Bu Suç Örgütlerinin, Kaynakları Nelerdir?

Adam, Ak Parti iktidarı döneminde belediyelerden ve kamu kurumlarından yıllarca sayısız ihaleler alıyor ve iş dünyasında büyüdükçe büyüyor, güçleniyor. 2019 yerel seçimlerinde belediyelerin çoğunlukla CHP’nin eline geçmesi üzerine mevcut işlerine devam ediyor veya yeni bazı ihaleler daha alıyor. 9 Mart 2025 tarihinde İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı CHP’li Ekrem İmamoğlu, düzenlenen gösterişli bir operasyonla evinden alınıp götürülüyor, devamında başka il ve ilçe belediye başkanlarına operasyonlar başlıyor ve bu Aziz İhsan Aktaş’ın adı da o süreçte ortaya saçılıyor.

Dünyanın gözleri önünde sergilenmekte olan bu haksız, hukuksuz operasyonlarla ilgili bir yazı yazmayı aklımdan bile geçirmiyordum, artık bu tür olayları son derece kanıksamıştık, ancak, geçtiğimiz salı günü televizyonlara yansıyan ve uzun süre üzerinde durulan Aziz İhsan Aktaş haberlerinden sonra, derinden sızlayan vicdanıma engel olamadım.

Adam, özel makam arabası ve 15 koruma ile adliyeye geliyor, büyük güvenlik önlemleri arasında adliyenin hakim ve savcılara ayrılan kapılarından giriş çıkış yapıyor, görüntülerde bir suçlu sanık gibi değil, tam da bir zafer kahramanı tavırları ile sunuluyor, yüz ifadeleri son derece mutlu, huzurlu, yüksek bir özgüven içerisinde...

Bu işadamının bugüne kadar kamu kurumlarından ve belediyelerden aldığı ihale sayısı 388, bu ihalelerden 300’ünü Ak Partili belediyelerden, geri kalan 88’ini ise 2019 ve daha sonraki yerel seçimlerde CHP’ye geçen belediyelerden almış...
Tutuklandıktan sonra büyük bir suç örgütü oluşturduğu açıklanan ve hakkında 704 yıla kadar hapis cezası istenen Aziz İhsan Aktaş, itirafçı oluyor, aldığı ihaleler karşılığında kamu kurumlarına, Ak Partili ve muhalefet belediyelerine rüşvet olarak paralar dağıttığını, arabalar filan verdiğini anlatıyor ve cezaevinden bırakılıyor. Bu itiraflarla İstanbul’dan Adana’ya, Mersin’e, Antalya’ya kadar çok sayıda CHP’li belediye başkanı tutuklanıyor, bir tek Ak Partili kurum yetkilisi, veya eski ya da yeni belediye başkanı hakkında ise en küçük bir işlem yapılmıyor.

Fetullah Gülen, ülkedeki sakıncalı faaliyetleri nedeniyle 1999 yılında ABD’ye gönderilmişti, Türkiye’deki faaliyetleri mercek altına alınmıştı, ancak 2002 yılında iktidara gelen, “Dindar ve kindar nesiller yetiştireceğiz” diyerek göreve başlayan Ak Partili kadrolar tarafından kendisi ve tüm faaliyetleri koruma altına alınmış ve desteklenmeye başlanmıştı. Nitekim Erdoğan, Cumhurbaşkanığı döneminde 15 Temmuz 2016 darbe girişiminden sonra o güne kadar yaşanmış tüm olumsuzlukları, Fetullah Gülen Örgütüne yüklemiş, hatta bu cemaate Fetullahçı Terör Örgütü ‘FETÖ’ adını yakıştırmıştı, o da yetmemiş, “Ne istediler de vermedik?!” diye sitemlerde bulunmuştu.
İnanç dünyasında iktidarın destekleri ile devleşen ve devleti büyük sıkıntılara sokan Fetullah Gülen, yine de Ak Parti iktidarının gücüne güç katmış, 2017’de devletin Partili Cumhurbaşkanlığı sistemine geçirilmesine ve tüm devlet yetkilerinin, tek adam Erdoğan’ın iki dudağı arasına sıkıştırılmasına yol açmıştı.

Şimdi iş dünyasında devlet ihaleleri ve işleri ile büyümüş, devleşmiş bir insan, tıpkı Fetullah Gülen gibi, Ak Partili Cumhur İttifakına beklenmedik yerlerde beklenmedik güçler kazandırıyor, yerel seçimlerde Türkiye’nin birinci partisi olan CHP’nin kollarını kanatlarını kırmaları için akla mantığa sığmayan itiraflarla yeni fırsatlar sunuyor.

Tek adam rejimleri için bu tür aparatlar son derece kullanışlıdır. PKK, uzun yıllardan beri Ak Parti iktidarının kullandığı en önemli tutunacak dallardan birisiydi. 2010’larda başlatılan ‘Barış Süreci’nde yıllarca ‘Kürt Kesimi’nin oylarını konsolide ettiler, 7 Haziran 2015 seçimlerinde suyun kaynağı kuruyunca PKK ile yeni ve daha ağır bir çatışma sürecine girildi. Yıllar sonra oy potansiyeli olarak yeni kaynaklar arayışlarına giren Cumhur İttifakı, geçtiğimiz yıl yeni bir ‘Terörsüz Türkiye’ süreci başlattı ve nefes aldı, ancak gelişmeler, sürecin pek de beklenen sonucu veremeyeceğini gösteriyor.

Öyle bir siyasal sistem oluşturuldu ki, Cumhur İttifakı’nı tam da iki ana damar üzerine oturttular, milliyetçi damara müdahale gerektiğinde ittifak ortağı MHP lideri Devlet Bahçeli devreye giriyor, inanç kesimindeki hassasiyetlerde kıpırdanma olduğunda ise bu işin ustası Erdoğan...

PKK, Fetö, Aziz İhsan Aktaş gibi suç örgütlerinin birbirinden farkı var mıdır? Devletin ve iktidarın gözleri önünde korunarak ve desteklenerek, her türlü suçları işliyorlar, büyüyorlar, devleşiyorlar, sonuçta da devleti yöneten siyasal iktidara beklenmedik anda ve yerde önemli fırsatlar sunuyorlar. Olan, ekonomik sıkıntılar içerisinde çırpınan ve toplumun büyük çoğunluğunu oluşturan yoksul kesimlere oluyor.