Devletin bütçesi açık veriyor.
Ama bu açığı kapatan şey üretim değil, refah değil, adaletli vergi değil.
Vatandaşa kesilen ceza.
Son yayınlanan 2025 bütçe gerçekleşmeleri bunu bütün çıplaklığıyla gösteriyor. Devlet, artık vatandaşın cebine vergiyle değil, cezayla uzanıyor.
Bir rakam söyleyelim.
2025 yılında tüm vergi mükelleflerinden tahsil edilen damga vergisi 226 milyar TL. Kira sözleşmesi imzalayan da ödedi, ihale alan da, ticaret yapan da. Kaçışı yok.
Aynı yıl para cezalarından tahsil edilen tutar ise yaklaşık 260 milyar TL.
Evet, yanlış okumadınız.
Ceza geliri, damga vergisini geçti.
Bu noktada artık şu masalı bırakmak gerekiyor: “Vatandaş kurallara uymuyor.”
Eğer mesele kural ihlali olsaydı, cezalar bütçede hedef gelir olarak yazılmazdı. Eğer mesele trafik güvenliği olsaydı, ceza tahsilatıyla övünülmezdi. Vatandaşı eğitici reklamlar ve çalışmalar yapılırdı. Ama bugün ceza, devletin planlı gelir kalemi haline gelmiş durumda.
Özellikle motorlu taşıtlar üzerinden kurulan vergi düzeni çarpıcı. Vatandaş arabayı alırken ÖTV ödüyor, kullanırken KDV ödüyor, her yıl MTV ödüyor. Yetmiyor, direksiyon başına geçtiği anda potansiyel bir vergi dairesi, bütçe kapatma aracına dönüşüyor.
Bütçeye bakıyorsunuz, sadece trafik cezalarından 70 milyar TL tahsil edilmiş. Bu rakam, birçok klasik vergi kalemiyle yarışır hale gelmiş durumda.
Peki bu ne anlama geliyor?
Şu anlama geliyor;
Devlet, kural ihlalinin devam edeceğini varsayarak bütçe yapıyor.
Yani vatandaşı değil, ihlali esas alıyor.
2026 bütçesi de bu gerçeği saklamıyor. Para cezalarından beklenen gelir daha da artırılıyor. Bu, “önlem alacağız” demek değil, ceza tuatarlarını yükseltelerek , “cezaya devam” demek.
Ortada açık bir tercih var.
Vergi reformu yok.
Servetten adil pay alma yok.
Dolaysız vergi artışı yok.
Ama ceza var.
Her yerde ceza var.
Bütçe açığı büyüdükçe, faturanın vatandaşa kesilmesi artık istisna değil, bir sistem olmuş hali. Bugün trafikte, yarın başka bir idari alanda. Bugün ceza, yarın başka bir yaptırım.
Devletin mali disiplin sorunu, vatandaşın bitmez tükenmez ceza çilesine dönüşmüş durumda.
Ve bu tabloya artık doğru adı koymak gerekiyor:
Bu bir vergi sistemi değil.
Bu bir kamu düzeni değil.
Bu, ceza üzerinden yürüyen bir bütçe rejimi.