Ana Sayfa Serbest Köşe Zübeyde Hanım Kurtuluşu Doğuran Kadın - Bölüm 2

Zübeyde Hanım Kurtuluşu Doğuran Kadın – Bölüm 2

-

Ülkemizin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün annesi Zübeyde Hanım’ın hayatındaki kırılma noktalarını anlamaya, anlatmaya kurtuluşu doğuran kadın bölüm 2 ile devam ediyoruz.

Kurtuluşu doğuran kadın yazımızın bir önceki bölümünü Zübeyde Hanım’ın ikinci evliliği ile noktalamıştık. Kaldığımız yerden devam edelim…

Ragıp Bey

Babasının vefatı ardından annesinin ikinci bir evlilik yapmasına sinirlenen ve evi terk eden Mustafa Kemal’in, üvey babası Ragıp Bey’i gençlik ateşi ve babasını kaybetmiş bir erkek evladın acısıyla ne denli öfkeyle karşıladığını ancak daha sonraki yıllarda onu anladığını ve ona çok saygı duyduğunu biliyoruz. Yıllar sonra manevi kızı Afet İnan’a Ragıp Bey’den bahsederken “…fakat sonradan o asil beyle dost oldum. Bana iyi bir eğitici oldu…” gibi hürmetkar sözler sarf etmiştir.

Yakın dostu ve Milli Mücadele kahramanlarından Ali Fuat Cebesoy’da hatıralarında, Mustafa Kemal’in Ragıp Bey’den bahsederken “bana karşı çok saygılı davranmış, büyük adam muamelesi etmiştir. Nazik ve kibar insandı” gibi olumlu değerlendirmeler yaptığını yazmaktadır. “Mevcut bilgilere göre Zübeyde Hanım’ın Ragıp Bey’le yaptığı evliliğin tarihi muhtemelen 1896-1899 yılları arasındadır.”

Mustafa Kemal’in annesi Zübeyde Hanım ile kız kardeşi Makbule (Atadan) Hanım’ın 1915 yılının Mart ayında Selanik’ten İstanbul’a geldiğini biliyoruz. Ragıp Bey’in onlarla beraber İstanbul’a gelmediğini hem belgeler hem de hatıralar doğrulamaktadır. “Bazı kaynaklara göre Ragıp Bey Birinci Dünya Savaşı’ndan sonra (1918) Selanik’te vefat etmiş; bazı kaynaklara göre de Çanakkale Savaşları’nda (1915-1916) şehit düşmüştür.” Her ne koşulda olursa olsun Zübeyde Hanım İstanbul’a ayak bastığı 1915 yılından vefat ettiği 1923 yılına kadar geçen sekiz yıllık sürede yalnızdır.

Ragıp Bey’den Fikriye Hanım’a

Zübeyde Hanım’ın hayatını kaleme almaya çalıştığımız bir yazıda Ragıp Bey’in ve ailesinin uzun uzadıya anlatılması konuyu bağlamından uzaklaştıracaktır. Ragıp Bey ve Ailesi şüphesiz ki başka bir yazının konusudur ancak değinmeden geçemeyeceğimiz bazı noktalar var: Fikriye Hanım.

Mustafa Kemal’in üvey babası Ragıp Bey’in annesi Zübeyde Hanım ile evliliği Fikriye Hanım ile yollarının kesişmesine sebep olmuştur. Şüphesiz ki Fikriye Hanım fedakar bir kadındı. Ragıp Bey’in kardeşi Memduh Bey’in kızıydı. Mustafa Kemal ile Fikriye Hanım’ın yolları Mustafa Kemal’in İstanbul’daki öğrencilik yıllarında ziyaret ettiği Memduh Bey’in evinde kesişmişti. Fikriye Hanım, hayatının en zor günlerinde dahi Mustafa Kemal’in yanı başında yer alacak, O’nun etrafında pervane olacaktı.

Kurtuluşu doğuran kadın Zübeyde Hanım’ın Kederli Hayatı

1915 Mart’ı Zübeyde Hanım’ın İstanbul’a ilk gelişi değildi. 1905 yılında da Harp Akademisi’nden mezun olan oğlunu görmek için gelmişti İstanbul’a. “Oğlunun hapse atıldığını öğrenmiş ve çok üzülmüştü”. Birinci Dünya Savaşı’nın sonlarında da Halep’te, hastalanan oğlunu ziyaret etmişti. Fedakar bir kadındı, sırtını dayayabileceği iki evladı kalmıştı, onların peşinden hiç ayrılmadı ancak hüzün ve hastalıklar da onun peşini hiç ama hiç bırakmadı…

16 Mayıs 1919’da oğlunu belki de son kez göreceğine inandı. Evden çıkmadan önce ana-oğul birbirlerine sıkı sıkı sarıldılar. Zübeyde Hanım belki de hayatı boyunca doya doya sarılamadığı oğluna o gün veda etmişti.

