CEZAYİR’Lİ ŞAİR Mesghat, KADINLAR, ERKEKLER, SPOR, SANAT,…

Kadın ve erkekten oluşan insan soyunun sürmesi için kadın ve erkeğin varlığı zorunlu. Zorunlu olan bir değer daha var,  iki insan çeşidinin eşitliği.

İnsan soyu, bu zorunluluğun sağlanması yolundaki çabalarında çok ağır ve haksız bedeller ödedi. Çok kadın kahraman, erkekler tarafından öldürüldü. Üstelik her coğrafyada, her ırkta, her kökende, her dinsel inanışta, her diktatörlükte, her cumhuriyet yönetiminde, her demokratik toplumlarda.

Hiçbir coğrafya, hiçbir toplum, hiçbir ülke, hiçbir inanç, insana, hayvana ve çevreye yönelik şiddeti yaşamadan, yaşatmadan bir günü, bana göre geçirmiş değil. Her gün, yeryüzünün bir veya birkaç yerinde mutlaka bir şiddet türü yaşanıyor. Belki her saniye, her dakika ve her saat.

Hayvanlara ve doğaya yönelik insan şiddeti konusunda, insan soyu kendisini de tüketecek bir sürece girmek üzere. Hayvan soyu tükendikçe, su, hava ve toprak kirlendikçe, ormanlar, yeşil alanlar vahşi insanın şiddeti altında ezildikçe, hayvanlar, insanların yaşadığı veya katlettiği alanlardan uzaklaştıkça yaradılışın, dünyaya gelişin, evrimleşmenin bilimsel gerçeklerini yok ediyor, yok etmeye çalışıyor. Aslında bu, insan soyu ilk sırada olmak üzere, tüm canlıların yok oluşa doğru hızlı sürüklenişidir.

2021 yılında yayımladığım, hiçbir kitabevi ve yayınevinde bulunmayan, ücretsiz sunduğum ANNELER ve GÖZYAŞLARI isimli kitabımın iç ve dış kapağında şunlar yazılı.

“Uluslararası Sözleşmelerin Aydınlığında, Dünyadaki Annelere, Tarihin En Uzun Mektubu”.

Yazılı belgelerde, kitaplarda, konuşmalarda kadınlara, annelere seslenen çok örnek var. Ancak, her bölümü annelere seslenen böyle bir yapıtın olduğunu sanmıyorum. Sorun anneler, kadınlar üzerine yığıldı. Kimler yığdı? Elbette erkekler. Şiddeti annelere, kadınlara yığan erkeklerin yanında bazı kadınlar olabilir mi? Ne yazık ki evet, oluyor, oldu.

Bu nedenle, kitabımın bölümlerinde, iç ve dış kapaklarında, annelere şunları yazdım.

“Sevgi, Saygı, Şefkat, Hoşgörü, Dostluk ve Barış İçin Her Zaman ve Her Yerde Birlikte Olmalısınız.

İnsana, Hayvana ve Çevreye Yönelik Şiddete, Acılara ve Gözyaşlarına Sizler Son Verebilirsiniz”.

Ağır sorunlar, kadınlara, annelere yığılmış durumda, çözüm de, kadınlarda, annelerde, onların, erkeklerle kuracakları iletişimde, işbirliğinde. Çözümü de, şiddet ve ağır sorunlar altında bırakılan annelerden, kadınlardan beklemek çok büyük haksızlık olsa da kadınlara, dünyaya getirdikleri erkeklerle birlikte hareket etmelerini öneriyorum. Çünkü, kanımca, yerin üstünü, kadınlar, anneler, erkeklerle, babalarla birlikte gerçek cennet haline getirebilirler.

Annelerin gözyaşlarının akması, kadın-erkek birlikteliğinde, şiddetsiz ve insancıl yöntemlerle durdurulabilir.

Şu ana dek kitabımın İngilizce çevrisini yapmak, yine ücretsiz olarak ülkelere ve uluslararası kuruluşlara dağıtmak için bir girişimde bulunamadım. Yaşantım boyunca, spor, gençlik ve şiddetsiz Türkiye ve Dünya için yaptığım çalışmalarda istediğim küçük destekleri verdiler dostlarım. Bana ve arkadaşlarıma güvendiler, ne büyük mutluluk ve onur benim için.

Annelerin, kadınların önce ulusal, sonra da uluslararası alanlardaki birlikteliğini sağlayacak kahraman annelerin, kadınların Türkiye’den olmasını beklemekteyim. Türkiye’den olmasını beklemekle birlikte,  rengi, inancı, dili, ırkı ne olursa olsun, “Ben varım, veya biz varız” diyecek annelerin, kadınların yanında yer alacak ilk erkek insan olmayı o kadar çok istiyorum ki. Bilmem ömrüm yetecek mi?

