Binalar Yapıldı, Peki Biz Ne Öğrendik?

Hatay’da anahtarlar teslim ediliyor.
Yeni binalar, yeni kapılar, yeni hayatlar…
İnsanlar evlerine girerken sevinmeye çalışıyor. Zaten başka türlüsü de zor.

Ama bu sevincin içinde bir eksiklik var.
Çünkü herkes biliyor ki 6 Şubat’ta yaşananlar sadece bir doğa olayı değildi.

Deprem geldi, evet.
Ama yıkım yıllardır birikiyordu.

O gün çöken şey sadece beton değildi.
Denetimsizlik çöktü.
Göz yummalar çöktü.
“Bir şey olmaz” denilen her cümle çöktü.

Bugün Hatay’da yeni konutlar yükseliyor.
Ama insanın aklına şu soru takılıyor:
Bu binaları yapan anlayış değişti mi?

Aynı sistemle,
aynı alışkanlıklarla,
aynı ihmallerle yolumuza devam ediyorsak
yarın başka bir şehirde yine aynı cümleleri kurmayacağımızı kim söyleyebilir?

Deprem doğaldı.
Ama bu kadar can kaybı kader değildi.

Hataylı bir yurttaş anahtarını alırken sevinç yaşıyor.
Ama o sevinç, geride kalanların yokluğunu silmiyor.
Toprak altında kalanların, mezarı bile olmayanların hesabı kapanmıyor.

Bu ülkede felaketlerden sonra hızla inşaat yapılır.
Ama hesap sormak ağırdan alınır.
Enkaz kalkar, gündem değişir, sorular yarım kalır.

Bugün yeni binalara bakıp “tamam, oldu” demek kolay.
Zor olan şudur:
Aynı hataların tekrar edilmesine izin vermemek.

Denetim gerçekten sahaya indi mi?
İmza atanlar sorumluluk aldı mı?
Bu soruların cevabı net değilse,
o anahtarlar sadece kapı açar, güven açmaz.

Hatay yeniden ayağa kalkıyor olabilir.
Ama ayağa kalkan sadece binalarsa,
biz yerimizde sayıyoruz demektir.

Asıl mesele konut yapmak değil.
Asıl mesele insan hayatını gerçekten ciddiye almak.

Ve bu soruyu sormaktan vazgeçmemek:
Biz bu felaketten gerçekten ders aldık mı?