AKP DEMOKRAT PARTİ ROTASINDAN SAPTI MI?

Memleket siyasetinde son derecede tuhaf ve olağanüstü şeyler oluyor, dahası olaylar o kadar radikal ve hızlı bir şekilde gerçekleşiyor ki ne olup bittiğini anlamak kolay olmuyor.

Olayları daha net bir şekilde anlayabilmek için sizi biraz geçmişe, çok partili yaşamın başladığı yıllara götüreyim; malum 7 Ocak 1946'da Cumhuriyet Halk Partisinden ayrılan Celâl Bayar, Adnan Menderes, Fuat Köprülü ve Refik Koraltan “YETER SÖZ MİLLETİNDİR” diyerek Demokrat Partiyi kurmuştur.

1945 yılında Cumhuriyet Halk Partisi içerisindeki dört muhalif milletvekili tarafından yönetime sunulan ve Türkiye'de çok partili hayata geçişin kıvılcımını ateşleyen tarihi belgeye dörtlü takrir denir.

Ülkedeki demokratik hak ve hürriyetlerin genişletilmesini talep eden ve dörtlü takrir olarak adlandırılan bu metin özetle şu kritik maddeleri içeriyordu:

  • Türkiye'nin çok partili demokratik sisteme geçmesi.
  • Kanunların ve uygulamaların Anayasanın ruhuna ve demokrasi ilkelerine uygun hale getirilmesi.
  • Cumhurbaşkanlığı ve parti genel başkanlığı makamlarının birbirinden ayrılması.
  • Seçimlerin tek dereceli ve serbest yapılması.
  • Vatandaşların siyasi hak ve hürriyetlerinin önündeki engellerin kaldırılması.
  • Üniversitelere idari ve bilimsel özerklik tanınması.

Bu talepler ile kurulan Demokrat Parti kısa sürede iktidar oldu ve hatta sadece iktidar da değil adeta bir efsane oldu.

Sonrası malum; 1960 darbesi gerçekleşti Demokrat parti kapatıldı. 14 Ekim 1960'ta başlayan Yassıada davaları, 11 ay 1 gün sürdü. 203 gün davalara bakıldı, 872 oturum yapıldı 1068 tanık dinlendi ve yargılamalar hükmün açıklandığı 15 Eylül 1961 tarihinde son buldu.

Mahkeme 15 sanığı idam cezasına çarptırdı. Celâl Bayar, Adnan Menderes, eski Dışişleri Bakanı Fatin Rüştü Zorlu, eski Maliye Bakanı Hasan Polatkan oybirliğiyle, eski TBMM Başkanı Refik Koraltan, eski Genelkurmay Başkanı Rüştü Erdelhun, Agah Erozan, İbrahim Kirazoğlu, Ahmet Hamdi Sancar, Nusret Kirişçioğlu, Bahadır Dülger, Emin Kalafat, Baha Akşit, Osman Kavrakoğlu, Zeki Erataman oy çokluğuyla ölüm cezasına çarptırıldı.

Fatin Rüştü Zorlu ve Hasan Polatkan 16 Eylül 1961'de sabaha karşı, Adnan Menderes 17 Eylül 1961'de saat 13.30'da İmralı Adası'nda idam edildi. Zorlu, Polatkan ve Menderes'in dışındakilerin ise cezaları infaz edilmeyip, hapis cezasına çevrildi.

Günümüzde Fatin Rüştü Zorlu, Hasan Polatkan ve Adnan Menderes hemen hemen herkes tarafından DEMOKRASİ ŞEHİDİ olarak kabul edilmektedir.

Demokrat Partinin kapatılmasından sonra kurulan bütün merkez sağ partiler daima Demokrat Partinin devamı olduğunu iddia ederek onun mirasına sahip çıkmıştır.

Aynı siyasi gelenekten gelen AKP ve lideri Erdoğan’ın da aynı iddia ve mirasa sahip çıktığı bilinmektedir.

Peki, Erdoğan AKP’nin gerçekten de Demokrat Partinin devamı olduğunu, aynı değerleri savunduğunu iddia ediyorsa neden Türkiye’yi dörtlü takrir olarak adlandırılan metinde sıralanan aşağıdaki talepleri bunca yıl sonra yeniden talep edilir hale getiriyor?

  • Türkiye'nin çok partili demokratik sisteme geçmesi.
  • Kanunların ve uygulamaların Anayasa'nın ruhuna ve demokrasi ilkelerine uygun hale getirilmesi.
  • Cumhurbaşkanlığı ve parti genel başkanlığı makamlarının birbirinden ayrılması.
  • Seçimlerin tek dereceli ve serbest yapılması.
  • Vatandaşların siyasi hak ve hürriyetlerinin önündeki engellerin kaldırılması.
  • Üniversitelere idari ve bilimsel özerklik tanınması.

Yoksa AKP ve Erdoğan Demokrat Partiyi kuran Bayar, Menderes ve arkadaşlarının rotasından çıktı mı?

Onların rotasından çıktıysa, kimin rotasına girdi?