Zor bir yıla başlarken

0
32

Bugün yeni yılın ilk mesai günü, bu sefer yeni bir yıla karantinada, sokağa çıkma yasağı koşullarında girdik ve emin olun 2021 çok zor bir yıl olacak…

Hani “gelen, gideni aratır” ve yahut da “gitti eteri, geldi beteri” denir ya işte o kabilden bir yıla başladık.

İktidar koltuğunda oturan muktedirler eğer ki çok doğru siyasetler izlemez ve çok isabetli politikalar uygulamazlar ise bu yıl çok ama çok zor geçer, hem ekonomimiz ve hem de sosyal dokumuz çok ağır hasar alır.

Öncelikle büyük bir sağlık krizi yaratan bu salgının bir an önce kontrol altına alınması gerekmektedir. Bunun tek yolu da yaygın bir aşı kampanyasını, karantina tedbirleri ile birlikte eşgüdümlü olarak uygulamaktan geçmektedir. Gerekli toplumsal bağışıklığı sağlayabilmek için ihtiyaç duyulan aşı miktarı, aşının etkinliğine de bağlı olarak 120 ila 150 milyon doz arasında değişmektedir. Bu miktarda aşının temin edilerek, eş zamanlı olarak tüm yurtta uygulanması öncelikli hedef olmalıdır.

Elbette uygulanacak aşının hem etkinliğinin ve hem de güvenirliliğinin bilimsel yöntemler kullanılarak, en üst seviyede kontrol edilmesi bu operasyonun olmazsa olmazıdır. Siyasi, yahut da ekonomik mülahazalar ile bu noktada en küçük bir taviz verilmesi bile milletimizin hem sağlığını ve hem de ekonomisini tehdit edecektir.

Aşılama operasyonu ile sağlık krizi aşılıp, salgın kontrol altına alındığında elbette işimiz bitmiyor, bu salgının ekonomik ve sosyal hayatta yaratmış olduğu büyük tahribatında giderilmesi gerekmektedir.

Ekonomide işlerin son beş altı yıldır iyi gitmediğini artık herkes biliyor ve kabul ediyor. Özellikle 2018’in ikinci yarısından itibaren işsizliği, kurları ve enflasyonu kontrol etmek mümkün olmuyor. Her ne kadar iktidar cenahından “ekonomimiz pik yaptı, şahlanıyoruz” mealinden açıklamalar gelse dahi kimse bu açıklamaları ciddiye almıyor, bunu piyasalara ve halka moral verebilmek açısından yapılmış açıklamalar olarak değerlendiriyor.

Daha önce de bir çok kere dile getirdiğim gibi iktidara yönelik muazzam bir güven bunalımı vardır, hiç beklenmedik bir şekilde damat beyin görevden alınması ve Merkez Bankası başkanının değiştirilmesi elbette ki bu güven bunalımını aşmaya yetmez. Hatta bir sosyal medya uygulaması üzerinden yaşanan olağanüstü, hatta tuhaf istifa süreci ve Merkez Bankasına atanan yeni partili başkan güven bunalımını derinleştirmekten başka bir işe de yaramaz.

Herkes biliyor ki 2021 yılı hem Amerika Birleşik Devletleri tarafından CAATSA yani Amerika’nın hasımları ile mücadele yasası kapsamında uygulamaya koyacağı ifade edilen ve hem de Avrupa Birliği tarafından gündeme getirilen yaptırım tehditlerinin gölgesinde geçecektir.

Diğer yandan damat beyin yönetiminde yakılan, har vurulup harman savrulan Merkez Bankası’nın 130 milyar dolar boyutundaki döviz rezervi yüzünden Merkez Bankası rezervleri yaklaşık olarak 50 milyar dolar kadar eksidedir. Bu bir taraftan kur ataklarına karşı Merkez Bankasını silahsız bırakırken, diğer taraftan da bu eksik rezervi en azından tamamlamak, sıfıra getirmek için satın alınması, yahut da bulunması gereken 50 milyar dolar boyutundaki dövizin kurlara yükseltici yönde baskı yapması kaçınılmazdır.

Sorun elbette sadece kamuda değil, kamunun yanı sıra hem hane halkı ve hem de işletmeler 2021 yılına 2020 yılından intikal eden ağır bir borç ve zarar yükü ile girmektedirler. Salgın hızla kontrol altına alınsa dahi, yılın ilk altı ayında durgunluğun aşılması ve işlerin açılması mümkün görülmemektedir. Benzer bir durumu küresel ekonomi içinde söylememiz mümkündür.

Hepimiz biliyoruz ki bu salgın sürecinde devlet hane halkına ve işletmelere gerekli olan nakdi desteği verememiştir. Tek yapılan borçlandırmak ve borç ötelemektir. Bu borçların 2021 yılında ödenmeye başlanılması gerekmektedir. Burada bir ödeme krizi çıkması ise nerede ise yüzde yüz olasılıktır, böyle bir ödeme krizi doğal olarak zincirleme iflasları meydana getirir, ödeme krizini hem derinleştirir ve hem de yaygınlaştırır. Devletin ise bu duruma müdahale edebilecek yeterli mali gücü bulunmamaktadır.

İşsizlik TÜİK tarafından açıklanan verilere itibar etsek dahi korkunç boyutlardadır ve gene herkes bilmektedir ki gerçek işsizlik bu açıklanan rakamların çok ama çok üstündedir. Ücretsiz izne çıkarma uygulaması daha ne kadar sürdürülecek elbette hiç birimiz bunu bilmiyoruz. Lakin şu anda ayda bin küsur lira ile ücretsiz izne gönderilmiş milyonlarca emekçiyi de aslında işsiz saymak gerekmektedir. İşsizlik ve gelirsizlik çözüm bulunması gereken en önemli ekonomik ve sosyal sorundur.

Yeni bir yıla kötümser bir yorum ile başlamak istemezdim, lakin bu yorumumu herkes lütfen kötümserlik olarak değil, yapılması gereken doğru işler ve uygulanması gereken rasyonel politikalar konusunda bir uyarı olarak alsın, yoksa demedi demeyin biriken sorunlar çığ olur üstümüze gelir.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz