Zaman çok hızlı ilerliyor, teknolojinin hızına yetişemiyoruz.Teknoloji hayatımızın her bir noktasını etkiliyor, bunun içinde tabi ki meslek dalları da yer alıyor. Eskiden önemli geçim kaynağı olan mesleklerin birçoğu bugün yok olmuş durumda.

Anadolu’da birçok el emeği, göz nuru gerektiren, her bir noktasına emek harcanan meslek dalları yer alıyordu. Ancak bu mesleklerin bir çoğu makineli üretimlere yenik düştü, yerini seri üretim ürünlere bıraktı. Hal böyle olunca bu mesleklerin birçoğu yok oldu,önemli bir kısmı da yok olmayla yüz yüze…

Bir dönem hangi meslekler vardı ve yok oldu bazılarını hatırlayalım.

Nalbant

 Taşıma ve ulaşım sektöründe kullanılan hayvanların nallanması, hayvan tırnakları altına demir parçası yani nal ya da nalça çakılması,nalbantlığı yaygın bir hale getirmişti. Günümüzde otomobil lastiği ne ise nal da dünün Osmanlısında aynı işlevi görüyordu. Nalbantlar genellikle ulaşım güzergahlarında yer edinirdi.

Sepetçi 

Plastikten önce su geçirmez kaplar topraktan ya da bakırdan yapılır,diğerleri saz, kamış ya da ince dallardan örülürdü. Genellikle sapı olan, yiyecek ve eşya taşımak için kullanılan bu tür kapları sepetçi örerdi. Sepet hamalı, genellikle pazar yapanların sebze-mevyesini sırtındaki sepetle eve taşırdı. Sepet kimi zaman bavul yerine de kullanılırdı.

Bileyci

 Bıçak ve emsali şeyleri çarka tutup bileyen esnaf genellikle seyyardı. Demirden yapılmış ev aletleri görece değerli eşyalardı. İstanbul’daki bileyci esnafının büyük çoğunluğu, Karadenizli bekar uşağı ya da Buharalı idi. Bileycinin mahalleye gelişi kısa sürede duyulur, ev sekenesi, her türlü kesici ya da yarıcı aleti sık aralıklarla bileyletirdi.

Çömlekçi 

Topraktan yapılmış çanak, çömlek, testi, sürahi, bardak, kase, küp ve saksı gibi eşyalar satan esnafa çömlekçi denirdi. Orta ve üst gelir grupları, kalaylanmış bakır kap kullanırdı. Eskiden Bayezid Meydanı’nda bir sıra çömlekçi dükkanı vardı. Toprak kapların yerini zamanla bakır ve benzeri maden kaplar aldı. Ama çömlek özellikle kırsal yörelerde günümüzde de hâlâ kullanılıyor.

Arzuhalci

Ücret karşılığı mektup, dilekçe vb. yazan, form dolduran kimselere Arzuhalci denirdi. Arzuhalciler dilekçe yazmanın yanı sıra,vatandaşın yerine onların resmi dairelerdeki ( bayındırlık,tapu, evlenme vs.) işlerini de takip ederlerdi.

Arzuhalci,eskiden Belediye veya adliye gibi devlet dairelerinin yakınında,köşe başlarında; halkın mektup, dilekçe yazmak gibi işlerini yapardı.

Kalaycı

Onları çalışırken seyretmesi çok zevkli olurdu. Kalaycılar,eski mutfakların tel dolaplarını ışıltılarını doldururdu.Sihirbaz gibiydiler,bir anda simsiyah yanmış tencereler ışıl ışıl olurdu.

Anadolu’da önemli bir gelenek ve el sanatına dönüşen yorgancılık mesleği de teknolojiye ve tüketen toplumun tembelliğine yenik düşerek kaybolmaya yüz tutan meslekler arasında yerini aldı.

Değişik motifler, desenler, renkler ile yapılan el emeği yorganların sayısı makine ile üretim yapan fabrikalar nedeniyle azalarak yok olmaya terk edildi. Ankara Etimesgut’ta bulunan Murat Yorgan Dikim Evi’nin çalışanlarından İbrahim Cirnavuk ile yaptığımız röportajda yok olmaya yüz tutan mesleklerden yorgancılığı konuştuk.

– Mesleğinizde sıkıntılar var mı?

Cirnavuk: Mesleğimizde muhakkak sıkıntılarımız var. Kendi mesleğimiz, el sanatları olduğu için biraz daha rahatız. Eskiye göre şöyle bir karşılaştırma yapabilirim. Ben küçüklüğümde hatırlıyorum babamın dükkanında 8-10 kişi çalışırdı. El sanatlarına insanlar daha yatkındı, şimdi değişti. Şu an biz kimseyi çalıştırmıyoruz ki çalıştıracak kişi de bulamıyoruz.

