Gelişmiş ve gelişmekte olan ülkeler eğitime büyük yatırımlar yapmak mecburiyetinde ve eğitim standartlarının küresel olarak yükselmesi ümit edilmekte.
Doğal kaynakların kullanımı sürdürülemez bir şekilde artarak iklim değişikliğini ve habitat kaybını hızlandırmakta. Doğal kaynakların sınırlı olması ve aşırı tüketimi, doğrusal ekonomiden döngüsel ekonomiye geçişi tetiklemekte. Bilimsel düşünce ve araştırmaya dayalı bilgi, modern toplumun temel taşları olduğunu kabul edersek, dezenformasyon ve kasıtlı yanlış bilgilendirmenin yayılmasıyla karşı karşıya kalmakta olduğunu da görmekteyiz.
Aslında küresel nüfus artışı yavaşladı ve doğum oranlarındaki düşüşün ekonomik, politik ve kültürel sonuçları da var. Zengin ülkelerde nüfus bağımlılık oranı önümüzdeki on yıllarda hızla artacak. Nüfusun çalışma ve işlev görme yeteneğindeki azalma, ekonomik ve sosyal sürdürülebilirliği tehdit etmekte. Kaynak kıtlığı, ilaç bulunabilirliği ve dağıtım zincirlerindeki sorunlar, altyapı eksikliği ve eğitimli personel yetersizliği, insanların ihtiyaç duydukları bakımı alma yeteneklerini etkilemekte.
Yaşam ortamı ve güvenlik ile ilgili çeşitli faktörler göçün itici güçleri olarak rol oynamaktadır. Son yarım asırda, dünyadaki göçmen sayısı sürekli olarak arttı. Küresel göçün ardında birbiriyle ilişkili birçok faktör bulunmaktadır; bunların başlıcaları ekonomik ve sosyal nedenler, çatışmalar ve değişen iklim koşullarıdır. Ekonomik eşitsizlik küresel olarak artmıştır. Zengin ve fakir ülkeler arasındaki uçurum genişlemiş ve 2020'den itibaren aşırı yoksulluk içinde yaşayan insan sayısı artmaya başlamıştır. Kutuplaşmanın gelişmesiyle birlikte, sosyal istikrarsızlık, radikalleşme ve şiddetli çatışma olasılığı da küresel olarak artmaktadır.
Şehirler, devletle birlikte küresel ekonominin kilit oyuncularıdır. Dünya GSYİH'sının %80'inden fazlası şehirlerde üretilmektedir. AB'nin kentleşme oranının 2050 yılında %84'e ulaşması beklenmektedir. Gelecekte, şehirlerin ekonomik, sosyal ve çevresel dayanıklılığının güçlendirilmesine önem verilecektir.
Dindarlık, dünya görüşleri ve kimlik yelpazesi giderek daha çeşitli hale gelmekte. Laikleşme veya sekülerleşme ve liberalleşme gibi değer ve tutumların kutuplaşmasını ve aynı zamanda milliyetçiliğin, popülizmin, değer muhafazakarlığının ve otoriterliğin yükselişini gözlemlemekteyiz.
Teknolojik gelişme hızlı ve doğrusal olmayan bir şekilde gerçekleşiyor, etkileri yoğunlaşıyor ve genişliyor. Küresel teknoloji rekabeti, jeopolitik ve ekonomik güç arayışı, güvenlik ve bilgi ortamıyla giderek daha fazla iç içe geçiyor. Teknolojinin geliştirilmesi ve kullanımına yön veren değerler ve normlar, demokratik ve otoriter devletlerde çok farklı. Küresel teknoloji şirketlerinin önemli bir güç sahibi haline geldiğini savunanlar artmakta.
Buradaki kilit nokta, gerçekten çığır açıcı çözümler üretebilen, birbirine bağlı yenilikler olarak adlandırılan çeşitli gelişmiş teknolojilerin birleşimidir. Teknolojik dönüşümün yeni bir büyüme yaratması, verimliliği artırması ve refahı yükseltmesi bekleniyor ve bu bağlamda veri ekonomisi, AB'nin en hızlı büyüyen sektörü oldu.
Yeşil dönüşümün uygulanması için teknoloji de şart, ancak aynı zamanda yeni teknolojilerin iklim ve çevre üzerinde zararlı etkilerinin de olduğunu unutmamak gerekir.
Yapay zekâ zaten günlük hayatımızın ayrılmaz bir parçası haline gelirken ve hızla gelişen genel amaçlı bir teknoloji olarak, günlük yaşamı, iş operasyonlarını ve toplumu bir bütün olarak giderek daha radikal bir şekilde değiştirmekte. Hızla ilerleyen dijitalleşme, bireylerden kuruluşlara kadar tüm aktörleri etkileyen, sektörler arası, sınır ötesi ve çok yönlü bir olgu. Dijitalleşme, insanların sosyal ilişkilerini ve günlük yaşamlarını eşi görülmemiş bir hızla değiştiriyor. Gelecekte, insanlar ve farklı teknolojiler giderek daha yakından iç içe geçecek ve farklı teknolojiler günlük yaşamın daha da ayrılmaz bir parçası haline geleceği tahmin edilmekte. Fiziksel ve sanal yaşamın karışımı, insanlar için yeni tür etik sorular ortaya koyacağı da beklenilmekte.
Teknolojinin yol açtığı bilgi ortamındaki değişim, artan kutuplaşma, balon oluşumu ve bilgi etkisi, toplumların örgütlenmesi ve insanların refahı üzerinde olduğu kadar demokrasi ve hukukun üstünlüğü koşulları üzerinde de geniş bir etkiye sahip olduğunu söyleyebiliriz. Veri koruma ve siber güvenliğin önemi giderek artmakta ve toplumun farklı sektörlerinde kötü amaçlı siber faaliyetler de arttı.