DEDELERE GELDİK

Bir aile düşünün, ailenin de yaşı bir hayli geçkin dedesinin olduğunu… Nerede oturulacağına, ne konuşulacağına, neyin ayıp neyin yasak olduğuna, kaçta yemek yenileceğine, yemekte ne yenileceğine, sofradan ne zaman kalkılacağına, insanların doyup doymadığına karar veren bir dede.

Çocukların ne zaman, kimle evleneceğini söyleyen, kimin kaç çocuk yapması gerektiğine racon kesen, hatta çocukların cinsiyetinin bile beğenisine sunulduğu bir dede…

Ailedeki sorunlarda başvurulan, ne derse yapılan, kendi adaletini tüm aileye dikte eden, işine geldiğinde dinleyen, işine gelmediğinde sağır rolü yapan bir dede.

Çağın gerisinde kalmış mı diye düşünülemeyen, düşünülmesi teklif dahi olunamayan bir dede. Çocuklukta ne travmalar yaşamış bilinmeyen, görgüsü, bilgisi, eğitimi, yönetme kabiliyeti sorgulanamayan, arka planda onu da bir yöneten olup olmadığı bilinemeyen bir dede.

Eve giren paranın tüm yönetimi elinde olan bir dede. İhtiyaçlara bakmadan harçlık dağıtan, kimi zaman harcamaları komple kesen, kimi zaman çok saçma sapan şeylere çok para harcayan bir dede. Aile fertlerinin kazançlarına, daha onların ceplerine girmeden el koyan, direnen olursa sert tedbirlere başvuran bir dede.

Sevdiği evlatlarını kayıran, sevmediği evlatlarını itin mabadıyla muhatap eden, yandaş ve yalaka olana verdikçe veren, saygıda kusur etmeyen ama uygulamalarını adaletsiz bulanlara kendince cezalar veren bir dede.

Sevdiklerinin saçma sapan yatırımlarına çıkınından çıkardığı parayla destek olan, sevmediklerinin karlı yatırımlarını göz ardı eden, yetmezmiş gibi, var olan parayı har vurup harman savuran, parasız kalınca evdeki eşyaları satan ama akıllanmayan, ne yaşarsa yaşasın, haklı ya da haksız olduğuna bakmadan sürekli mağdur olan bir dede.

Kendine düşmanlar bulan, her musibetin o düşmanın eseri olduğunu düşünen, bunu dikte eden bir dede. Aklınca onlardan intikam almak için planlar yapan ama strateji kuramadığı için tüm planları elinde patlayan bir dede.

Düşündünüz mü? Hatta bildiniz mi?

Şimdi dedeyi kaldırın, yerine patronunuzu, amirinizi, müdürünüzü koyun. Tuttuğunuz kulübün, gönül verdiğiniz siyasi partinin başkanını, kocanızı, karınızı, sevgilinizi, amcanızı, annenizi, babanızı ya da kimi istiyorsunuz onu koyun.

Sonra olayların dışından, yukarıdan bakın hadiselere, ne yapardınız? Hah işte artık onu yapmaya başlayın.

Manasız baskılı, gereksiz özgüvenli ve size saygı duyulmayan bir ortamda daha fazla kalmayın. Maharet dedeye sahip çıkmakta değil, kendi değerinizi ve gücünüzü fark etmekte. Haydi kalın sağlıcakla.