Mesleğimizde alttan yetişenler yok, bu durum birçok meslek için geçerli.Bizim mesleğimiz tamamen bitmiş durumda kesinlikle çırak yok. Ben 1986 doğumluyum 33 yaşında olmama rağmen bu meslek dalında çalışan en küçük insan benim. Bizden sonrası yok, bizden sonrada bu meslek en fazla 10 yıl daha icra edilir.

– Neden yün yorgan kullanmalıyız?

Cirnavuk: Ülkemizde ki bütün insanların yün kullanması gerek ama şuan insanlar elyaf kullanıyor. İnsanların elyafı tercih etme sebebi yıkanabilir olması. Yıkanabilir olmasına rağmen elyaf petrolden yapıldığı için insan sağlığına zararlıdır.

İnsanlar elyaf yorgan kullandıklarında elyaf yorganlar teri çekmez aksine terletir. Örnek verecek olursak poşetten bir atlet giydiğinizi düşünün poşetten atlet sizi terletir ve kullanım amacından dışarı çıkar ancak pamuktan giydiğiniz atlet siz terlediğinizde sizin terinizi alır ve sizin hastalanma olasılığınızı düşürür.

Örnekte verdiğim gibi elyaf yorganla yünlü yorgan arasındaki fark sağlımız açısından çok kıymetli. Elyaf yorgan kullanan insanlar aslında kimyasal bir maddenin altında uyuyor. Yün yorgan terletmez aksine teri çeker, sağlıklıdır,sıcak tutar en sağlıklısı da yündür.

– Yün günümüzde neden kullanılmıyor?

Cirnavuk: Yünün kullanılmamasının nedeni makineleşen sanayi. Elyaf yorganlar makine de dikilmektedir. Hızlı bir üretimi vardır ve elyaf yorganlar yıkanabilir olduğu için insanların kolayına gelmektedir. İnsanlar bu kolaylıktan dolayı elyafı tercih ediyorlar ancak kendi sağlıklarını düşünmüyorlar.

Düşünmediği içinde ne oluyor 10 tane müşterimiz varsa 2 taneye düşüyor. Biz şu anda 2’lik dönemdeyiz. Müşterilerimizin 10’da 8’i gitti geriye kalan 2’si de eski insanlar. Çağımızdaki insanların yün yorgandan haberi bile yok. Yünü yıkayacaksın, kurulayacaksın kumaşını değiştireceksin, tekrar diktireceksin. Bu saydıklarımı insanlar 2 yılda bir yapsalar yeterli oluyor.

– İnsanlar vakit kazanmak için mi elyaf yorganda ısrarcılar?

Cirnavuk: Vakit ev kadınları için sıkıntı değil, çalışan kadınlarımıza gelecek olursak onlar içinde kolaylık var,yünlerini yıkatabilirler. Yıkayan yerlerde bulunmakta ama insanlarımız diyor ki ben bu yün yorganı yıkattıracağım 20-30TL civarında yorgan başı para vereceğim artı yorgancıya 40-50TL vereceğim. Bu paraları vermek yapmak insanlarımıza zor geliyor. Mağazadan 60-70 TL’ye hazır yorgan alırım, idare ederim diye düşünüyor.

– Meslekte çırak neden yetişmiyor?

Cirnavuk: Çırak bulamama nedenimiz biraz da eğitim sistemimiz ile alakalı,bir çocuk liseyi bitirdiği zaman 18 yaşına geliyor. 18 yaşında bir çocuğu alıp da yorgancı dükkanında mesleki olarak eğitmemiz imkansız. 18 yaşında bir çocuk çıraklık yapmaz kalfalık zaten yapamaz, tecrübesi yok. Biz burada gelecek olan o yaştaki çocuğa lafımızı bile dinletemeyiz.

İlkokulda öğretmenler öğrencilerini yetiştirirken büyük zorluklar çekiyor. Ben eğitimci değilim 18 yaşında olan bir çocuğu burada nasıl yetiştirebilirim? Ortaokulda öğrenmek için gelse bir çocuk yavaş yavaş öğrense belli bir zamandan sonra da kalfa olur yetişmiş olur.

Yetişmiş olan bu çocuk büyüdüğünde bu işi ek iş olarak da yapabilir.Şu an bizim işlerimiz süper olsa bile aldığımız çırağı burada yine yetiştiremeyiz.

Kendimden yola çıkarak söylüyorum ki 18 yaşında anlamadığım bir meslek dalında çalışmak istemezdim. Gençlerin haklı olduğu noktalarda var biz baba mesleği olduğu için bu mesleği yapıyoruz. Benim baba mesleği bu olmasa belki bende yapmayacaktım. Liseden mezun olarak gelen bir çocuk tekrar ederek söylüyorum ki buraya gelecek, iğne tutmayı öğrenecek, dikmeyi öğrenecek çok teferruatlı gerçekten. Bir çırağı 18 yaşından sonra yetiştirmemiz çok zor.

