Bir Tweet Kaç Yıl Eder?

Bir zamanlar cümleler gazetelerde tartılırdı. Bugün ise parmak ucuyla yazılan bir tweet, insan hayatının yıllarını belirleyebiliyor. Soru basit ama sarsıcı: Bir tweet kaç yıl eder?

Sosyal medya, ifade özgürlüğünün en geniş alanlarından biri olarak doğdu. İnsanlar düşüncelerini, tepkilerini, öfkelerini ya da umutlarını birkaç kelimeyle paylaşabildi. Ancak zamanla bu alan, özgürlükten çok korkunun dolaştığı bir zemine dönüştü. Çünkü artık herkes biliyor ki bir paylaşım, yalnızca beğeni ya da eleştiri getirmiyor; soruşturma, gözaltı, hatta tutuklama da getirebiliyor.

Bugün Türkiye’de pek çok kişi düşüncesini yazmadan önce aynı soruyu soruyor: “Buna bir şey olur mu?” İşte tam bu noktada ifade özgürlüğü, kâğıt üzerinde var olup günlük hayatta daralan bir hakka dönüşüyor. Oysa özgürlük, ancak korkmadan kullanıldığında anlamlıdır.

Elbette hakaret, tehdit ve şiddet çağrıları korunamaz. Kimse sınırsız bir özgürlükten söz etmiyor. Ancak sorun tam da burada başlıyor: Eleştiri ile suç arasındaki çizgi giderek belirsizleşiyor. Bir tweet kimi zaman düşünce açıklaması, kimi zaman ise “tehlike” olarak görülüyor. Hukukun görevi bu çizgiyi netleştirmekken, pratikte çoğu zaman muğlaklık hakim oluyor.

Bir başka sorun da ceza dengesi. Yazılan birkaç kelime ile verilen cezalar arasındaki uçurum, adalet duygusunu zedeliyor. Aynı ülkede ağır suçlar için verilen cezalar tartışılırken, bir sosyal medya paylaşımı nedeniyle özgürlükten mahrum bırakılmak toplumda derin bir adaletsizlik hissi yaratıyor.

Bu durum yalnızca bireyleri değil, toplumu da susturuyor. İnsanlar konuşmamayı, yazmamayı, tepki vermemeyi seçiyor. Sessizlik, bir tercih değil; bir savunma mekanizmasına dönüşüyor. Oysa demokrasiler gürültüyle, itirazla ve farklı seslerle güçlenir.

Belki de asıl soru şu olmalı: Bir tweet kaç yıl eder değil, bir toplumun susması kaç yıl kaybettirir? İfade özgürlüğü yalnızca yazanların değil, okumayan ama hisseden herkesin meselesidir. Çünkü bir gün kelimeler sustuğunda, geriye yalnızca korku kalır.

Ve korkunun olduğu yerde ne hukuk büyür, ne de adalet.