Günlerdir kamuoyunda yoğun olarak konuşulan ve medyada ana gündemi oluşturan bir yiğit savcı tarafından ortaya çıkarılan yeni doğan çetesi skandalının münferit bir vaka olduğunu düşünüyorsanız emin olun çok ama çok yanılıyorsunuz!
Bunu sadece ben de demiyorum bakın İslami kesimin önde gelen yazar ve yorumcularından Abdurrahman Dilipak bir X paylaşımı yaptı, bu paylaşımda diyor ki:
“Sağlıkta yarın da ilaç vurgunu patlayınca görürsünüz! Daha bunlar ne ki! Bir gün Şehir hastahanelerinin İhaleleri, yapılan anlaşmalar, verilen teminatlar, garantiler ve dönen dolaplar. Üniversite hastahaneleri, özel hastahaneler, Doktorluk yapan Milletvekilleri ve diğer VIP hastaların şişirilen faturaları kamu özel elele yenilen haltlar. Sağlık Adaletten daha temiz değil. Neyse ki, Adalet camiasından bir yiğit savcı yolsuzluk balonuna bir iğne batırdı. BOMMMM! Daha yeni başlıyoruz. Daha bir bendden su kaçağı var. Baraj patlarsa görürsünüz…”
Aslında sağlık sisteminde çok uzun bir zamandır yolsuzluk kol geziyordu fakat iktidar son 20 küsur yılda özel sektörü öne çıkarıp, sağlık hizmetlerini ticarileştirip birde yeterince denetim yapmayınca işler tam manası ile zıvanadan çıkmış bulunuyor.
Emin olun özel sağlık kurumlarına ambulansların tercihli olarak hasta taşıması bu işin sadece çok ama çok küçük bir parçasıdır.
Tamam, ipin ucu özel hastanelere kasten taşınan yeni doğan bebeklerin yeterli özen ve dikkat gösterilmemesi sonu ölüm vakalarının ortaya çıkması ile tutuldu ama bakın tekrar söylüyorum bu skandalın sadece çok küçük ve istisnai bir parçası.
Asıl turpun büyüğü heybede: Özel hastanelerde sadece yenidoğanlara değil tüm hastalara yönelik yapılmayan tetkik ve tedavilerin ya da kullanılmayan ilaç ve ekipmanların SGK’ya fatura edilmesi işin asıl büyük ve vahim kısmıdır.
Birde elbette gereksiz tedavilerin ve gereksiz kullanılan SGK’ya fatura edilmesi olasılığı var çünkü yapılan bütün bu iş ve işlemlerin faturası büyük ölçüde SGK’ya kesiliyor ve elbette birde hastaların ceplerinden ödemek zorunda kaldığı faturalar var. Bunları topladığınızda emin olun çok ama çok yüksek bir meblağ tutuyor, çok büyük bir haksız kazanç ve fahiş karlar ortaya çıkıyor.
Elbette bu yeni doğan çetesi olarak adlandırılan oluşumun pervasızlığı bebeklere reva görülen zulüm ve çete üyelerinin aralarındaki konuşmaların acımasızlığı insan olan herkesin tüylerini diken diken etti ve herkes tabiri caizse öfkeden kudurdu.
Fakat bu öfke bu ve benzeri olayların arkasındaki gerçeklerin ve gerçek büyüklüklerin unutulmazına yol açmamalıdır.
Bu soruşturmanın sağlıklı ve derin olarak yapılabilmesinin yolu bu olaylar olurken görevde olan ilgili herkesin görevden alınmasından geçmektedir. Çünkü bu olay basit bir adli vaka değil bürokrat, siyasetçi ve iş insanları arasında rant paylaşımı yaratan bir şer üçgenidir.
Emin olun bu iş deşilince bazı çok üst düzey politikacı, bürokrat ve iş insanlarının menfaati zedelenecek ve dahası yargı önünde hesap verecekler bunun korkusu ile her türlü dezenformasyon ve manipülasyona girmeye çalışacakları beklenen bir şeydir.
Bu çete ve benzeri çeteler düşündüğünüzden daha büyük ve daha derin yapılanmalar olabilir bunların izleyeceği ilk strateji ifşa olan dar bir kadroyu feda edip onları o ya da bu şekilde susturup soruşturmanın derinleşmesini ve yayılmasını engellemek olacaktır. Büyük bir olasılıkla soruşturmayı sulandıracak, zamana yayarak kamuoyu ilgisinin dağılmasını sağlayacak bir takım adımlar bunun peşi sıra gelecektir.
Bu yüzden bu soruşturmayı yürütecek kişilerin işi gerçekten de çok zor, ama iyi ki böyle yiğit savcılar var da bu olay örtbas edilemedi açığa çıktı.
Biz basın mensuplarına düşen ise bu yiğit savcıların arkasında durmak ve bu olayın unutulmaması için yazıp çizerek kamuoyu baskısının devamını sağlamak olmalıdır.