– Yorgancılık bir el sanatı mıdır?

Cirnavuk: Yorganların deseni müşterilerin isteğine göre değişiklikler gösteriyor. Kendimize ait bir kataloğumuz bulunmakta içerisinde tavus kuşundan, milli takımların formalarında ki armalara kadar çeşitler bulunuyor. Müşterimiz ne isterse biz onu burada yorgana ilmek ilmek işliyoruz.

Çift boyutlu desenler ilgi odağı yorgana verdiğimiz desen bir taraftan bakıldığında kelebek diğer taraftan bakıldığın da insan yüzü. Zorluk derecesi yüksek olan bu modelleri bile yapıyoruz ancak bu ağır modeli yapmak 15 gün sürüyor bu yaptığımız desenin işçiliği çok pahalı bu paralar insanlarımızın ekonomik durumunu zorlasa da ilgilerini çekmeyi başarıyor.Mesleğimiz bir sanat, devlet kurumlarında el sanatı olarak geçiyor. Ancak insanlarımız sanatımıza gereken desteği sağlamıyor.

– İşlerin yoğunluk kazandığı dönemler var mı?

Cirnavuk: Yorgancılık işinde bizim iki sezonumuz bulunmakta. Bu meslekte bir yıl içerisinde ortalama 7 ay çalışıyoruz. Geriye kalan 5 ayımız boş geçiyor, hiçbir şekilde iş yapamıyoruz.

Havalar ısındığında yün yorgan kullanan insanlarımız yünlerini yıkarlar, kumaşını alır gelirler, bize sıraya girerler, biz de sırası geldiğinde dikeriz. Yazın başlangıcında çeyizlik işlerimiz başlıyor. Haziran ve Temmuz aylarında özellikle çeyizi olanlar yününü, kumaşını getirir buradan modelini beğenir saten yorgan yaptırır. Zaten çeyizler için bu adettir, kesinlikle her çeyizin içinde bir adet yün yorgan bulunur. Bir aile çeyiz düzdüğü zaman illa yorgancıya uğrar.

Çeyizlik işlerimiz bittikten sonra Eylül- Ekim aylarında hava soğumaya başladığında Aralık ayına kadar ihtiyacı olanlar gelir yün yorganlarını bize yaptırırlar.

– Günümüzde yorgancılık mesleği ile geçinmek mümkün mü?

Cirnavuk: Günümüz şartlarında yorgancılık mesleği ile geçinemiyoruz.Sigortamızı yatıramıyoruz, yatırsak bile 5 aylık süreçte iş yapamadığımız için yatıramıyoruz. Benim bu meslekte tek amacım dükkan kendini döndürsün, meslek devam etsin bu bana yeter. Yaz aylarında kazandığımızı söyleyebilirim ancak kış aylarında biriken borçların ödemesini yaptığımız da bize para kalmıyor.

Yorgancılık mesleğinde vergi yok, sadece kardan devletimize vergi veriyoruz.Geçinemiyoruz aslında geçinemediğimiz halde vergimizi ödemeye devam ediyoruz. Kışın iş yapamadığımız için dükkanı kapatıp başka işte çalıştığım zamanlar da oldu.

Mesleğimi seviyorum kesinlikle mesleğimi elimden geldiğince devam ettirmek istiyorum. İnsanların kendi mesleğini icra ederken şunu düşünmesi gerekir: “Ben insanlara ne kadar fayda sağlıyorum?” Bu meslekte bir fabrikanın yaptığı yorgandan daha kaliteli daha sağlıklı yorganlar üretiyorum, buda benim işe bağlılığımı arttırıyor.

– Vatandaşlarımıza ne söylemek istersiniz?

Cirnavuk: Sadece yorgancılık mesleği için konuşmayacağım hangi ürünü kullanırlarsa kullansınlar ilk önce o ürünün sağlıklı olup olmadığını incelesinler. Bizim mesleğimize gelecek olursak mesleğimi devam ettirmek istiyorum ancak ne kadar devam ettiririm bilmiyorum. Devletimizin çalışmaları var ancak bize bir faydası yok. Bir teşvik olsa burada çok daha güzel çok daha başarılı işler yapabilirim ancak böyle bir teşvikimiz yok.

Teşvikleri geçtim ben sigortamı yatıramadığım için ortaya çıkan gülünç bir durum var. Bankalar bize kredi kartı bile vermiyor haklı olarak. Devletimizin desteklerini bekliyoruz, halkımızın da duyarlı olmasını istiyoruz en azından bir mesleğimiz daha kaybolmamış olur.

Tüketen bir toplum olmaktan çıkıp, üreten bir toplum olmak için küçük bir başlangıç olmasını temenni ediyorum.

FACEBOOK YORUMLARI

SONSÖZ YORUMLARI

Lütfen yorumunuzu girin
Lütfen adınızı girin

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.