“İyi”leştirilmesi gereken sorunlu erkekler, genelde kadını, anne, eş, kardeş, abla, büyük anne, dost, arkadaş gibi algılamadılar. Onlara, sadece çocuk dünyaya getiren, çocuklarına, eşlerine, aile büyüklerine yardımcı diye baktılar. Yardımcı, bu yazıda bulabildiğim en uygun kelime.

Kadına şiddetin, kıyımın, sonucunda kan ve gözyaşının her coğrafyada, her yönetim biçiminde ve her inançta yaşandığını dile getirmiştim. Kadına yaşatılan şiddet, kadın kahramanların yetişmesine engel olamadı.

İşte, örnek Cezayir’den. Cezayirli kadın şair Taous Ait Mesghat.

Bir şiirinde bakınız ne diyor Cezayir’li kahraman kadın ve şair Mesghat.

“Bacaklarımı açmak depremlere, saçlarımı açmak fırtınalara ve rüzgarlara sebep oluyorsa...

Gerdanımdan küçük bir görüntü denizlerin yükselmesine, sesim toprağın kaymasına sebep oluyorsa...

Sütlü koca memelerimin görüntüsü kıtlığa ve sefalete neden oluyorsa, kollarımın açıklığı iklimi ısıtıyorsa...

Gülüşüm kainatın dengesini bozup istikrarsızlık yaratıp tüm ahlaksız içgüdüleri uyandırıyorsa...

Tüm doğal felaketlerin ardında ben varsam, O halde benden kork!

Çünkü ilahi güç benim, mutsuz ve ölümlü olan sensin!...”

Avusturalya ve Yeni Zelanda’nın ev sahipliğinde Dünya Kadınlar Futbol Şampiyonası oynandı Ağustos 2023’de. Finalde İngiltere karşısında 1-0 galip gelen İspanya şampiyon oldu. İsveç ise Avusturalya maçını 2-0 kazanarak Dünya Üçüncüsü oldu.

Kadın sporcular, erkeklerden çok daha güzel ve sanat ağırlıklı oynadılar maçları. Giysileri, sporculuğun ve insanlığın gereğine uygundu. Çağdaş, genç ve güzel sanatçılar, erkeklerarası futbol maçlarında görülen çok kaba hareketleri yapmadılar, kısa paslarda ve dar alanlarda harika görüntüler sergilediler. Takımların bazılarının antrenörleri erkek, yardımcıları kadın, bazılarının ise antrenörleri kadın, yardımcıları erkekti.

Sevinci de, üzüntüyü de kucaklaşarak, birbirlerine sarılarak, kadın-erkek insana yakışır şekilde sanki “tek” olarak paylaştılar. Yüzlerini, ayaklarını ve topu kullanışlarını hayranlıkla izledim. Acaba, kaç kişi, TRT Spor’da canlı olarak yayınlanan maçları izlerken, kadın sporcularımızın, hakemlerimizin başka hangi niteliklerine, başka hangi noktalarına, hangi organlarına baktılar? Kaç kişi, başı açık ve bacağında spor şortu olan futbolcuları görmemek için televizyonlarını kapattı, kaç kişi. Soru olmadığı için ? işareti kullanmadım.

Kaç kişi, kadın voleybolcuları, basketbolcuları, kürekçileri, kayakçıları, boksörleri, güreşçileri, hentbolcuları, atletleri, yüzücüleri, okçuları, tenisçileri, …. sanatçılar, sanat etkinliklerine katılan insanlar olarak izledi? Kaç kişi herkese kadın olarak baktı? İnsan olan herkes, umarım herkese insan, spor sanatçısı ve müsabakalara da sanat olarak bakmıştır.

Kaç kişi, sanat yapan kadınları görmemek için sinemaya, tiyatroya gitmiyor, kaç kişi kanal değiştiriyor.

Yanıt bulabilsek, kim kime güvenmiyor? İnsanca, spora, sanata uygun giyinen kadına mı güvenmiyor bazı erkekler, yoksa, yanlış eğitimin ve evrimleşmenin sonucu olarak kendilerine mi?

Kim suçlu, kim kurban, kim “iyi”leştirilmesi gereken?

Kadın mı, erkek mi? Elbette erkek. Acaba, kendisini cinsel varlık olarak gören, erkeğin biçimlendirdiği süreci isteyerek kabullenen kaç kadın var Türkiye’de ve diğer coğrafyalarda?

Bu nedenle, haydi, kadın-erkek birlikte. Haydi, kız çocuklarımız, kız torunlarımız, kız kardeşlerimiz, eşlerimiz, annelerimiz, haydi erkeklerle birlikte hayal ettiğimiz cennet gibi bir Türkiye ve Dünya için birlikte olalım, şiddetsiz ve silahsız örgütlenelim,  yan yana gelelim.

Ülkemdeki ve Dünya’daki tüm kadınları; çocuklarım, kardeşlerim ve kutsallarım gibi bağrıma basıyorum, kucaklıyorum, sarılıyorum, alınlarından öpüyorum.