ANKARA BAROSUNUN DÜZENLEDİĞİ “LAİK DEVLET FORUMU-3. ve Son)”

Bilindiği gibi, 27 Şubat ve 02 Mart 2024 tarihlerinde, Sonsöz Gazetesi ve Sonsöz İnternet Haber Sitesindeki yazımda, Ankara Barosu’nun, 17 Şubat 2024 tarihinde düzenlediği “Türk Medeni Kanunu’nun Kabulünün 98. Yıl Dönümünde “Laik Devlet Forumu” ile ilgili notlarımı ve izlenimleri paylaşmıştım.

Çok geniş haber ve yorumlara değecek kadar anlamlı ve etkili olan Forum konusundaki 3. ve son yazımı bugün paylaşıyorum.

Haberlerde, programlarda, açık oturumlarda izliyorsunuz, yığınla sorunu olan Türkiye’de herkesin katkısı isteniyor. İnsanlara, görüş ve önerilerde bulunmak, gerektiğinde yasalara uygun tepkiler göstermek öneriliyor. Ancak, insanlara iletişim ve örgütlenmenin önemi anlatılmıyor.

Kırsal alanda üreten, ancak paramızın değerini yitirmeyi sürdürmesi nedeniyle zorlanan ve ürünlerini satamayan insanlara “Neden hayvanlarınızı, tarlalarınızı satıyorsunuz, neden birleşip kooperatif veya eşit sermayeli şirketler kurmuyorsunuz” diyen, somut öneriler yapan hiç yok. Siyasetçi, hukukçu, gazeteci, iletişimci ve ekonomik alanın uzmanlarını izlerken şaşkınlığa düşüyorum.

Ellerine kopya kağıdı veya not vermeye çalışacağım, ancak öyle bir olanağı yok benim gibi ekran başında izleyenlerin.

 Ankara Barosu’nun düzenlediği forumda, örgütlenme zorunluluğuna değinildi. Forumda, ayrıntıya girilmese de örgütlenmenin önemine değinilmesi çok güzel bir gelişme. Ancak, halkın siyasal partilerde ve demokratik kitle örgütleri dediğimiz dernek, federasyon, konfederasyonlarda örgütlenmesi  keşke daha fazla konuşulsaydı.

Forumun konusu laiklikti. Laikliğin yitirilmesi, bilimsellikten ve haklardan uzak, büyük ölçüde yalan ve aldatmaya dayalı bir düzenin kurulması ancak, halkın örgütlenmesi, şiddetsiz yöntemlerle kadın-erkek dayanışması  önleyebilir.

Forumda dile getirilen şu yaklaşımlara katılmamak olanaksız.

 “Türkiye’de  laiklik, sadece dini inanç ve özgürlüklerin değil, insan haklarının da güvencesidir. Laikliğin, din ve devlet işlerinin ayrılması olarak tanımlanması dar bir açı. Tüm özgürlüklerin temeli laikliktir.

Halkın dini duyguları istismar ediliyor.

Adalet mülkün temelidir deniyor. Adalet, canımızın, can güvenliğimizin temelidir.

2023 yılında,  Milli Eğitim Bakanlığı, Gençlik ve Spor Bakanlığı ve Diyanet İşleri Başkanlığınca uygulamaya konulan, “Çevreme Duyarlıyım, Değerlerime Sahip çıkıyorum”  konulu ÇEDES Projesi laikliğe aykırı ve çok tehlikeli bir girişimdir.  Hangi değerler ve kimin değerleri?

Eğitimin dinselleştirilmesine ve ticarileştirilmesine engel olmalıyız. Yoksul aile çocukları imam hatip okullarına yönlendiriliyor, tarikat ve cemaatlere teslim ediliyor. Çocukları yetiştirmek, eğitmek işi Diyanet’e verildi. Okullarda Milli Eğitim Bakanlığı değil Diyanet İşleri Başkanlığı var. Birçok ders kitabında dini metinler yer alıyor.

Ahtapot gibi saran etkinliklerle karşı karşıyayız. Laiklik çok zarar gördü, görmeye de devam ediyor. Hatta laiklik almadı diyebiliriz.

Tarih, çıkar mücadelesi, dinler tarihidir. Cumhuriyet laiklik üzerinde kuruldu. Laiklik mücadelesi toplumsal eşitlik mücadelesidir.     

 Karma eğitim, özgürlüktür, çağdaşlıktır.

Toplumda bir kurum hastalanırsa tüm kurumlar hastalanır.

Önümüzdeki süreç kadın hakları alanında çok tehlikeli.

İktidarları, hukukla, demokrasi ile sınırlamalıyız. Biraz geri durursak, suskun kalırsak tehlike büyür. Süreci dayanışma ile aşacağız.

Çocuklarımız bizim sorumluluğumuz.  Çocuklarımız tehlikede.

Tüm zorluklara ve sorunlara karşın, çocuklarımızı, cesur, sevgi dolu, Cumhuriyet değerlerine saygılı olarak yetiştireceğiz.

Bir araya gelmeliyiz. Umudumuzu yitirmemeliyiz, hep umutlu olmalıyız. Sivil toplum örgütleri olarak dayanışmalıyız.”

İşte böyle. Türkiye ve Dünyayı cennet haline getirmek isteyenlerin yanında cehenneme çevirmeye çalışanlar da var.

Yerin üstündeki melekler, kadın- erkek, anne-baba dayanışması ile yerin üstündeki cenneti başarmalıyız. Haydi silahsız, şiddetsiz yöntemlerle, haydi kahramanlar ve insan melekler, haydi…(3. ve son bölüm)

Fotoğrafta, Türkiye’nin yüz akı 8 kadını. Soldan, Şiddetsiz Toplum Derneği üyesi Gülten  Karadoğan Hatipoğlu, Av. Selcik Ulusoy, Dr. Deniz Acaray,  ÇAÇAV ve Kadın ve Mücadele Derneği üyesi Av. Gülseren Tunç,  Ufuk Üniversitesi Anayasa Hukukçusu, Dr. Öğretim üyesi Nezahat Demiray, Av. Sevil Ceylan Erkat, Kadın ve Mücadele Derneği Genel Başkanı Av. Melek Neslihan Özfidan ve ÇAÇAV üyesi Av. Hilal Salim.