Depremde Can Kaybını, Siyasal Hesaplar Mı Artırdı?

“Yıkıldııı, her yer yıkıldııı!...” diye feryad ediyordu İskenderun’dan arayan telefondaki kadın akrabam. 6 Şubat 2023 gününün sabah saat 04.30 civarlarıydı. Uyku sersemliği ile “Ne oluyor, neredesiniz?..” gibi bir kaç soru sormamıza bile fırsat bulamadan telefon kapandı, bir daha da uzun süre o bölgedeki hiç kimseye ulaşamadık. Büyük korku ve endişeler içerisinde televizyonlarımızın haber kanallarını dolaşmaya başladık ve korkunç gerçekle yüz yüze geldik. Asrın en büyük deprem felaketi, 11 ilimizin enkaza dönüşmesine, on binlerce insanımızın can vermesine yol açmıştı.


Bölgede çok ağır kış koşulları hüküm sürüyordu. İskenderun, Osmaniye gibi Akdeniz iklimi içerisindeki iller yağmur, Amanos Dağları’nın kuzey ve doğusunda kalan Antakya, Gaziantep, Kahramanmaraş, Adıyaman, Malatya, Elazığ, Şanlıurfa, Diyarbakır gibi iller ise yoğun kar yağışı ve aşırı soğuk altındaydı.


Depremin komşu ülkeler Suriye ve Irak’ta da yıkımlara ve can kayıplarına yol açtığı hatta Mısır’a kadar uzanan bölgede hissedildiği haberleri duyuluyordu. Üstelik aynı gün öğle saatlerinde aynı şeddete yakın bir deprem daha yaşanmıştı.
Dünya Sağlık Örgütü Avrupa Bölgesi Direktörü Dr. Hans Kluge, Türkiye ve Suriye’nin kuzeybatı bölgelerinde etkili olan iki büyük deprem sonrasında en yüksek seviye olan ‘3. Seviye Acil Durum’ ilan ettiklerini duyurdu.


17 Ağustos 1999 Marmara depreminde iki saat içerisinde harekete geçen ve tüm bölgedeki enkazlara anında müdahalede bulunan Türk Silahlı Kuvvetleri’nin harekete geçirilmesi, günlerce büyük merak ve endişe içerisinde beklendi. Enkazlar altında can çekişen on binlerce insanımız, bir yandan da aşırığı soğuklarla donarak çığlık çığlığa can verirlerken, bölgedeki çok sayıda askeri birlik ancak üçüncü gün harekete geçirilmişti.


Depremin ilk günü sabah satlerinde felaketle ilgili haberlerde Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın, “Afad harekete geçsin, başka kurumlar müdahalede bulunmasın” şeklinde talimatlar verdiği bilgileri duyuluyordu.
Günler sonra deprem bölgesinde incelemelerde bulunan Cumhurbaşkanı Erdoğan, Kahramanmaraş’da “Bunlar, kader planının içerisinde olan şeylerdir” diyordu.


Yıllardır ATV’de dini proğramlar sunan ve Ak Parti iktidarının sarsılmaz savunucularından olan Prof. Dr. Nihat Hatipoğlu ise depremle alakalı yaptığı açıklamda, “Bilim adamlarının sözü, bizim için dini bir emir gibidir. Geçmişte dinlemediğimiz için bunlar başımıza geldiyse buna kader demeyeceğiz. Kader bu değil, kader akıllı düşünmektir, kader bilimdir. Bu tedbirsizliktir.’’ diyordu.
Dünyanın bir çok yerinden kurtarma ekipleri gelerek deprem bölgesinde kurtarma çalışmalarına katıldılar. Özellikle Yunanistan ekibi, bir enkazdan çıkardığı ağır yaralıyı ambulansa taşıdıktan sonra duvar dibine çöken ve yüzünü avuçlarının arasına alarak ağlayan Yunanlı’nın unutulması mümkün müdür?..


İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, ekipleri ile birlikte Kahramanmaraş’ta çalışmalarda bulunurken, AKP eski Milletvekili Nursel Reyhanlıoğlu’nun saldırısına uğraması da unutulmaz çirkinlikler arasındaydı. Reyhanlıoğlu, İmamoğlu’na bağırıyor, “Ne geziyorsun Türkiye’yi, sen İstanbul’una bak. Defolun gidin buradan. Şov yapma burada. Şov yapıyor. İngiliz uşağı defol.” diyordu.
50 binin üzerinde can kaybına yol açan, yüzbinlerce insanın yaralandığı, milyonlarcasının evsiz barksız kaldığı asrın felaketi, siyasal geleceklerine mahkum olmuş, başkalarının acılarını duyamayacak kadar vicdan ve merhamet duygularını kaybetmiş muktedirlerin ihtirasları uğruna can kayıplarını kat kat artırmıştı.


Deprem felaketine Türk Silahlı Kuvvetleri’nin neden erken müdahalede bulunmadığı konusunda siyasal gözlemciler ve sözcüler, “İktidara geldiği günden beri vesayet rejimini bitireceğiz, askeri darbeler dönemine son vereceğiz iddialarını sürekli gündemde tutan iktidar, askerin bu felakete müdahale etmesi halinde yeniden itibar ve sempati kazanmasından çekindi” diyorlardı.
Ne yazık ki felaket sonrasında da siyasal iktidar, akla mantığa sığmayan ihtiraslarını sürdürdü, sık sık deprem felaketini gündeme getirdi, “Merkezi yönetimle ters düşen yerel yönetimler, böyle felaketlerde mağdur olurlar, yeterli yardım ve desteği alamazlar” gibi söylemlerle partilerine oy devşirmeğe kalkıştılar.
Allah dünyada hiç kimseye böyle felaketler yaşatmasın dileriz.