Bir öğrencinin gözünden bakın:
Aynı sınıfta birlikte gülüp eğlendiği arkadaşları, sınav döneminde bir anda rakiplerine dönüşüyor.
Kimin kaç net yaptığı, hangi dersten yüksek aldığı, hangi kursa gittiği…
Her şey bir kıyaslama zemininde görülüyor.
Bu durum sadece öğrencinin değil, insanın doğasının bir yansımasıdır:
İnsan sosyal bir varlıktır ve doğası gereği kendini çevresindekilerle kıyaslayarak değerlendirir.
Ancak bu değerlendirme, güven değil tehdit ve tehlike duygularıyla yapılırsa, rekabet duygusu kaygıya, kaygı da başarı kaybına dönüşür.
Doğal Rekabet mi, Kaygılı Rekabet mi?
Rekabet aslında kötü bir şey değildir.
Doğru biçimde yaşandığında, kişiyi motive eder, potansiyelini açığa çıkarır.
Ancak psikolojide “sosyal karşılaştırma teorisi” olarak bilinen olgu (Festinger, 1954) bize şunu söyler: İnsan kendini sürekli başkalarıyla kıyasladığında, özgüvenini dış referanslara bağlar.
Yani bir öğrenci için başarı artık “kendim ne kadar geliştim” değil, “arkadaşım benden daha mı iyi” sorusuna indirgenir. Bu da zihinsel enerjinin öğrenmeden çok kıyaslamaya harcanmasına yol açar. Sonuçta performans düşüklüğü başarısızlığı getirebilir.
Veriler Ne Diyor?
2020’de yapılan bir araştırmada (Zhao et al., Educational Psychology Review), sosyal karşılaştırma düzeyi yüksek öğrencilerin sınav kaygısı oranı, düşük olanlara göre %35 daha fazlaydı.
Türkiye’de yapılan bir başka çalışmada (Yıldırım & Yavuzer, 2019), “arkadaş grubunda sürekli başarı konuşulan” öğrencilerin %68’inin “kendimi yetersiz hissediyorum” ifadesine katıldığı görüldü.
Bu sonuçlar gösteriyor ki, arkadaş çevresinin duygusal iklimi, öğrencinin zihinsel dayanıklılığını etkiliyor.
Sosyal Baskı Beyni Nasıl Etkiliyor?
Arkadaş grubunda rekabet yoğunlaştığında, öğrencinin beyni bunu da bir “tehdit” olarak algılıyor.
Bu durumda yine amigdala devreye giriyor;
beyin “öğrenme modu”ndan çıkıp “savunma modu”na geçiyor.
Sonuç: dikkat dağınıklığı, unutkanlık, hata korkusu ve zihinsel tıkanma…
Yani sınav kaygısının bir kısmı, sınavın kendisinden değil, sosyal ortamdan geliyor.
Ne Yapabilirsiniz?
1. Aileler için:
Çocukların arkadaşlık ilişkilerini “rakiplik alanı” gibi görmemek gerekiyor.
“Senin sınıf birincin kim?” yerine “Arkadaşlarınla birlikte nasıl çalışıyorsunuz?”
sorusu bile duygusal iklimi değiştirir.
2. Öğrenciler için:
Rekabetin yönünü dışarıya değil, kendine çevirmek önemlidir.
Dünün seninden daha iyi misin?
Bu sorunun cevabı, hem kaygıyı azaltır hem özgüveni güçlendirir.
3. Okullar için:
Not ortalaması veya sıralama üzerinden yapılan sınıf içi karşılaştırmalar,
kısa vadede başarıyı teşvik etse de, uzun vadede kaygı ve yetersizlik hissini büyütür.
Bunun yerine işbirlikçi öğrenme ortamları, öğrencilerin hem akademik hem sosyal becerilerini destekler.
Son Söz
Arkadaşlık ilişkileri çocuk için bir aynadır.
O aynada kendini destekleyen, paylaşan, birlikte gelişen birini görüyorsa kaygı azalır.
Ama sürekli rekabet ve kıyas görüyorsa, o zaman başarı değil, gerilim birikir.
Unutmayalım:
Gerçek başarı, başkalarını geçmek değil;
kendini aşabilmektir.
Okura Soru:
Çocuğunuzun çevresinde, rekabeti mi yoksa birlikte öğrenmeyi mi destekleyen bir sosyal iklim var?
"Değerli okuyucularım, yazılarım ile ilgili görüş ve önerilerinizi bizimle paylaşmanızı çok isterim. Geri bildirimlerinizi info@sakiripek.com adresine gönderebilirsiniz. Teşekkürler!"