DİKTATÖRLÜKLERİN FİNANSMANI

X platformunda dikkatle takip ettiğim kişilerden biri Mahfi Eğilmez’dir, ben onun düşünce, bilgi ve öngörülerine çok itibar ederim.

Onun şöyle bir X paylaşımı olmuş: “Bazıları diyor ki Suudi Arabistan'da, Kuveyt'te, Katar'da, BAE'de ne hukuk var, ne demokrasi ne liyakat, ne de diğerleri ama enflasyon da yok ona ne diyorsun?

Evet, bunlarda bu sayılanlar yok ama petrol var.

Bizde o yok.”

Genellikle Türkiye’de demokrasi, hukuk, liyakat, insan hak ve özgürlükleri konusunda reformlar yapmazsanız ekonomik sorunları halledemezsiniz diyen benim gibi yorumculara iktidara yakın mahfillerden hep bu yanıt gelir, Mahfi Eğilmez’de bunlara son derecede doğru bir cevap vermiş alkışlıyor ve aynı fikirde olduğumu belirtiyorum.

Bende Mahfi Eğilmez’in bu paylaşımının altına şu yorumu yazdım:

“çok sağlam kapak olmuş :)

Diktatörlüklerin ve saltanatların en önemli sorunu daima finansmandır!

Diktatörler ya da sultanlar daima sadakati satın almak zorundadırlar, petrol, gaz, altın vb. kolayca üretilip nakde dönüşebilen kaynakları olan ülkelerde diktatör ya da sultanlar sadakati kolayca satın alabilir.

Suudi Arabistan, Kuveyt, Katar ya da Rusya bunun önemli örnekleridir.

Enflasyon ise hükümet harcamalarını finanse edebilmek için para basılması yüzünden ortaya çıkar, petrolün varsa zaten hükümet harcamalarını para basmaya ihtiyaç duymadan rahat rahat finanse edebilirsin, bu yüzden de enflasyon falan olmaz”

Evet, ne yazıktır ki bu ülkede hala demokrasi, hukuk, liyakat gibi değerlere saygı gösterilmeden zenginlik ve kalkınmanın yaratılabileceğini hayal eden bir güruh var ve biz bunlara bu değerlerin önemini bir türlü anlatamıyoruz ya da anlamak onların işine gelmiyor.

Bakın doğru bu değerlere hiç mi hiç önem vermeden çok zengin olan bazı ülkeler var bunların başında da Arap Sultanlıkları geliyor ve lakin bunlar gerçekten de kötü örnekler.

Tamam, zenginler ama kalkınmış falan değiller sadece yer altında son derecede verimli ve kolayca çıkarılabilen petrol ve gaz rezervleri var.

Bu rezervler sanayi çağından beri çok ama çok önemli bir zenginlik kaynağı ve lakin Araplar ne bu petrol ve gazı kendileri çıkarabiliyor ve ne de bu petrol ve gaz ile çalışan makineleri üretip satıyorlar.

Yapıp yapabildikleri tek şey gelişmiş ülkelerin firmalarına yer tahsis edip onlara bu kaynakları çıkarttırmak ve buradan paylarını almak, sonra da gene batılılar tarafından üretilen mal ve hizmetleri bol bulamaç tüketmek yani aslında kendi ürettikleri bir şey falan yok.

Haaa şunu da söyleyeyim bu gelişmiş ülkeler isteseler o petrolü satın matın da almazlar, zorla ellerinden alabilecek güçleri var fakat dünya dengeleri açısından Araplara pay vermeyi daha doğru buluyorlar.

Doğru bu zenginlik ve para bu sultanlara bir ilgi gösterilmesine yol açıyor, herkes onların, aslında onların da değil onların parasının peşinde koşup o paradan nemalanmak istiyor.

Yoksa ürettikleri herhangi bir şey ya da yarattıkları, dünya uygarlığına kattıkları bilimsel ve kültürel değerleri üzerinden kazandıkları bir itibar falan yok.

Bu yüzden de kıymetleri petrol ve gaz gibi fosil kaynakların taşıdığı değer ve öneme bağlıdır.

Bu yüzden de bunlar kötü örnekler diyorum..

Türkiye ise kuruluşunda değer ve üretim yaratma, buna dayanarak kalkınma felsefesini benimsemiş ve saygınlığını da bu şekilde kazanmış bir ülkedir.

Girdiğimiz bu doğru yoldan şaşıp, Arap sultanlarının şımarıklığına öykünerek yoldan çıkmak orta vadede bize muhakkak kaybettirecek, kalkınmamıza ve güçlenmemize engel olacaktır.