Boşanma, eşler için bir son ya da yeni bir başlangıç olabilir; ancak çocuk için çoğu zaman hayatın en sarsıcı dönemeçlerinden biridir. Çünkü çocuk, anne ve babayı hayatın değişmez iki direği olarak görür. Bu iki direğin ayrılması, onun zihninde “güvende miyim? Annem ve babam beni hâlâ sevecek mi? Benim suçum mu?” gibi soruların doğmasına yol açar. Boşanmanın çocuk üzerindeki etkileri, ebeveynlerin süreci nasıl yönettiğiyle doğrudan bağlantılıdır.
Çocuğun Dünyasında Boşanma
Çocuk, yaşına ve gelişim düzeyine göre boşanmayı farklı algılar.
- Okul öncesi dönemde çocuklar boşanmayı anlamakta zorlanır, çoğu zaman kendilerini suçlarlar.
- İlkokul çağında somut kaygılar öne çıkar: “Babam/Annem artık bizimle yaşamayacaksa onu görebilecek miyim?”
- Ergenlik döneminde ise çocuk, öfke, isyan veya yoğun kaygı yaşayabilir.
Her durumda ortak olan, çocuğun aidiyet ve güven ihtiyacının sarsılmasıdır. Çocuğun En Çok Zorlandığı Noktalar
Boşanma sürecinde çocukların en çok zorlandığı üç temel alan vardır:
- Suçluluk duygusu: “Annemle babam benim yüzümden ayrıldı” inancı, çocuğu ağır bir yük altında bırakır.
- Terk edilme kaygısı: “Beni de bırakırlar mı?” sorusu, özellikle küçük çocuklarda yaygındır.
- Sadakat çatışması: Anne ve baba arasında taraf olmaya zorlanan çocuk, kime yakın olacağını bilemez, yoğun stres yaşar.
Ebeveynlere Düşen Sorumluluk
Boşanmanın çocuk üzerindeki etkisini azaltmanın yolu, anne ve babanın süreci bilinçli yönetmesinden geçer. Bunun için:
Çocuk arada bırakılmamalı, taraf seçmeye zorlanmamalıdır.
- Boşanma çocuğa yaşına uygun, dürüst ama sade bir dille anlatılmalıdır.
- Çocuğa, boşanmanın onun suçu olmadığı mutlaka söylenmelidir.
- Görüşme düzeni belirsiz bırakılmamalı, net kurallar konulmalıdır.
- Günlük rutinler (okul, oyun, arkadaşlık) korunarak çocuğun güven duygusu desteklenmelidir.
Çocuğun Duygularına Alan Açmak
Boşanma sürecinde çocukların en çok ihtiyaç duyduğu şey, duygularının görülmesi ve anlaşılmasıdır. Onun üzüntüsünü küçümsemek yerine, “Üzgün olduğunu biliyorum” diyebilmek çok kıymetlidir. Çocuğun ağlamasına, kızmasına ya da soru sormasına izin verilmelidir.
Ayrıca çocukla birlikte yapılacak küçük rutinler —hafta sonu kahvaltıları, düzenli oyun saatleri, birlikte yürüyüşler— güven hissini güçlendirir.
Uzun Vadeli Etkiler
Boşanma tek başına çocuğun ruh sağlığını bozmaz. Onu zorlayan, anne ve babanın ayrılığı nasıl yaşattığıdır. Sürekli çatışma, iletişim kopukluğu ve belirsizlik çocuğu olumsuz etkiler. Öte yandan, sağlıklı yönetilen bir boşanma süreci, çocuğa şu becerileri de kazandırabilir:
-
- Hayatta zorluklarla başa çıkma,
- Duygularını ifade etme,
- Güvenli bağları sürdürebilme,
- İlişkilerde saygı ve sınır kavramlarını öğrenme.
Sonuç olarak
Boşanma, çocuk için sancılı bir süreçtir ama telafisi olmayan bir travma olarak kalmak zorunda değildir. Çocuğun güven ve sevgi ihtiyacını karşılayan, onu tarafsız bir şekilde destekleyen anne ve babalar, çocuğun bu süreci daha az hasarla atlatmasını sağlayabilirler.
Unutulmamalıdır ki, eşler birbirinden boşanabilir, fakat anne ve baba olma sorumluluğu hiçbir zaman sona ermez. Çocuğa verilmesi gereken en önemli mesaj şudur: “Biz ayrı evlerde yaşayacağız ama senin anne-baban olmaktan asla vazgeçmeyeceğiz.”
"Değerli okuyucularım, yazılarım ile ilgili görüş ve önerilerinizi benimle paylaşmanızı çok isterim. Geri bildirimlerinizi info@sakiripek.com adresine gönderebilirsiniz. Teşekkürler!"