiyah.”

Orhan hocama; İki noktanın imla kuralında yeri yok bildiğim kadarıyla dedim, her dizenin sonuna neden iki nokta koyduğunu sordum. Şöyle cevap verdi: “O da imla kılavuzuna başkaldırı,” dedi. Saygıyla karşıladım.

Yol her daim açık olsun, hayallerin başköşeye gelsin otursun kıymetli dostum.