TÜİK tarafından açıklanan son istatistiki verilere göre Türkiye’de en yüksek gelire sahip yüzde 20’lik grubun toplam gelirden aldığı pay, geçen yıl bir önceki yıla göre 0,2 puan artarak yüzde 47,6’ya ulaştı. En düşük gelire sahip yüzde 20’lik grubun aldığı pay ise 0,2 puan azalarak yüzde 6,1’e geriledi.

Toplam eşdeğer hane halkı kullanılabilir fert gelirleri içinde en yüksek payı, yüzde 48,5 ile bir önceki yıla göre 0,4 puan azalan maaş ve ücret gelirleri aldı. İkinci sırayı yüzde 20,1 ile önceki yıla göre 0,4 puanlık artış gösteren sosyal transfer gelirleri alırken bunu yüzde 18,8 ile 2017 yılına göre 0,8 puan azalan müteşebbis gelirleri izledi.

Nüfusun, yüzde 70,4’ü konut alımı ve konut masrafları dışında taksit ödemeleri veya borçları olduğunu, yüzde 58,3’ü evden uzakta bir haftalık tatil masrafını karşılayamadığını ve yüzde 11,5’i konut masraflarının hanelerine çok yük getirdiğini beyan etti.

Toplumsal barışı temin edebilmenin en önemli unsuru bölüşümde adaleti sağlayabilmekten geçer. Özgürce üretip, adilce paylaşamayan bir toplum iç barışını uzun süre koruyamaz.

Bu ülkede her bir vatandaşımız ekmeğinin, çoluk çocuğunun nafakasının derdindedir, çalışmak ve üretmek bu ülkenin kadim kültürel değerlerinde övülen, alkışlanan özendirilen bir eylemdir.
Çalışmak iyi güzelde hem çalışıp hem de yaratılan artı değerden yeterince pay alamamak her insanın tepki duyacağı, kolay kolay içine sindiremeyeceği bir olaydır.

İstatistiki veriler ülkemizdeki gelir dağılımdaki bozukluğu açıkça gösteriyor ve daha da kötüsü gözlemlenen trend bu bozukluğun azalmadığı tam tersine arttığı yönünde.
İktidar çok ivedi bir şekilde gelir dağılımındaki bu bozukluğu ve adaletsizliği giderecek ekonomik tedbirleri almak zorundadır diye düşünüyorum.
Geniş kitleleri sosyal yardımlar ile yaşamaya mahkum etmenin insani ve sürdürülebilir bir politika olmadığı aşikardır.

İnsanlar çalışmalı üretmeli ve emeklerinin, alın terlerinin karşılığını hakkıyla alabilmelidir, bir avuç rantiye emek harcamadan alın teri dökmeden zenginleşirken geniş kitlelerin bunlara bakıp yutkunması muhakkak ki sosyal barış için ciddi bir tehdittir.

AKP yoksulluk, yolsuzluk ve yasaklar ile mücadele etme sözü vererek iktidara gelmişti bugün gelinen noktada ise bu sözlerin havada kaldığı açıkça görülmektedir. Gittikçe yoksullaşan ve geleceğe güvenini kaybeden geniş kitleler çözümü bu ülkeden göç etmekte aramaya başlamıştır, fırsatını bulan daha iyi bir gelecek yakalayabilmek için çareyi gurbet ellerde aramaktadır.

Bu gidişata müdahale etmek insanların bu ülkeye ve geleceğe güvenini temin etmek hiç şüphesiz ki iktidarın görevidir davul da iktidardadır tokmakta, AKP Cumhuriyet tarihinde görülmedik bir iktidar gücünü tek başına kullanabilmektedir ve bu iktidar gücü tesis edilmeden önce başkanlık sistemi bir gelsin uçacağız iddiası gene AKP’li yöneticiler tarafından dile getirilmişti ne oldu, uçtuk mu?

16 Nisan referandumundan beri işler hep daha da kötüye gitti, millet eskiyi arar özler oldu. Fabrikalar birer birer kapanıyor, esnaf kepenk indiriyor, çiftçi tarlasını bağını bahçesini ekmiyor iş yapan zarar ediyor yapmayan para kazanamıyor çalışanların maaşları pul oldu, emeklinin durumu perişan, elin emeklisi ülke ülke gezerken Türk emeklisi bırak tatile gitmeyi bakkala, manava, pazara bile gidemez hale geldi.
İşsizlik almış başını gidiyor, cumhuriyet tarihinin rekorlarını kırıyor. Peki tedbir nedir ve bu ülkede nasıl özgürce üreten, adilce bölüşen bir düzen kurulacak? Bunun yolu bellidir ve çalışanların ve yatırımcıların güvenini tekrar tesis edebilecek yeni bir anayasal reform yapmaktan geçiyor! Bu reform ile iktidarın tekilleşmesi, tek bir adamın iki dudağı arasına hapsedilmesi engellenmeli, hukukun üstünlüğü ve egemenliği tanınmalı, bağımsız ve tarafsız bir yargı sistemi tesis edilmeli, iktidar siyaseten parlamentonun ve hukuken yargının denetimine açılmalıdır. Ancak bu reformlar yapılırsa insanlar bu ülkede sisteme yeniden güvenir ve yeniden yatırım, üretim yapar, insanlar iş bulur, çalışır, üretir. Özgürlüklerin ve hukukun hakim olduğu bir iklimde üretimden gelen gelir adilce bölüşülür, rantiyelerin elinde toplanmaz bölüşümde adalet bu sayede tesis edilir diye düşünüyorum.

Facebook Comments

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz