Çok Şeyimiz Var, Birbirimiz Az

Yeni yıllar bir zamanlar takvimden çok sofraydı. Bir araya gelmekti. Aynı şarkıya kulak vermekti. Sobanın çıtırtısında aynı sessizliğe ortak olmaktı. Şimdi ise her şey bireysel, her şey hızlı, her şey tüketilebilir.

2000’li yılların ortalarından itibaren hayatımıza giren hız, insanı da hızlandırdı. Ama derinleştirmedi. Sosyal medya var, ama sosyallik eksik. Görüntü var, ama temas yok. Herkes bir şey anlatıyor ama kimse gerçekten dinlemiyor.

Eskiden bir radyonun başında toplanırdık. Şimdi herkes kendi ekranında yalnız. Eskiden kar yağınca sevinirdik.

Şimdi trafik düşünür olduk. Eskiden yılbaşı, yeni bir umuttu. Şimdi “bir yıl daha geçti” cümlesine sıkıştı.

Oysa yeni yıl, insana şunu sormalı:

“Bu yıl kime dokundun?”

“Kimle aynı masaya oturdun?”

“Kimle aynı sessizliği paylaştın?”

2025’e girerken dileğim büyük değil. Daha az tüketelim, daha çok hatırlayalım.

Daha az gösterelim, daha çok hissedelim. Yeni telefonlar değil, eski anılar çoğalsın.

Belki kar yine eskisi gibi yağmayacak. Ama biz içimizdeki sokak lambasını yakabiliriz.

Birbirimize bakarken, geçmişin sıcaklığını bugüne taşıyabiliriz.

Yeni yıl bize şunu getirsin:

Kalabalıklar içinde yalnız olmamayı.

Ve “çok şeyim var” yerine,

“birbirimiz var” diyebilmeyi.

Yeni yılda, dünyada, barış, sağlık, mutluluk dilerim