Boşanmalar Artıyor; Aile, Çocuk ve Toplum Ne Kaybediyor?


Sevgili okurlarım, bu haftaki köşe yazımda son yıllarda toplumumuzun en önemli sosyal meselelerinden biri haline gelen boşanmaları konuşmak istiyorum.
Bir zamanlar ömür boyu sürmesi hedeflenen evlilikler artık çok daha kısa sürede sona erebiliyor. Türkiye’de boşanma oranlarının her geçen yıl artması yalnızca eşleri değil, çocukları, aile büyüklerini ve aslında toplumun tamamını etkileyen bir durum haline geldi. Peki ne oldu da insanlar birbirinden bu kadar hızlı uzaklaşmaya başladı?
Uzmanların ve resmi verilerin ortaya koyduğu tabloya baktığımızda boşanmaların tek bir sebebe bağlı olmadığını görüyoruz. Ekonomik sıkıntılar listenin başında geliyor. Artan yaşam maliyetleri, geçim derdi, işsizlik korkusu ve geleceğe yönelik belirsizlikler çiftler üzerinde ciddi bir baskı oluşturuyor. Eve giren para azaldıkça sorunların büyümesi, sabrın azalması ve tartışmaların artması kaçınılmaz hale geliyor.
Bir diğer önemli neden ise iletişim eksikliği. Aynı evin içinde yaşayan ancak birbirini dinlemeyen, anlamayan ve duygularını paylaşmayan çiftlerin sayısı giderek artıyor. Teknolojinin hayatımıza kattığı kolaylıklar kadar götürdüğü şeyler de var. Aynı koltukta oturup saatlerce telefon ekranına bakan insanlar birbirlerinin gözlerinin içine bakmayı unutabiliyor. Oysa evlilik, iletişim olmadan ayakta kalabilecek bir kurum değil.
Aldatma, güven kaybı, ailelerin evliliğe aşırı müdahalesi, bağımlılıklar, şiddet ve kişilik çatışmaları da boşanmaların önemli nedenleri arasında yer alıyor. Özellikle günümüzde bireylerin kendi mutluluğunu daha fazla önemsemesi, geçmiş yıllarda olduğu gibi mutsuz bir evliliği sürdürme eğilimini azaltıyor. Bu durum bazı yönleriyle olumlu görünse de evliliklerin daha kırılgan hale gelmesine de neden oluyor.
Araştırmalar, boşanmaların en yoğun olarak 30 ile 45 yaş arasındaki bireylerde görüldüğünü ortaya koyuyor. Evliliğin ilk beş yılı ise en riskli dönemlerden biri olarak kabul ediliyor. Çünkü çiftler bu süreçte birbirlerini daha yakından tanıyor, beklentilerle gerçekler arasındaki farkı görüyor ve hayatın sorumluluklarıyla yüzleşiyor.
Boşanmanın en ağır bedelini ise çoğu zaman çocuklar ödüyor. Elbette her boşanma çocuklarda aynı sonucu doğurmuyor. Sağlıklı yürütülen bir boşanma süreci ile çatışmalı bir boşanmanın etkileri birbirinden çok farklı. Ancak uzmanlar, parçalanmış ailelerde büyüyen çocukların önemli bir bölümünün kaygı bozukluğu, özgüven eksikliği, öfke kontrol sorunları, akademik başarısızlık ve depresif belirtiler yaşayabildiğini belirtiyor. Araştırmalar, boşanma sürecini yoğun çatışma ortamında yaşayan çocuklarda psikolojik sorun görülme riskinin diğer çocuklara göre belirgin şekilde arttığını gösteriyor.
Daha da düşündürücü olan ise bu çocukların ilerleyen yıllarda kendi ilişkilerinde güven problemi yaşama ihtimalinin yükselmesi. Çocuklar anne ve babalarının söylediklerinden çok yaptıklarını örnek alıyor. Evde sürekli kavga gören bir çocuk, sağlıklı iletişimi öğrenmekte zorlanabiliyor.
Peki boşanmaları azaltmak için ne yapılabilir?
Öncelikle evlilik öncesi eğitimlerin yaygınlaştırılması gerekiyor. İnsanlar düğün organizasyonuna ayırdıkları zamanın bir kısmını iletişim, çatışma yönetimi ve aile yaşamı eğitimlerine ayırabilmeli. Evlilik sadece sevgiyle değil, bilgiyle de yürüyen bir kurumdur.
Bunun yanında çiftlerin sorunlar büyümeden profesyonel destek almaktan çekinmemesi gerekiyor. Ne yazık ki birçok insan yardım istemeyi zayıflık olarak görüyor. Oysa zamanında alınan destek, yıllarca sürecek kırgınlıkların önüne geçebilir.
Ekonomik istikrarın güçlendirilmesi, aile danışmanlığı hizmetlerinin erişilebilir hale getirilmesi ve çocukların psikolojik destek imkanlarına daha kolay ulaşabilmesi de büyük önem taşıyor.
Unutmamak gerekir ki her boşanma kötü değildir. Şiddetin, hakaretin ve sağlıksız bir ortamın olduğu evliliklerin sürdürülmesi kimseye fayda sağlamaz. Ancak iletişim eksikliği, yanlış anlaşılmalar ve çözülebilecek sorunlar nedeniyle dağılan aileler hem bireyler hem de toplum adına büyük bir kayıptır.
Belki de bugün kendimize şu soruyu sormalıyız: Haklı olmak mı daha önemli, mutlu olmak mı? Çünkü birçok evlilik büyük sorunlardan değil, zamanında söylenmeyen birkaç güzel sözden, edilmeyen bir teşekkürden ve gösterilmeyen küçük bir ilgiden dolayı yıpranıyor.
Haftaya bir başka konuyla buluşmak üzere mutlu hafta sonları diliyorum.