Kadim İzler: Geçmişten Geleceğe Açılan Sanat Kapısı

Bazı sergiler yalnızca görülmek için hazırlanmaz; hatırlamak, düşünmek ve yeniden bağ kurmak için de kapı aralar. Çankırı Karatekin Üniversitesi Meslek Yüksekokulu’nun 50. yıl etkinlikleri kapsamında düzenlenen “Kadim İzler – Geleneksel Türk Sanatları Sergisi” de bu anlamda yalnızca bir sergi değil, geçmişten bugüne taşınan kültürel hafızaya verilmiş zarif bir selam niteliği taşıyor.

Öğr. Gör. Müzeyyen Aksöz Şen ve Dr. Öğr. Üyesi Mehmet Güneş atölyelerinde hazırlanan sergide; mezun öğrenciler ile atölye öğrencilerinin çalışmaları bir araya geliyor. Kalemişi, tezhip, kufi yazı, edirnekâri, ahşap yüzey uygulamaları ve geleneksel motiflerle şekillenen bu çalışmalar, unutulmaya yüz tutmuş sanatların genç ellerde yeniden hayat bulabileceğini gösteriyor.

Bugün geleneksel sanatlar üzerine konuşurken yalnızca estetikten söz etmiyoruz. Aynı zamanda sabırdan, emekten, ustalık kültüründen ve kuşaklar arası aktarımın öneminden söz ediyoruz. Çünkü bir motif yalnızca süsleme değildir; ait olduğu toplumun belleğini, inancını, yaşam biçimini ve güzellik anlayışını taşır. Bu nedenle geleneksel sanatların yeniden öğrenilmesi ve yeni nesillere aktarılması, kültürel süreklilik açısından son derece değerlidir.

Serginin dikkat çekici yönlerinden biri de uygulama ile akademik düşüncenin birlikte ilerlemesidir. Öğr. Gör. Müzeyyen Aksöz Şen’in Uluslararası 11. USBİLİM Sosyal Bilimler Kongresi’nde sunduğu “Geleneksel Türk Kalem İşi Motiflerinin Tasarım Eğitiminde Yeniden Yorumlanması: Ahşap Yüzey Üzerinde Öğrenci Uygulamaları” başlıklı bildiri, sergide görülen çalışmaların yalnızca el becerisine dayalı üretimler olmadığını; tasarım eğitimi içinde düşünülmüş, yorumlanmış ve akademik bir zemine oturtulmuş uygulamalar olduğunu da ortaya koyuyor.
Kadim İzler, adının hakkını veren bir sergi. Çünkü burada iz yalnızca geçmişe ait değil; bugüne düşen, öğrencinin emeğinde şekillenen ve yarına kalma umudu taşıyan bir izdir. 50. yıl etkinlikleri kapsamında böyle bir serginin düzenlenmesi ise kurumsal hafızanın sanatla buluşması açısından ayrıca anlamlıdır. Bu sergi, geleneksel sanatların müzelerde sessizce bekleyen değerler olmadığını; doğru bir eğitim ortamında yeniden üretilebilen, yorumlanabilen ve geleceğe taşınabilen canlı bir miras olduğunu hatırlatıyor.