Anadolu’da Kurtuluş Savaşı‘nın fitillerini ateşleyen oğlunu İstanbul’dan elinden geldiğince takip etmeye çalıştı. İstanbul Hükümeti Mustafa Kemal ve Milli Mücadele’nin lider kadrosunu vatan haini ilan edip haklarında bir de idam fermanı yayımlayınca üzüntüden kısmi felç geçirdi, Zübeyde Hanım ve oğlunun yolları 1922 yılının Haziran ayında yeniden kesişti. Oğlunu en son imparatorluğun başkentinde gören Zübeyde Hanım bu kez müstakbel cumhuriyetin, müstakbel başkentinden bir araya geldi oğluyla…

Ancak sağlığı günden güne kötüye gidiyordu Zübeyde Hanım’ın, bütün o acılar, hatıra geldiğinde göz dolduran anılar olarak kalmamıştı bünyesinde…

Mustafa Kemal annesini hem havasının iyi geleceğini hem de memleketleri Selanik’i anımsatacağını düşünerek İzmir’e gönderdi. Zübeyde Hanım, kurtuluşun ve kuruluşun şehrinde müstakbel gelini Latife Hanım’ın konağında kaldı. Dr. Ali Güler’in aktardığına göre Latife Hanım’ın Mustafa Kemal Paşa’yı sevdiğini, kendisinin Sarı Mustafa’sını sevmediğine inanıyordu. Oğlunun mürvetini göremeden hayata gözlerini yumdu…

Büyük acılarla geçen bir ömür 15 Ocak 1923’te sona erdi. Zübeyde Hanım gözlerini memleketini bir daha asla göremeden, yalnızca denize bakıp iç geçirerek tamamladı. Aynı kaderi onun ölümünden 15 yıl sonra oğlu da paylaşacaktı. İkisi de Selanik’i bir daha göremeden kapattılar gözlerini.

Annesi vefat ettiğinde Mustafa Kemal, Batı Anadolu’yu kapsayan uzun bir yurt gezisindeydi. Harap bir memleket devralmış ve bu harabenin üzerine inşa etmek istediği medeniyeti, savaşı desteğiyle kazandığı halkıyla beraber yaratmak istiyordu.

Programını ertelemedi, annesinin vefatından “yaklaşık 12-13 gün sonra” İzmir’e geldi ve annesine veda etti. Annesinin mezarı başında uzun ve dokunaklı bir konuşma yaptı. Tarihçiler bu konuşmanın Mustafa Kemal’in hayatı boyunca yaptığı en duygusal konuşma olduğu fikrinde büyük ölçüde fikir birliği yapmış durumdadırlar (ayrıntılar için bakınız: Atatürk’ün Söylev ve Demeçleri).

Mustafa Kemal annesi için türbe ya da şatafatlı bir mezar istemedi. “Bir taş dikin, üzerine de Mustafa Kemal’in anası Zübeyde burada yatmaktadır yazın, kafi” dedi. İzmirliler Mustafa Kemal’in annesine tam da Mustafa Kemal’in istediği gibi bir mezar yaptırdılar…

Acı dolu bir hayatı, Mustafa Kemal Atatürk’ün annesi Zübeyde Hanım’ı kaleme almaya çalıştığım yazımı bitirirken bazı asılsız iddialara cevap vermeyi de boynumun bir borcu biliyorum:

  1. Kurtuluşu doğuran kadın Bölüm 1 de de değindiğimiz gibi, Zübeyde Hanım soyu sopu belirsiz bir kadın değildir.
  2. Kendisinin Selanik’te bir randevu evinde çalıştığının kanıtı olarak ortaya atılan vesika, tarihi gerçeklerle alakası olmayan “yalan” ve yazıcıları gibi “ucuz” bir paçavradır.
  3. Zübeyde Hanım son derece dindar bir insandır. Darüşşafaka’ya 1921 yılında yaptığı bağış karşılığında kendisinin ölümünden sonra her sene ruhuna hatim okutulmasını istemiştir.
Yararlanılan Kaynaklar:
  • Ali Güler – Benim Ailem
  • Atahan Ünal – Üç Kadın Bir Adam
  • Atatürk’ün Söylev ve Demeçleri
  • Utkan Kocatürk – Atatürk’ün Fikir ve Düşünceleri
  • İlber Ortaylı – Gazi Mustafa Kemal Atatürk
  • Erol Mütercimler – Fikrimizin Rehberi
  • İzmir Büyükşehir Belediyesi – Zübeyde Hanım
  • Sinan Meydan – Sarı Paşam
  • Ahmet Bekir Palazoğlu – Atatürk Kimdir?
  • Hasan Rıza Soyak – Atatürk’ten Hatıralar
  • Afet İnan – M. Kemal Atatürk’ten Yazdıklarım

SONSÖZ YORUMLARI

Lütfen yorumunuzu girin
Lütfen adınızı girin

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Atahan Ünal
Atahan Ünalhttps://sonsoz.com.tr
21. yüzyıla iki yıl kala sıcak bir temmuz günü Ankara'da doğdum İlk ve orta öğrenimimi Ankara'da tamamladım, liseyi üçüncülükle bitirdim. İki sene siyaset bilimi ve uluslararası ilişkiler tahsili gördükten sonra Hacettepe üniversitesi tarih bölümüne girdim. Halen bu okulda lisans eğitimime devam ediyorum.

Bu Haberler Kaçmaz!

Qualcomm kararını verdi, itiraz edecek!

Dünyanın önde gelen işlemci üreticilerinden Qualcomm, Federal Ticaret Komisyonu davası kararına itiraz edecek.