BAYRAK TARTIŞILMAZ!

Göklerde açan o asil çiçeğin altında ölmeyi şeref bilen bir medeniyetin evlatlarıyız. Kan kırmızısı şerefimiz, hilal alnımız, yıldız ise yeminimizdir. Gökyüzü masmavi, başımız dik ve gözümüz hep yarınlardadır; çünkü bizim geçmişimiz, tarihimiz, namusumuz ve edebimiz o dalgalanan kutsal sancaktadır.

Türk Bayrağı yalnızca göğe çekilen bir bez parçası değildir; o, bir milletin yürüyüşü, bir tarihin susmayan tanığı, asırların içinden süzülüp gelen bir bedelin sessiz şahididir. Kırmızısı rastgele seçilmemiştir; toprağa karışan şehit kanının rengidir. Ay ve yıldız bir süs değil, Orta Asya’dan bugüne uzanan Türklüğün silinmez imzasıdır. Hilal karanlıkta yol gösterir; yıldız parçalanmamış bir milletin ortak kaderini simgeler. Bayrak göğe çekildiğinde yalnızca dalgalanmaz; toplumsal hafızayı ayakta tutar, bizlere her an unutmamayı emreder.

Bayrağı yalnızca bir sembol, ezanı yalnızca duyulan bir ses zannedenlerin büyük bir yanılgı içinde olduğunu hatırlatmak gerekir. Dikkat edin; bayrak düştüğü gün millet eğilir, ezan sustuğu an irade kesilir. Milletleri ayakta tutan şey sadece coğrafi sınırlar değil, ortak değerleridir. Dolayısıyla “Bayrak inmez, ezan susmaz” sözü alelade bir slogan değildir; bedel ödemiş olanların bu topraklara bıraktığı ortak yemin, sarsılmaz bir vasiyettir. Türk Bayrağına saygı bir tercih değil, bir mecburiyettir. Bu konuda kanun da nettir, millet vicdanı da. Bayrak yırtık, kirli, yerde olamaz; üzerine oturulamaz, basılamaz, örtü yapılamaz. Reklam malzemesi de yapılamaz, siyasi hesapların süsü de. Bu hükümler şekilsel birer kural değil; bir milletin ahlak ve namus sınırıdır.

Siyasi rüzgarlar ne yönden eserse essin, meydanları bir bayrak denizine çeviren o sarsılmaz irade her an tetiktedir. Çünkü bu topraklarda bölünmez bütünlüğün teminatı, o sancağın altında birleşen ortak duruştur. Her şey bir şeylere benzetilebilir ama hiçbir şey bayrak olamaz. Mehmet Akif Ersoy, “Korkma, sönmez bu şafaklarda yüzen al sancak” derken bir temenni kurmaz; değişmez bir gerçeği hatırlatır. O sancak, bu topraklarda tüten son ocak sönmeden indirilemez. Yıldız bir kişinin veya bir zümrenin değil, koca bir milletindir. İstiklal Şairimiz nazlı hilale “çatma” derken, onun arkasındaki cesareti, dökülen kanı ve helalliği ihtar eder. Bu bayrak kolay yükselmedi ki, kolay insin! Hür bir bayrağın hürriyeti lütuf değil, haktır.

Nitekim, Müsavat Dervişoğlu liderliğinde İYİ Parti’nin yükselttiği “Bayrak kaldırıyorum!” haykırışı, sadece bir siyasi iddia ya da seçim hamlesi değildir. Bu çıkış; savrulan, hırpalanan tüm milli değerlere karşı ortak hafızanın ve sarsılmaz devlet aklının meydanlardaki somut, kararlı ve tavizsiz duruşudur. Siyasi görüşler farklı olabilir, fikirler ayrışabilir, iktidarlar ve muhalefetler değişebilir; fakat göklerde dalgalanan o tek bayrak hiçbir partinin değil, seksen beş milyonun ortak çatısıdır.

“Ey Türk istikbalinin evladı!” diye başlayan asırlık ses, zamana karşı bir uyarıdır. Şartlar değişir, vazife değişmez. Bayrağı korumak yalnızca göndere bakıp gururlanmak değildir; ona layık, dürüst ve onurlu bir hayat sürmektir. Gerekli olan o kudret başkasının lütfunda veya icazetinde değil; damarlarımızdaki asil kanda saklıdır. Bu romantik bir söylem değil, omuzlarımızdaki en ağır sorumluluktur. Hafızasını kaybeden milletler önce yönünü, sonra geleceğini kaybeder.

Bu bayrak rüzgarda dalgalanan bir kumaş değil, milletin ayakta kalma iradesidir. Bu ezan, duyulan bir ses değil, vazgeçmeyen bir inancın ilanıdır. Değerler konuşularak değil, bedel ödenerek ve korunarak yaşar. Bayrak inmez; çünkü altında asla teslim olmamış bir millet var. Ezan susmaz; çünkü bu topraklarda bedeli kanla ödenmiş bir irade yaşıyor. Bayrak bizim için dedemizin kanı, analarımızın duası, evlatlarımızın istikbalidir.

Ona uzanan el, doğrudan tarihimize, hafızamıza ve ortak onurumuza uzanmıştır. Geri adım yok, tereddüt yok. Bu topraklarda bayrak tartışılmaz; savunulur. Herkes bu mukaddesata saygı gösterecek. Çünkü bu millet boş uyarılardan değil, meydanlardaki net duruştan anlar. Bayrağı ayakta tutan direk değil, millettir; ve onu ayakta tutan o irade bugün de dimdik durmaktadır.
Millet, bayrakla ayaktadır!

SONSÖZ

Bizler, rüzgara göre eğilenlerin değil, fırtına ne kadar sert olursa olsun bayrağın dik durduğu yere sığınanların soyundanız. Siyaset çöker, devirler değişir; ama bayrak asla düşmez. Çünkü o bayrağın altında teslim olmamış bir millet, arkasında ise asırlık bir yemin vardır. Bayrak tartışılmaz; onun altında saf tutulur!

Türk Milleti! Üstte mavi gök çökmedikçe, altta yağız yer delinmedikçe, senin ilini ve töreni kim bozabilir?