Başarısız Olmanın Sanatı

Sevgili Okur,

İş dünyasında son zamanlarda işinden ayrılan ve kendi şirketini kuran kişiler görüyorum. Bu yön değiştirme iç güdüsü, doğru zihinlerin elinde çok doğru yerlere gidebiliyor. Ayrıca “ortam kötü, iş kurulmaz” klişesine de katılmıyorum. Çünkü bizim gibi coğrafyalarda gözümüzün önüne hangi iklimi getirirsek getirelim, her zaman kötü durumlar vardı.

Çok beğendiğim Felsefe Profesörü Ahmet Arslan’ın, Fatih Altaylı ile sohbetini izledim. Ahmet Hoca’nın fikirlerine büyük ölçüde katıldım:

“Dünya her şeye rağmen teknolojiyle birlikte düşünceye daha yakın bir yöne gidiyor.”

Bence doğru bir bakış açısı. Eski tarihlerde yaşanan olaylar göz önüne gelince insan bir noktada daha düşünceye yatkın tarafa yöneliyor diyebiliyor.

Buna:

“Hadi canım, dünyanın kan gölüne ve vahşetine bak. Nasıl düşünceye yatkın bir yön?” diyenler de mutlaka çıkacaktır.

Olabilir.

Ben yine iş dünyası rayına gireyim.

Uzun bir süre sektörde çalıştıktan sonra kendi işini kurmak isteyenleri gerçekten projeler bekliyor. Onlar da bu işe “çalışan gözlüklerinden” bakmayı bıraktıkları zaman para kazanacaklar.

Şirketi ilk kurduğum zamanları hatırlıyorum. Havalimanına yetişmeye çalışırken çevre yolunda lastiğim patlamıştı. Aradığım kişiye:

“Ne yapacağız?” dedim.

“Yol yardımı gelmezse lastiği sen değiştireceksin.” dedi.

Ben de değiştirdim.

Yöneticiyken alışmıştım. Böyle bir durumda hemen ikame araç gelirdi.

Bu küçük bir örnek.

Konfor alanı içinde kalmak, kendi işini yapmanın içi yün yataklarla kaplı dipsiz çukuru oluyor.

Konfora düşmemek lazım.

Bir arkadaşıma anlatıyordum. Okuduğum bir kitapta yazar, ayda bir defa yerde uyuyun diyor. Hatta birkaç ayda bir şehrinizin en işlek caddesine en kötü giyisilerinizle çıkıp insanların size nasıl baktığını gözlemleyin diyor.

Kulağa saçmalık gibi geliyor biliyorum.

Ama bu tür önerilerin ortak amacı, insandaki kontrolsüz egoyu ve alışılan konforu sarsmak.

Bu gibi uygulamalar birçok mistik yapıda da biliniyor ve uygulanıyor.

Elbette yeni iş kuran kişilere eski püskü giyinip kendinizi dışarı atın demiyorum.

Ama bir şeyler demek istiyorum.

Otomasyon işinde çok bilgili bir arkadaşım, şirketi açtıktan birkaç sene sonra işi bırakmak zorunda kaldı. Onun sebepleri başkaydı ama çerçeve tüm iş dünyasında çoğunlukla değişmiyor.

Başarısız olmak için şimdi söyleyeceklerimi uygulayabilirsiniz.

Birkaç seneye gerçekten dibi görmeniz garantili…

Öncelikle aldığınız her ödemeyi sizin zannedin.

Kasaya para mı geldi?

Tedarikçi giderlerini, proje giderlerini, operasyon giderlerini düşünmeyin.

Hemen bir makam aracı alın.

Çünkü herkes bekleyebilir.

Siz makam oldunuz artık.

Şantiyelerinize gitmeyin.

Sizin o tozlu, topraklı şantiyede ne işiniz var?

Siz patronsunuz.

Hem arabanız da makam aracı.

Toz olabilir.

Başınıza bir şey düşebilir.

Nasıl olsa personelinizin şantiyede sizin fikrinize ihtiyacı yok.

İş alırken çok hevesli olun.

Parayı hemen kendinize harcayın.

Ama sorun olunca ortadan kaybolun.

Zaten sorunlar bekletince çözülür.

Zaman her şeyin ilacıdır.

Sorun çözülsün, siz süper kahraman gibi pelerininiz uçarak ortaya çıkın.

Sürekli malzeme alın.

Deponuz ağzına kadar ürünle dolsun.

Karşısına geçip keyif sütü için.

Sıkıntı anında sıcak paraya ulaşmanız gerekebileceği hiç aklınıza gelmesin.

“Biz elimizde yirmi projeyle battık çünkü hiç nakitimiz yoktu. Her şeyi kısa vadede kullanmayacağımız ürünlere gömmüştük.” diyen damdan düşmüş tecrübeye kulaklarınızı tıkayın.

Gün boyu kalkmadığınız makam koltuğunun altına da biraz ürün alın.

Şirketiniz yerini almadan önce gidin bütün paraya ikamet edeceğiniz lüks daire alın.

Zaten evinize gelen misafir, firmanıza gelecek müşteriden daha anlamlı.

Yoksa bacanağınız ne yapsın alınmış şirket ofisini?

Çok iş alın.

“Kervan yolda düzülür.” diyerek ilerleyin.

Projeler yanlış mı?

İmalatlar hatalı mı?

Ekstra masraflar mı çıkıyor?

Umurunuzda olmasın.

Size daha çok proje, daha çok projeden gelen parayla eğlence lazım.

İşte, başarısız olmak istiyorsanız bütün bunları gönül rahatlığıyla uygulayabilirsiniz.

Ama garip bir şey var.

Yıllar içinde tanıdığım, ayakta kalan insanların neredeyse hiçbiri böyle davranmadı.

Onlar parayı gelmeden harcamadılar.

Şantiyeden uzaklaşmadılar.

Sorunlardan kaçmadılar.

Konforu başarı zannetmediler.

Belki de mesele budur.

Başarı çoğu zaman ne yapılacağını bilmekten değil, ne yapılmaması gerektiğini öğrenmekten geçiyor.

Sağlıcakla.