DİREN!

Yaşadığımız çağ, insanın yalnızca bedenini değil, ruhunu da yoran bir çağdır. Her sabah yeni bir tartışmaya, yeni bir krize, yeni bir ayrışmaya uyanıyoruz. Dünyanın dört bir yanında savaşlar sürerken, insanlar doğdukları toprakları terk etmek zorunda kalıyor. Ekonomik zorluklar milyonlarca insanın hayatını derinden etkiliyor. Bir zamanlar gelecek hayalleri kuran gençler bugün gelecek kaygısıyla büyüyor. Emekliler, işçiler, öğrenciler, anneler ve babalar; herkes kendi payına düşen yükü taşımaya çalışıyor.

Bütün bunlar olurken toplumlar da görünmez bir sınavdan geçiyor. İnsanlar birbirlerini dinlemek yerine birbirlerine bağırmayı tercih ediyor. Fikirler konuşulmadan reddediliyor, insanlar tanınmadan yargılanıyor. Siyasi görüşler, etnik kökenler, inançlar ve yaşam tarzları üzerinden yükselen gerilimler, aynı ülkenin insanlarını birbirinden uzaklaştırıyor. Oysa bir toplumun gerçek gücü, aynı düşünmekten değil; farklı düşüncelere rağmen birlikte yaşayabilmekten gelir.

Bugün içinde bulunduğumuz atmosferde herkes kendi penceresinden haklı görünüyor. Herkes kendi gerçeğini savunuyor. Fakat bazen haklı olmak, doğru olanı görmek için yeterli olmuyor. Çünkü insanı insan yapan şey yalnızca fikirleri değildir; vicdanıdır. Vicdan kaybolduğunda en doğru sözler bile anlamını yitirir.

Son yıllarda yaşadığımız doğal afetler, savaşlar, ekonomik sıkıntılar ve toplumsal gerilimler bize önemli bir gerçeği yeniden hatırlattı: İnsan, aslında düşündüğünden çok daha kırılgan bir varlıktır. Bir deprem birkaç saniyede hayatları değiştirebilir. Bir savaş milyonlarca insanın kaderini altüst edebilir. Bir ekonomik kriz yılların emeğini bir gecede değersizleştirebilir. Hayatın ne kadar ince bir ip üzerinde yürüdüğünü görmek için bazen tek bir haber bülteni yeterlidir.

Fakat bütün bu karanlık tablonun içinde hâlâ ayakta duran bir şey vardır: İnsan iradesi.

Tarih boyunca insanlığı ileriye taşıyan şey, güçlü ordular ya da büyük servetler olmamıştır. İnsanlığı ileriye taşıyan şey, umudunu kaybetmeyen insanların direncidir. Zindanlarda şiir yazanlar, sürgünde hayal kuranlar, yoksulluğun ortasında çocuklarını okutmaya çalışan anneler, bütün baskılara rağmen doğruları söylemekten vazgeçmeyen insanlar… Dünyayı değiştirenler çoğu zaman onlar olmuştur.

Direnmek yalnızca meydanlarda slogan atmak değildir. Direnmek bazen sabah erkenden kalkıp umuda sarılmaya
devam etmektir. Bazen evladına umut vermeye çalışmaktır. Bazen kimsenin alkışlamadığı bir iyiliği sessizce yapmaktır. Bazen de herkes umutsuzluğu konuşurken geleceğe dair bir cümle kurabilmektir.

Çünkü direnmek, hayata karşı açılmış bir savaş değil; hayattan vazgeçmemektir.

Bugün dünyanın en çok ihtiyaç duyduğu şey, birbirini düşman olarak gören insanların biraz durup birbirini anlamaya çalışmasıdır. Hepimizin farklı hikâyeleri olabilir. Farklı düşüncelerimiz, farklı inançlarımız, farklı hayatlarımız olabilir. Ancak aynı gökyüzünün altında yaşıyoruz. Aynı acılara üzülüyor, aynı felaketlerden etkileniyor, aynı geleceği paylaşıyoruz.

Belki de bu yüzden direnmek yalnızca bireysel bir eylem değildir. Direnmek, insanlığın ortak hafızasını korumaktır. Adalete olan inancı korumaktır. Çocukların geleceğine sahip çıkmaktır. Umudu canlı tutmaktır.

Çünkü umut yok olduğunda yalnızca insanlar değil, toplumlar da yorulur.

Bu yazının sonunda yer alan şiir, tam da bu duygunun içinden doğdu. Karanlığa rağmen ışığa inananların, ayrışmaya rağmen kardeşliği savunanların, umutsuzluğa rağmen yarına güvenenlerin şiiri…
İnsanı insan yapan şey yalnızca düşünmesi değil, yaptıklarıyla yüzleşebilmesi ve gerektiğinde utanabilmesidir!

DİREN!

Diren! gökyüzü bizim her gün,
Alın teri, gözyaşı ve sevda.
Bir yanımız yangın, bir yanımız gül,
Tutunuruz maviye inadına.

Her sabah umutla açar yürek,
Paslı demirleri kırar düşler.
Bir çığlık yankılanır derinden,
Karanlık değil, biziz güneş!

Gölgeler uzasa da ardımızda,
Biz yürürüz başı dik hayata.
Ne fırtına yılgın eder bizi,
Ne de gecelerin karası aldatır.

Diren, ey gökyüzü, diren bizimle,
Çocukların uykusu bölünmesin.
Bir yarın varsa özgür ve temiz,
Sen yaz onu, biz okuruz şiir gibi.