Okullarda yaşanan saldırılar üzerine Cumhurbaşkanı Erdoğan, muhalefete sesleniyor, “Acının siyaseti olmaz, bu cinayetleri, siyaset malzemesi yapmayın,” diye uyarılarda bulunuyor. Bu uyarıya katılmamak mümkün değil, acının siyaseti yapılmamalıdır, ancak, toplumda bu tür acılar süreklilik kazanıyorsa, her geçen gün daha da tırmanarak içimizi sızlatıyorsa, sorunun gündeme getirilmesi, enine boyuna sorgulanması, tartışılması, hastalığın teşhisi ve tedavi yollarının aranması gerekmez mi?
A Haber televizyon kanalında olaylarla ilgili, “Dijital Oyunlar Nefreti mi Körüklüyor?” başlıklı bir proğrama takılıyorum, bir çizgi film gösteriliyor, canavar görünümlü bir yaratık, bombalarla silahlarla türbelere camilere saldırılarda bulunuyor. Okullarda yaşanan felaketlerde, dijital oyunların etkisinin bulunduğu öne sürülüyor, yasaklar getirilmesi öneriliyor.
Haber Türk TV kanalında başı türbanlı kadın Uzman Psikoloğ, öğrenci olayları ve cinayetler hakında bilimsel değerlendirmelerde bulunuyor; ünlü din bilimci Prof. Dr. Nihat Hatipoğlu, din ve inanç açısından şiddetin ve öğrenci cinayetlerinin yorumlarını yapıyor.
Sosyal medyada, bir sokak şarkıcısının uydurduğu ve büyük ün kazandığı, “Kabe’de hacılar, huu çeker Allah!..” şeklindeki ilahi tarzı nakaratı, yapay zeka ile canlandıranlar var... Kimileri de Karaman’daki bir toplantıda İstiklal Marşımızın Arapça olarak okutulmasını gündeme getiriyorlar.
TBMM Genel Kurulunda Alevilerle ilgili tartışmalar sırasında AKP Grup Başkanvekili Leyla Şahin Usta’nın yoğun tartışmalara yol açan, “Yıllarca, Suriye’de Müslümanlar katledilirken gıkı çıkmayanlar, bugün Aleviler katlediliyor diye ortalığı ayağa kaldırıyorlar,” şeklindeki gerilim yaratan sözlerini hatırlatanlar var.
Tarikat ve cemaat sözcüleri ile iktidar yanlısı yorumcular, Dini eğitimin yetersizliğinden yakınıyorlar, laik sistemi sorumlu tutuyorlar ve “Dini eğitim olmadığı için ahlak çöküyor” diyorlar.
Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’e istifa çağrıları yayılıyor, dış ülkelerden örneker verilerek, bu tür olaylar karşısında üst düzey yetkililerin hatta bakanların hemen istifa ettikleri anımsatılıyor; Yusuf Tekin’in bakanlık görevine getirildiği günden bu yana okullarda 37 cinayet işlendiği hatırlatılıyor.
Yetiştirmeye çalıştığımız “Dindar ve Kindar Nesillerin” ulaştığı son nokta olsa gerek... 2002 yılında ezici çoğunlukla iktidara gelen Ak Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, “Dindar ve Kindar nesiller yetiştireceğiz” diyerek Başbakanlık görevini devralmıştı. İlk yıllarında bile toplumu derinden sarsan saldırı ve cinayetlere tanık olmuştuk; 2006 ile 2007 yılları arasında Trabzon’da Papaz Santoro cinayeti, İstanbul’da Ermeni gazeteci Hırant Dink suikasti, Danıştay saldırısında 2. Daire Üyesi Mustafa Yücel Özbilgin’in Türban hakkında verdiği bir karar nedeniyle katledilmesi; Malatya’da Zirve Kitabevi saldırısında misyonerlik yaptıkları iddiası ile 3 Hristiyan çalışanın öldürüldüğü olaylar, birbirini izlemişti.
Dünyadaki 57 Müslüman devlet arasında yer alan tek çağdaş, demokratik, laik ve sosyal hukuk devleti Cumhuriyetimiz, açıkça bir saldırı altında, kurucu önder Atatürk’e demediklerini bırakmadılar... Tamamen siyasal hesaplarla ve kişisel ihtiraslarla 25 yıldan beri, “Dindar ve Kindar Nesiler”yetiştirmeye çabalıyorlar. Cumhuriyetimize “Yüz yıllık reklam arası” dediler, “Bir gecede 1929 Harf inkılabı ile geçmişimizi kültürel değerlerimizi kaybettik” diyenler oldu; son olarak Memur-Sen Genel Başkanı Ali Yalçın, “Anadolu, yüz yıllık narkoz uykusundan uyanıyor” diyerek, açıkça Cumhuriyetimize meydan okudu.
Bu arada bulunduğumuz coğrafyada savaşlar ve çatışmalar devam ediyor; Ülkemizdeki ekonomik kriz frenlenemiyor; siyasal iktidarımız, her gün muhalefetteki belediyelere operasyonlar düzenletiyor, başkanlar, yardımcıları, çalışanları, onar-yirmişer gruplar halinde gözaltına alınıyorlar, büyük bir kısmı da tutuklanıyor. Terörsüz Türkiye sürecinde sonu gelmeyen anlaşmazlıklar ve tartışmalar yaşanıyor; toplumda mafyalar, çeteler mantar gibi çoğalıyor, kadın ve çocuk cinayetlerinin sonu gelmiyor....
Toplumu yönetenlerin ya da yönetmeye talip olanların, kişisel ihtiraslarını ve siyasal hesaplarını bir kenara koymaları, karşı taraftan intikam almaya odaklanan ‘’Kindar nesiller” yerine, kutsal inancımızın, “Din güzel ahlaktır” öğretisine sahip çıkmaları, toplumsal barışı, huzur ve kardeşliği amaç edinen siyasete yönelmeleri, çok büyük önem taşımaktadır.
Çin’de düzenlenen yarı olimpiyatlarda Robot koşuculardan birisi rekor kırıyor. Çağdaş dünyamızda akıl ve bilimi ön plana çıkaran toplumlar, son derece geliştirdikleri savaş taknolojilerine robot askerleri eklemeye hazırlanıyorlar.
Ülkemize ve insanımıza hizmeti amaç edinen siyasetçilerimizin, bu gerçekleri görebilmeleri dileğiyle...