CHP ÜÇ KOLDAN SALDIRI ALTINDA

Aslında her ne olup bitiyorsa herkesin gözü önünde, ayan beyan oluyor, siyasetle az ya da çok ilgili herkes CHP’ye yönelik çok büyük ve organize bir saldırı olduğunun farkında...

Farkında amma ve lakin bir çok durumda bu saldırıların nereden ve kim tarafından geldiğini, nasıl organize edildiğini anlamak pek de kolay olmuyor.

İşte tam da bu yüzden CHP’ye yönelik saldırıları kategorize ederek ayrıştırmak gerekiyor. Ancak ve ancak bu sayede ne olup bittiğini, kimin ne dolaplar çevirdiğini anlamamız çok daha kolay olacaktır diye düşünüyorum.

Benim gördüğüm kadarı ile CHP üç koldan saldırı altında, bunlar:

1- Yurt içinden mevcut iktidarın yargı ve güvenlik bürokrasisini kullanarak yürüttüğü saldırı.

2- Yurt dışından Türkiye’de tek adam rejimini destekleyen, mevcut iktidara meşruiyet vermeyi ve amaçları doğrultusunda kullanmayı hedefleyen ABD, Rusya ve benzeri güçlerin saldırısı.

3- CHP içinden eski Genel Başkan Kılıçdaroğlu ve onun etkilediği taifenin sinsi saldırısı.

Açıkça söylemek gerekirse ilk iki seçeneği anlamak kolay, çünkü doğal olarak hiç kimse sahip olduğu iktidarı ve bu iktidar sayesinde elde ettiği imtiyaz ve zenginliği kaybetmek istemez.

Zaten hukuk da, seçim sistemleri de bunun için vardır! Çünkü ancak bu sayede iktidarı bırakmak, koltuğu terk etmek istemeyen olursa meşru ve barışçıl yollar ile iktidar değişebiliyor...

Bizdeki ucube sistemde ise güçler ayrılığı ile denge ve denetleme mekanizmaları berhava edildiği için hukuk sistemi doğru düzgün işlemiyor, sonuçta iktidar iktidarını kaybetmemek için demokrasi ve hukuk dışı yollara sapabiliyor, rakiplerini tasfiye edebilmek için devletin tüm gücünü seferber edebiliyor.

ABD, Rusya, AB ve bir çok ülke iktidara destek veriyor ve destek vermekle de kalmayıp bu desteği ABD’nin Ankara Büyükelçisi ve Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack gibi açık açık ifade etmekten bile çekinmiyor.

Bunları da anlamak kolay, iyi biliyoruz ki tek bir kişiyi “ikna ederek” her istediğini almak, her dediğini yaptırmak halkı, meclisi, bürokrasiyi ikna etmekten çok daha kolay ve zahmetsiz bir yöntem. Bunu Rahip Brunson ve benzeri olaylarda çok açık ve net bir şekilde görmedik mi?

İlk iki seçeneği anlamanın kolay olduğunu söylemiştim, bu tip saldırılar ahlaki ve hukuki olmasa bile beklenen normal olduğu için beni şaşırtmıyor, duygusal olarak etkileyerek içimi acıtmıyor ama üçüncü seçeneği hem anlamak ve anlamlandırmak çok zor ve hem de insanı duygusal olarak etkileyerek içini acıtıyor.

İşin açığı ben çok duygusal bir insan değilimdir ama zamanında destek de verdiğim Kemal Kılıçdaroğlu’nun o mütevazi, sağduyulu, olgun ve efendi politikacı kisvesinden sıyrılıp koltuk hırsı ile yanıp tutuşan, intikam peşinde koşan ve bunun içinde iktidarın kendisini kullanmasına bile boyun eğen bir kifayetsiz muhterise dönüşmesini izlemek gerçekten de acı verici oluyor.

Ha bu yaşta bir insan kendine bunu niye yapar, beklentisi nedir anlayan varsa beri gelsin bana da anlatsın.

Tekrar hatırlatayım Kılıçdaroğlu 2023 seçimlerinde herkes “kazanamazsın, bak rahat rahat kazanabilecek adaylar var” dediğinde kimseyi dinlemedi, adaylığını dayattı. Ben o zaman cumhurbaşkanlığı makamına kim oturur bunu bilmem ama şunu çok iyi biliyorum CHP genel Başkanlık koltuğu hâlükârda boşalacak! Kemal Bey kazanırsa savunduğu “partili Cumhurbaşkanı olmamalı” ilkesi gereği o koltuktan kalkacak yok eğer kaybederse zaten böyle bir başarısızlıktan sonra o koltukta kalamaz demiştim.

Sonuçta Kemal Bey kaybetti...

Normalde olması gereken çıkıp sağlam bir özeleştiri yaparak; “ortaya bir iddia koydum fakat başaramadım. Yarattığım hayal kırıklığından ötürü herkesten özür dilerim. Bu başarısızlığın tüm sorumluluğu bana aittir, sorumluluğumun gereğini yerine getiriyor ve CHP Genel Başkanlığından istifa ediyorum, eminim yerime gelecek olan yeni Genel Başkanımız benim başaramadığımı başaracaktır.” Demeliydi, bence Kılıçdaroğlu’na yakışan buydu...

Peki, o ne yaptı?

istifa etmek bir yana kurultayı topladı ve tekrar aday oldu ama kendi belirlediği delegenin bile oyunu alamadı, kurultayda yapılan seçimi de kaybetti.

Sonrası ise tam bir rezalet iktidarın başlattığı operasyonlara karşı tüm eski genel başkanlar Özgür Özel yönetiminin yanında yer aldığı halde o zerrece destek vermedi ve sinsice Özgür Özel ile yoldaşlarının kuyusunu kazdı.

Açıkça belli oluyor ki Kemal Kılıçdaroğlu tüm umudunu düzmece bir butlan kararı ile tekrar CHP Genel Başkanlığı koltuğuna yeniden oturmaya bağlamış gibi duruyor.

Daha da kötüsü böyle bir mutlak butlan kararı olmazsa kapatma çıksın bana yar olmayan kimseye yar olmasın derdine düşmüş gibi görünüyor.

Sonuç olarak sanırım Özgür Özel’in de en zorlandığı, en çok acı çektiği saldırı Kılıçdaroğlu ve avenesinden gelen saldırılardır.