Aileler çocuklarını okutmak için çalışıyor.
Bu cümle hâlâ doğru.
Anne sabah işe gidiyor, baba akşam vardiyasına kalıyor.
Bazı evlerde iki maaş yetmiyor, üçüncü iş konuşuluyor.
Ama hedef net:
“Çocuk okusun, hayatı kurtulsun.
”
Eskiden bu cümle matematiksel bir formüldü.
Okul + diploma = İş.
İş = düzenli hayat.
Şimdi denklem değişti.
Okul + diploma = Belirsizlik.
Bugün ülkede binlerce atanamayan öğretmen var.
Elektrik mühendisleri var, makine mühendisleri var,veterinerler var da var!!
Hepsi yıllarca sınav kazanmış, proje yapmış, staj yapmış.
Sonra mezun olmuşlar.
Ve sistem onlara şunu söylemiş:
“Teşekkürler. Şimdilik bu kadar.
”
Ankara’da dolmuş şoförlüğü yapan mühendisler var.
İzmir’de pazarda tezgâh açan üniversite mezunları var.
KPSS’ye girip çıkan, tekrar girip tekrar çıkan gençler var.
Babası kapıcı ise, diplomalı oğlu yanında çalışıyor.
Ülkemizin birçok ilinde diplomalı işsizler ordusu var.
Bu trajedi değil mi?
Trajedi ama o kadar yaygın ki artık sıradan.
Her yıl yeni üniversite açılıyor.
Her yıl kontenjan artıyor.
Her yıl mezun sayısı yükseliyor.
Peki aynı oranda iş alanı artıyor mu?
Hayır.
Ama mezuniyet törenleri şahane.
Cübbeler uçuyor.
Kep havada.
Fotoğraflar sosyal medyada.
Altına yazılan cümle:
“Yeni başlangıçlar.
”
Gerçek hayatta başlangıç değil, bekleme süresi başlıyor.
Bir ülkede gençler mezun olurken umutları küçülüyorsa,
orada sorun bireysel değildir.
Sorun; planlama eksikliğidir.
Sorun; eğitim ile istihdam arasındaki kopukluktur.
Sorun; “nitelik” yerine “sayı”yı büyütme alışkanlığıdır.
Gençlere hep şu söylendi:“Kendini geliştir.
”
Geliştirdiler.
Dil öğrendiler.
Sertifika aldılar.
Yüksek lisans yaptılar.
Sonra mülakatta sorulan soru:
“Referansın var mı?”
İşte mizah tam burada başlıyor.
Artık CV’lerde şöyle yazabilir:
Meslek: Makine Mühendisi
Ek Beceriler: Direksiyon hâkimiyeti yüksek, yoğun trafikte sabırlı.
Meslek: Türkçe Öğretmeni
Ek Beceriler: Fiyat kırma konusunda ikna kabiliyeti güçlü.
Bu gençler başarısız değil.
Sistem yetersiz.
Aileler hâlâ çocuklarını okutuyor.
Hâlâ borçlanıyor.
Hâlâ “okursan rahatlarsın” cümlesini kuruyor.
Ama artık o cümlenin altı dolu değil.
Bugünün gerçeği şu:
Diploma bir garanti değil.
Meslek bir güvence değil.
Gelecek ise planlanmış bir şey değil;şansa bırakılmış bir alan gibi.
Ve en acı tarafı?
Bu gençler tembel değil.
Çalışkanlar.
Azimliler.
Ama yanlış kurulmuş bir düzende mücadele ediyorlar.
Sorun gençlik değil.
Sorun, gençliği kullanamayan akıl.