CHP Seçmeni Yeni Bir Siyasal Dil Arıyor mu?

Kısa cevap vereyim:

Evet. Hem de çok net şekilde.

Ama bu arayış sloganlarda değil.

Tweetlerde değil.

Parti bildirgelerinde hiç değil.

Bu arayış sessiz.

Sokakta.

Evde.

Sandığa gitmeden önce içinden geçen cümlede.

CHP seçmeni bugün yüksek sesle bağırmıyor.

Ama içten içe şunu söylüyor:

“Ben oy verdim.

Ben inandım.

Ben umut ettim.

Peki siz ne yaptınız?”

Bu soru büyüyor.

Ve bu sorunun muhatabı sadece parti değiştiren belediye başkanları değil.

Bu sorunun muhatabı doğrudan Cumhuriyet Halk Partisi yönetimi.

Çünkü seçmen artık sadece isimleri değil, sistemi sorguluyor.

Eskiden CHP seçmeni şuna razıydı:

“Aday kusurlu olabilir ama niyetimiz doğru.”

Bugün buna razı değil.

Bugün şunu istiyor:

“Beni temsil edecek insanın önce karakteri sağlam olsun.”

Bu çok büyük bir kırılma.

Artık ideolojik etiket yetmiyor.

Artık Atatürk posteri yetmiyor.

Artık laiklik vurgusu tek başına tatmin etmiyor.

İnsanlar şunu görmek istiyor:

– Dürüstlük

– Tutarlılık

– Cesaret

– Ve en önemlisi: seçmene sadakat

CHP seçmeni uzun süre savunma psikolojisiyle yaşadı.

“Karşı taraf daha kötü.”

“Bunlar hiç olmazsa alternatif.”

Bu refleks bitti.

Artık kıyaslamıyor.

Artık kendi tarafına bakıyor.

Ve şunu fark ediyor:

Bizim içimizde de ciddi bir çürüme var.

İşte yeni siyasal dil tam burada başlıyor.

Bu bir ideoloji arayışı değil.

Bu bir ahlak arayışı.

Bugün CHP seçmeni daha az konuşuyor ama daha çok düşünüyor.

Bir belediye başkanı AK Parti’ye geçtiğinde ilk tepki öfke oluyor.

Sonra sessizlik.

Ama o sessizlik geri çekilme.

Ve geri çekilen seçmen tehlikelidir.

Çünkü o artık bağırmaz.

O artık mitinge gitmez.

Ama sandıkta cezayı keser.

CHP’nin klasik dili artık çalışmıyor:

“Demokrasi kazandı.”

“Halkın iradesi.”

“Birlikte başaracağız.”

Güzel cümleler.

Ama içi boş.

Seçmen artık şunu duymak istiyor:

“Biz nerede hata yaptık?”

“Bu insanları neden aday yaptık?”

“Bu sistemi nasıl düzelteceğiz?”

Bu sorular sorulmadıkça hiçbir slogan işe yaramaz.

Yeni siyasal dil dediğimiz şey şudur:

Sorumluluk alan bir dil.

Özeleştiri yapan bir dil.

Seçmeni aptal yerine koymayan bir dil.

Ve en önemlisi:

Kendi içindeki çürümeyi kabul eden bir dil.

CHP bunu yapmazsa ne olur?

Seçmen partiden kopmaz belki.

Ama siyasetten kopar.

Sandığa gider ama içi boş gider.

Oy verir ama heyecanı olmaz.

Ve bu, partiler için en tehlikeli durumdur.

Çünkü umut gitti mi, geri gelmez.

Bugün CHP seçmeni bir kurtarıcı beklemiyor.

Bir süper lider aramıyor.

Şunu istiyor:

Temiz insanlar.

Tutarlı kadrolar.

Ve kendisini yarı yolda bırakmayacak temsilciler.

Bu kadar basit.

Ama aynı zamanda bu kadar zor.

Son cümleyi net koyayım:

CHP seçmeni yeni bir siyasal dil arıyor.

Ama bu dil afişlerde yazmaz.

Bu dil kürsülerden bağırılmaz.

Bu dil davranışla kurulur.

Ve şu ana kadar…

O dil konuşulmuyor.