YÜKSEK ENFLASYON VE KUR KİME YARAR KİME ZARAR?

0
15

Birçok kişinin düşündüğünün aksine yüksek enflasyon ve yüksek kur herkese zarar vermez, bazı kişi ve kesimlere de ciddi yarar sağlar.

Öncelikle yüksek enflasyon devlete yarar ve devleti yükümlülüklerinden kurtarır bu bakış açısıyla enflasyon bir tür vergi olarak da nitelenebilir. Zaten devleti yöneten iktidarlar da bu faydayı sağlamak üçün enflasyonist politikalar izler. Şunu hiç unutmayın iktidarlar tarafından enflasyonist politikalar izlenmediği müddetçe bir ülkede enflasyon olgusu asla ortaya çıkmaz.

Yüksek enflasyon devlete yaradığı gibi enflasyon ile değer yitiren para birimi üzerinden borçlu olan kişi, kurum ve hatta devletlere de yarar. Hele hele birde borca enflasyonun çok altında bir faiz ödeniyorsa bu borçlu olan taraf için tam manası ile bir gaymaklı ekmek gadayıfıdır, tadından yinmez…

- Reklam -

Son dönemde yaşadığımız pandeminin de etkisi ile tüm dünyada kişilerin, kurumların ve devletlerin borcu muazzam miktarda artmış bulunmaktadır. Dikkat ederseniz tüm dünyada enflasyonist bir trend var, neden? Çünkü tüm dünyada iktidarlar salgın nedeni ile donan ekonomiyi harekete geçirebilmek için enflasyon yaratacağını bile bile enflasyonist, genişlemeci politikalar uyguladılar. Para bastılar, kamu harcamalarını arttırdılar ve faizleri düşük tuttular bazı hallerde negatif faiz uygulamaya, yani elde para tutmayı cezalandırmaya bile başladılar. Bütün bu uygulamalar sonucunda tüm dünyada enflasyon yükseldi.

Enflasyonu düşürecek önlemleri almakta ise neredeyse tüm iktidarlar çok dikkatli ve nazlı davranıyorlar çünkü para aniden büyük ölçüde değer kazanırsa borçlu devlet şirket ve kişiler zincirleme iflas edip ekonomik yapıyı çökertebilir, dünya tarihinde görülmemiş bir borç krizi yaşanabilir.

Türkiye’de bu trendin dışında değil elbette, üstelik Türkiye’de devlet hibe şeklinde pandemi desteklerinde son derecede yetersiz kaldı ama borçlanmayı ve borç ertelemeyi kolaylaştırdı. Kişilerin ve kurumların borcu bu dönemde olağanüstü miktarda arttı. Bankaların kredileri takibe alma süreçleri zorlaştırılıp, kredilere takla attırmak kolaylaştırılarak bu borçluluğun bu güne kadar devamı sağlanabildi. Lakin artık sona gelindi, eğer Türk Lirası çok ciddi ölçüde değer kaybetmez ve faizler enflasyonun çok ama çok altına çekilemezse borçlular kredilerini ödeyemeyecek ve bir zincirleme iflas süreci başlayacak. Bunun yaratacağı ekonomik çöküş ve istihdam kaybı göze alınamayacak kadar büyük olunca iktidar yeni bir rotaya girdi enflasyon ve kurların yükselmesine paranın değer kaybetmesine razı olarak bu kredilerin ve sair Türk Lirası borçların ödenebilir olmasını sağlamaya uğraşıyor. Bir manada alacaklıları cezalandırıp, borçları kamulaştırıyor.

Böyle bir enflasyonist dönemde sabit ve düşük faiz ile borçlanan karlı çıkacak borç veren ise zarar edecek sonuçta çok ciddi bir servet transferi yaşanacak.

Türk Lirasının değer kaybetmesi ve döviz kurlarının yükselmesi döviz borçlusu olan kişi ve kurumları elbette sıkıntıya sokar, lakin döviz geliri olmadığı halde dövizle veyahut da dövize endeksli olarak borçlanan kesim çok geniş değil. Özellikle şirketlerin döviz geliri yoksa döviz borcu da pek yok demektir. Bu gün döviz borcu taşıyan şirketlerin çok büyük bir çoğunluğunun geliri de döviz cinsindendir. Döviz cinsinden borcu olan firmalar ya ihracat yapıyor ve yahut da Yap İşlet Devret ve benzeri projeler kapsamında gelirleri döviz cinsinden ya da dövize endeksli olan şirketlerdir. Bu noktada döviz borcunun ana muhatabı da elbette devlettir. Özellikle ulaştırma, enerji ve sağlık sektöründe görülen döviz bazındaki hazine garantili sözleşmelere dayalı olarak oluşan borçların tamamı aslında devletin borcudur, bunları özel kesimin borcu olarak görmemek gerekir.

Bu noktada elbette boynu altta kalan ücretli ve emekli kesim olacaktır ve eğer iktidar bu kesimi enflasyona ezdirirse sandıkta dibi göreceğini biliyor. Ayrıca zaten enflasyon ve kurların yükselmesinden korkmayan, bunu göze almış bir iktidarın ücretleri ve emekli maaşlarını ciddi miktarda arttırmasının önünde hiçbir engel bulunmamaktadır. Ayrıca halkın gelir seviyesinin yükselmesi sonucunda tüketimin artması ve kamu harcamalarındaki artış borçlu şirketlerin ciro yapabilmelerini de sağlayacaktır.

Sonuçta olacak şudur Türkiye bu politikalar sonucunda bir hiperenflasyona sürecine girecektir.

Döviz bazındaki borçların ana muhatabı olan devletin ise bu borçları ödemekte çok zorlanacağı ve eninde sonunda bir dış borç krizi yaşayacağı muhakkaktır.

- Reklam -

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz