Cumhuriyet’in 101. yılında, Agora Sanat Galeri’sinde anlamlı bir sergi açıldı. Cumhuriyet coşkusu hiç bitmesin düşüncesiyle devam da edecek.
Memleketin 24 güzel sanatçısı, bu sergi için birer tablo yaptı.
Atatürk’ün Ankara’ya geldiği gün olan 27 Aralık’ta açıldı, 7 Şubat’a dek sürecek.
Söyleşi
Serginin bir de söyleşi oldu.
Abidin Celal Binzet, Adnan Tepecik ile konuşmacıydık. Söyleşi Agora Sanat Merkezi’nin sosyal medya hesaplarında canlı yayınlandı ve izlemek isteyenler için video kaydı aşağıdaki adreste bulunuyor.
https://www.instagram.com/p/DEr9TMAsups/
Konuşmamı sergideki resimler üzerinden, bazı ressamlarla görüşerek hazırlamak istedim.
İşte iki bölümün bağlantıları.
https://www.youtube.com/watch?v=IYfyijS5m5g&t=17s
https://www.youtube.com/watch?v=O6J2XUOImno&t=11s
Ressamlarımızın bazılarıyla hazırlık sürecinde görüşme şansım olmuştu. Ne denli özenle hazırlık yaptıklarına şahit oldum. Bu süreci söyleşimizi izleyenlerle farklı bir şekilde paylaşmanın yolunu düşündüm. Konuşmamın sonunda, sergiye katılan ressamlardan bazılarının eskizlerini dağıttım. Bu bölümü izlemek isterseniz bağlantısını veriyorum.
https://www.youtube.com/watch?v=P8Ffk-taOBc&t=6s
Söyleşiden…
Söyleşide andığım ressamlar ve tablolarını bu yazıda paylaşalım…
Abdurrahman Kaplan
Kaplan sergi için hazırlık yaparken buluştuk. Konu Milli Mücadele olunca geçiştirmek istemediğini söylemişti, öyle de yaptı.
Hatta bir değil, 6 tane tablo yaptı. Birini sergi için ayırdı.
Her birinde Atatürk var.
Hatta bir değil, birkaç tane.
Kocatepe’de derin derin düşünürken veya güneş olmuş aydınlatırken…
Alev Özas
Özas, ağırlıklı olarak İstanbul çalışan bir ressam. Sergiye de Samsun’a hareketi konu alan resmiyle katıldı.
Düşüncelerini sordum, vapuru kullanma nedenini de açıkladı.
“Ay ve yıldızın ışıldamasını istedim, gökyüzünde Galata'ya doğru…
Çünkü Bandırma Vapuru’nun Galata’ya ziyareti olmuştu...
Ata'mın izini hissetmek istedim, şanlı bayrağımız ile. Kan kırmızı deniz, bayrağımızın rengi.
Armoni bütünüyle bayrak rengi.
Ata’ya saygı mücadeleye saygı eseridir.”
Fehnur İpek
İpek, Artvinli. Hemşerim!
Özellikle Artvin tablolarıyla tanıyoruz onu. Yeşillikler içinde, kışsa bacaları tüten ve huzur veren evleriyle süslediği tablolarıyla Sergideki resmini sordum.
Yanıtı, resmindeki her bir ayrıntının açıklaması oldu.
“Atatürkçülük ruhunu ve inkılaplarını takip ettiğimizde ülkemiz ilelebet yaşayacak.
İlk meclis, Kurtuluş Savaşı'nın kalbi.
Kurtuluş Savaşı'nın gizli kahramanları süvariler…
Kurtuluş Savaşı'nın diğer gizli kahramanları, cepheye mühimmat yetiştiren kadın, çocuk ve yaşlı erkekleri ve ülkenin gerçek kahramanları köylüler.”
Hasan Pekmezci
‘Hocaların Hocası’ derim çünkü öyledir!
Karanfil, kuşlar, ey zaman…
Tablolarının bence hepsi yaman!
Dağın tepesinde şaha kalkmış atıyla Atam…
Pekmezci, tablosunda Samsun’dan çıkmış yola, Ulu Önder gibi, Cumhuriyet’in kazanımlarına ulaşmış.
Yanlarda veya altta olmayan, tablonun üstündeki düz çizgisi, dikkat çekici.
Atatürk’ün yılmaz ve yolundan dönmezliğinin bir ifadesi…
Mehmet Hacı Fettahoğlu
Tablosunda Mili Mücadele’nin başlangıcının simgelerinden martıların (bence umudun) eşlik ettiği Bandırma Vapuru da kamyonu yenen kağnı da devrimlerin bir bir kabul edildiği İkinci Meclis de var.
Topçusu da Namık İsmail’in ünlü ‘Son mermi’ tablosundan…
Nevzat Can
Anıtkabir’de iki tablosu sergilenen Can, harika bir Atatürk tablosuyla katıldı sergiye.
Fonda sis, sis içinde Millî Mücadele’nin süvarileri.
Anlıyoruz ki sis değilmiş fonda.
Mustafa Kemal’in askerleri, tozu dumana katmış, atlarını sürüyorlar dört nala…
Önder Aydın
Aydın,
“Biz bunları üretirken sadece fikir olarak düşünmedik.
Arkada kocaman bir Ulusal Kurtuluş Savaşı’nı düşündük.
Bir de borçluluğumuzu ödeme hissini düşündük…” diyerek özetledi duygularını.
Tablolarının olmazsa olmazı güvercinlere dikkat! Fark ettiniz değil mi?
Yemledikleri yerde mozaik var, orası Truva.
Ulu Önder’in zafer ardından söylediği düşünülen,
“Hektor'un ve TRUVA'nın öcü alındı.” sözüne atfen.
Süleyman Karakul
Genelde tarla olarak resmettiği çizgileri, bu kez koşu alanı olmuş. Tarladaki köylüler, çiftçiler de süvariler…
Karakul, bu kahraman süvarilerin, savaş öncesi köylü olduklarını, savaş sonrası tarlalarını sürmek için geri dönecek çiftçiler olduklarını hatırlatıyor belki de…
Onlar değil mi zaten,
Toprağını seven, evini geçindirmek için tarlasını bin bir güçlükle süren,
Vatanını kurtarmak için ölümü düşünmeden atını düşman üzerine süren…
Şükran Atay Pekmezci
Ozan Nazım’a selamla…
“Yürüdü uçurumun başına kadar, eğildi, durdu.
Bıraksalar ince, uzun bacakları üstünde yaylanarak ve karanlıkta akan bir yıldız gibi kayarak
Kocatepe'den Afyon Ovası'na atlayacaktı”
Tabloda Başkomutan Kocatepe’de.
Mehmetçik silah veya top başında.
Kadınlar ateş hattının yanı başında, cephane taşıyor, cephe gerisinde yaralıları yaşatmaya çalışıyor…
Sergi
Sergide 24 sanatçı var. ‘Yerim dar’ demek istemiyorum ama yazıya, söyleşi için görüşebildiklerimi aldım. Yoksa her biri ayrı değerli. Yukarıda verdiğim bağlantılarda tüm resimleri görmek mümkün. Şimdilerde Ankara’da, sonra Türkiye’yi gezecek, kaçırmamak gerek.