Sokakta yürürken, pazarda dolaşırken, banka kuyruklarında bekleyen insanlara bakarken fark ettiğim bir gerçek var: Türkiye’de emeklilik artık dinlenme dönemi değil, çoğu insan için yeni bir geçim mücadelesinin başlangıcı haline gelmiş durumda.
Pazara gittiğinizde bunu çok net görüyorsunuz. Tezgâhların önünde uzun uzun düşünen insanlar var. Ellerindeki küçük not kâğıdına bakarak hesap yapanlar… Bir kilo yerine yarım kilo alanlar… Alacağı ürünü sepete koyup sonra tekrar yerine bırakanlar… Bu insanların büyük kısmı emekli. Yıllarca çalışmış, hayatının en verimli yıllarını üretime vermiş insanlar.
Türkiye’de bugün yaklaşık on yedi milyon emekli bulunuyor. Bu sayı neredeyse ülke nüfusunun önemli bir bölümünü oluşturuyor. Yani emekli meselesi birkaç kişinin sorunu değil, toplumun geniş bir kesimini ilgilendiren bir gerçek. Ancak bugün birçok emekli aldığı maaşla ay sonunu getirmekte zorlanıyor. Artan hayat pahalılığı karşısında emekli maaşları çoğu zaman aynı hızla artmıyor. Sonuç olarak emekliler için günlük hayat her geçen gün biraz daha zorlaşıyor.
Bir emeklinin pazarda yaşadığı o küçük tereddüt aslında çok şey anlatıyor. “Domates mi alayım, patates mi?” diye düşünmek zorunda kalan insanlar var. Bir zamanlar torunlarına harçlık vermeyi hayal eden insanlar, bugün kendi mutfak masraflarını kısmaya çalışıyor. Elektrik faturası yüksek gelmesin diye ışıkları erken kapatan, doğalgaz faturasından korktuğu için kombiyi kısan insanlar var.
Daha da düşündürücü olan ise şu: Emekli olduktan sonra yeniden iş aramak zorunda kalan insanların sayısı giderek artıyor. Bir insan düşünün… Ömrünün kırk yılını çalışarak geçirmiş, primini ödemiş, vergisini vermiş… Ama emekli olduktan sonra geçinebilmek için tekrar iş aramak zorunda kalıyor. Altmış yaşından sonra iş kapısı aramak zorunda kalan insanların içinde taşıdığı duyguyu tarif etmek gerçekten zor.
Geçen gün bir kahvede iki emeklinin sohbetine kulak misafiri oldum. Biri diğerine şöyle diyordu: “Eskiden emekli olunca torunları gezdiririm diye hayal ederdim, şimdi pazara nasıl gideceğimi düşünüyorum.” Bu cümle aslında uzun uzun analizler yapmadan bile birçok şeyi anlatmaya yetiyor.
Bir de bayram meselesi var. Bayramlar bu toplum için her zaman özel günler olmuştur. Ailelerin bir araya geldiği, sofraların kurulduğu, çocukların harçlık aldığı günler… Emekliler için bayram ikramiyesi de bu sevinci biraz artıran bir destekti. Ancak yıllar içinde artan fiyatlar karşısında bu ikramiyelerin değeri de giderek azaldı.
Bugün konuşulan tartışmalardan biri de bayram ikramiyesinin artırılıp artırılmayacağı meselesi. Oysa mesele yalnızca rakam değil. İnsanları asıl inciten şey, emeklinin her talebinin sanki büyük bir yükmüş gibi anlatılmasıdır.
Oysa bugünün emeklileri bu ülkenin dününü inşa eden insanlardır. Bugün üzerinde yürüdüğümüz yolların yapılmasında onların emeği vardır. Fabrikalarda, atölyelerde, tarlalarda, devlet dairelerinde geçen uzun yıllar vardır. Bu ülkenin kalkınma hikâyesinin içinde onların alın teri vardır.
Bir toplumun gerçek gücü yalnızca ekonomisiyle ölçülmez. O toplumun büyüklerine, geçmişine ve emeğe gösterdiği saygıyla da ölçülür. Emekliler lüks bir hayat istemiyor. Kimse saraylarda yaşamak istemiyor. İstenen şey aslında çok basit: İnsan gibi yaşayabilmek.
Pazara giderken her ürünü korkarak almamak… Torununa küçük bir harçlık verebilmek… Bir çay içerken yarını düşünerek kaygılanmamak…
Bugün genç olan herkes bir gün emekli olacak. Bugün emeklilerin yaşadığı sıkıntılar aslında geleceğin de bir aynasıdır. Bu yüzden emekli meselesi yalnızca bugünün değil, yarının da meselesidir.
Bir toplum geçmişine saygı duyarsa geleceğini daha sağlam kurar. Ama geçmişini unutursa yarını da huzurlu olmaz. Çünkü vefa duygusu kaybolduğunda toplumun vicdanı da zayıflar.
Yıllarca çalışmış insanların hayatlarının son dönemini huzur içinde geçirmesi gerekir. Bir ömür emeğin karşılığı,
insanın yaşlılığında biraz rahat nefes alabilmesidir.
Ve bugün kendimize şu soruyu sormamız gerekiyor:
Bir ömür çalışan insanın küçük bir bayram ikramiyesi bile yük sayılıyorsa, gerçekten başka söze gerek var mı????!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!
Haftaya bir başka konuyla buluşmak üzere…