Beni Üzen Şeyin Açıklamaya İhtiyacı Yok

Bazen biri bize kötü davrandığında ilk refleksimiz şu oluyor:
“Acaba ben ne yaptım?”

Garip ama çok tanıdık bir cümle bu. Sanki herkes doğru, bir tek biz hatalıyız gibi. Sanki karşımızdaki insanın yaptığı değil de bizim buna sebep olmuş olabileceğimiz ihtimali daha ağır basıyor.

Niye?

Çünkü bize küçük yaşlardan beri “anlayışlı ol”, “alttan al”, “empati kur” deniyor. Ama kimse şunu söylemiyor: Her davranışı anlamak zorunda değilsin.

Empati güzel şey. Ama bazen fazla empati, insanın kendine yaptığı haksızlık oluyor.

Biri kırıcı bir şey söylediğinde, “ama onun da zor bir günü vardı” diye düşünmek…
Biri saygısız davrandığında, “aslında kötü niyetli değildi” diye kendimizi ikna etmek…

Bir yerden sonra bu, karşımızdakini değil, kendimizi susturmak oluyor.

En tehlikeli cümle de şu:
“Kötü niyetli yapmamış.”

İyi de… sonuç değişiyor mu?

Bir davranış seni incitiyorsa, orada niyetin pek bir önemi kalmıyor. Çünkü sen hissediyorsun. Ve his, açıklamayla silinmiyor.

Biz niye bu kadar niyete takılıyoruz?
Çünkü niyeti temiz olanı affetmek daha kolay geliyor. Çünkü karşımızdakini “kötü” ilan etmekten korkuyoruz. Çünkü belki de yalnız kalmaktan çekiniyoruz.

Ama şunu atlıyoruz:
Kötü niyetli olmasa da kötü davranış diye bir şey var.

Ve buna katlanmak zorunda değiliz.

Her kırıldığımızda dönüp kendimizi sorgulamak zorunda değiliz.
Her rahatsız olduğumuz durumda “ben mi abartıyorum?” demek zorunda değiliz.

Bazen gerçekten sorun biz değiliz.

Belki de en zor kabullenilen şey bu:
Herkes iyi değil.
Ve herkes bizi düşünerek davranmıyor.

Bu, seni kötü yapmaz.
Bu, seni bencil yapmaz.
Bu sadece seni kendini koruyan biri yapar.

Kendini suçlamak çok kolay çünkü kontrol hissi veriyor.
“Ben düzelirsem her şey düzelir” gibi bir umut yaratıyor.

Ama gerçek şu:
Sen ne kadar iyi olursan ol, herkes sana iyi davranmayacak.

Ve bu senin hatan değil.

Belki de artık şunu demeyi öğrenmemiz gerekiyor:
“Bu davranış beni rahatsız etti. Nokta.”

Açıklama yok.
Savunma yok.
Kendini suçlama hiç yok.

Çünkü bazen mesele empati değil, sınır koymak.

Ve insan en çok, kendine sınır koymayı öğrendiğinde rahatlıyor.