DEMOKRASİ = İSTİKRAR

Türkiye üç tarafı denizler, dört tarafı diktatörlükler ile çevrili bir demokrasi adasıdır. Kuzeyde Rus, Doğuda İran, Güneyimizde Irak, Suriye, Mısır, Libya gibi diktatörlükler bulunmaktadır.

Batımızda bulunan Bulgaristan ise diğer birçok Balkan ülkesi ile beraber ancak 30 yıl kadar önce SSCB'nin dağılması ile diktatörlükten kurtulup demokrasi yolunda ilerlemiştir.

Nispeten daha uzunca bir zamandır demokrasi ile yönetilen tek komşumuz Yunanistan'dır. ki Yunanistan bile 74 yılına kadar bir askeri cunta tarafından yönetiliyordu.

1974 yılında gerçekleşen Kıbrıs Barış Harekatının ülkede yarattığı kriz bu cuntanın çökmesine ve demokratik biri rejimin kurulmasına yol açarak hayırlı bir olaya vesile olmuştur.

SSCB diktatörlüğü çökmüştür ama günümüzde Kuzeyimizde bulunan Rusya emperyalist hayaller kuran, faşist diktatör Putin'in hükümranlığında bir diktatörlüktür.
Doğumuzda bulunan İran ise arkaik feodal bir yapı olan molla cuntası tarafından yönetilen bir teokratik diktatörlüktür.

Saddam, Kaddafi ve Esad diktatörlükleri devrilmiş olsa da bu ülkeler en azından şimdilik demokratik bir rejime kavuşamamıştır.

Hemen güneyimizde bulunan Mısır da benzer bir durumdadır ve Sisi hükümranlığında bir diktatörlük rejimi tarafından yönetilmektedir.

Türkiye'de de 12 Eylül darbesi gibi olaylar sonucunda zaman zaman diktatörlük yönetimleri görülmüş olsa da Türkiye çevresindeki diğer komşu ülkeler gibi tam bir diktatörlüğe hiçbir zaman dönüşmemiştir.

İyi ki de dönüşmemiştir çünkü; son 100 yıla baktığımızda bölgedeki tek demokrasi olan Türkiye'nin nasıl bir istikrar adası oluşturduğu açıkça görülmektedir.

Türkiye İsmet Paşa döneminde bütün dünyayı kasıp kavuran 2. Dünya savaşına girmemiş ve yanıp, yıkılmamıştır. Avrupa'nın en büyük kentleri bombardımanlar ile yıkılır milyonlarca insan ölürken dünyanın gördüğü bu en büyük ve korkunç savaşta tek bir Türk askeri ya da vatandaşı ölmemiş, tek bir Türk şehrine tek bir bomba düşmemiştir.

Daha yakın tarihlere geldiğimizde Irak İran savaşı, Körfez Savaşı, Suriye, Libya ve Mısır'da yaşanan iç savaşlar benzeri bir istikrarsızlık Türkiye'de yaşanmamıştır.

SSCB çöküp dağılmış, Balkan ülkeleri birbirine girmiş ama Türk demokrasisi dimdik ayakta kalmayı başarmıştır.

Daha yakın zamanda bölgemizde Rusya ile Ukrayna arasında son derecede kanlı bir savaş patlamış ve 4 yıldır sürmektedir.

En son olarak da Amerika, İsrail ve İran arasında başlayan savaş bugün itibariyle neredeyse tüm bölgeye yayılmış bulunmaktadır, bölgede bu savaşa bulaşmayan en
azından şimdilik bulaşmayan tek ülke ise Türkiye'dir.

Peki, nasıl oluyor da etrafımız yanıp yıkılırken Türkiye bir istikrar adası olarak bu cehennemin ortasında dimdik ayakta durabiliyor?

Bunun sebebini anlamak için Türkiye Cumhuriyetinin kuruluş kodlarına bakmamız gerekmektedir.

Türkiye cumhuriyeti Mustafa Kemal Atatürk tarafından emperyalist hayaller kurmaya tevessül etmeyen, diğer milletlerin egemenlik hak ve özgürlüklerine saygılı, “yurtta sulh, cihanda sulh” ilkesini rehber alan bir demokrasi olarak kurulduğu için son yüzyıldaki tüm bu kaotik savaşların dışında kalmayı ve istikrarını korumayı başarabilmiştir.

Bugün iktidarda olanların zihinleri Atatürk düşmanlığı ile bulandırılmış olsa da onlar bile bu değerler sistemini değiştirememiştir.

Aslında ister sağda ister solda olsun Atatürk'e düşmanlık güden herkes bu gün yangın yerine dönüşmüş olan bölgemize bakıp hem Atatürk'e saygı duymalı ve hem de minnettar olmalıdır.

Bugün Türkiye bölgedeki tek demokrasi olarak bir istikrar adası olarak sapa sağlam duruyorsa bu tamamen devletimizin kurucu değer ve ilkeleri yüzündendir.
Politikada kişiler, partiler gelip geçmiş, nice hükümetler kurulup nicesi yıkılmış ama bu temel ilke ve değerler değişmemiştir işte bu ilk ve değerleri koruduğumuz demokrasi yolundan ayrılmadığımız için Türkiye bu kaotik bölgedeki tek istikrar adası olarak durabilmektedir.